# Aynı Coğrafyada Üç Dilin Benzeşmesi

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/ayni-cografyada-uc-dilin-benzesmesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-03-13T18:51:04+02:00
- Güncelleme: 2013-03-13T18:51:04+02:00
- Yazar: AHMET AYDIN
- Kategori: KÖŞE YAZISI

“ARAPÇA TÜRKÇE VE KÜRTÇE ATASÖZLERİ”


           Bu yazıyı yazmaktaki amaç aynı
coğrafyada konuşulan üç ilin(Arapça,Türkçe,Kürtçe) birbirine olan benzerliği ve
ya etkileşim sonucunda birbirine benzeşmesini dile getirmektir.Bu makaleyi
yazmadan önce hangi dilde yazacağım konusunda tereddütlerim vardı.En sonunda
daha iyi anlaşılması için ve daha geniş bir kitle tarafından okunması
noktasında Türkçe yazmam gerektiğine inandım.Yoksa üç dil de aynı değerde ve
kutsallıktadır.



Dilin tanımını yapacak
olursak;Dil,bir sesli işaretler sistemi olan,aynı toplulukta yaşayan ve ya aynı
milletten olan insanların anlaşabilmelerini sağlayan en gelişmiş iletişim
aracıdır.Dilin kaynağı çok eskilere dayanır ve dilin kendinden doğma kuralları
vardır.Dil,toplumun ortaklaşa meydana getirdiği ve kullandığı canlı bir
varlık,sosyal bir kurumdur.Bu tanımdan yola çıkarak Arapça,Türkçe ve Kürtçenin
benzeşmesi noktasını daha iyi anlarız sanırım.İlk önce “aynı toplulukta yaşayan
insanların anlaşabilmelerini sağlayan” tanımına dikkat edersek;Araplar,Türkler
ve Kürtler aynı toplulukta yani bir arada yaşayan insanlardır ve bu insanlar
anlaşmak için üç dili de kullanmışlardır.İkinci özellik dilin canlı bir varlık
olması yani bazı kelimelerin zamanla yok olması,bazı kelimelerin başka
dillerden alınmasıyla yeni kelimelerin ortaya çıkması gibi…İşte bu noktada
Arapça,Türkçe ve Kürtçe birbirinden kelimeler alarak kendi içlerinde yeni
kelimeler türetmişlerdir.Üçüncü özellik ise dilin sosyal bir varlık olması ve
en önemli özellikte  budur bence çünkü
dilin bu özelliği insanların bir arada yaşama ihtiyacından doğmuştur.İnsan
sosyal bir varlık olduğu için başka insanların örf,adet ve geleneklerinden
etkilenir.Aynı coğrafyada yaşayan bu üç halk duygu,düşünce bakımından birbirine
benzemeye başlamışlardır..


Mesela bir kızın annesine çekmesi
mantalitesine baktığımızda bu üç halk da aynı düşünmüşlerdir:


“Annesine bak,kızını al.”


“Iksırıl basalê û şımme,ıl bınt
tıci ‘ala ımme.”


“Gîha şîndibi ji kokê,qîz tê li
makokê.”


 


Normalde Arapça,Türkçe ve Kürtçe dilleri her biri farklı bir
dil ailesine mensup (Arapça:Hami-Sami Dil Ailesi,Türkçe:Ural-Altay Dil
Ailesi,Kürtçe:Hint-Avrupa Dil Ailesi) dillerdir
ve birbirlerinden bu kadar etkilenmeleri mümkün değildir.Fakat yüzyıllardır bir
arada yaşayan bu halklar birbiri gibi düşünmeye başlamış ve bu benzeşmeyi
dillerinde de meydana getirmişlerdir.


            Doğa
karşısında aynı duyguların hissedilmesi olarak Kürtler ve Türkler bir
atasözünde böyle dile getirmişler;


            “Mart
Kapıdan baktırır,kazma kürek yaktırır.”


            “Adari,bibari
nebari dîsa xedari.”


 


İnançlar noktasında yapılan bir iyiliğin karşılık beklemeden
sadece Allah rızasını kazanmak için yapılması gerektiğini dile getiren iki
atasözü Türklerin ve Arapların ortak paydada buluştuğuna işarettir:


            “İyilik
yap,denize at.”


            “Sewi xeyr
û kubbu fıl bahr.”


 


Tedbirli olma ve ya kötü günlere hazırlıklı olma açısından
ise üç halk ufak değişikliklerle aynı atasözünü kullanmışlardır:


            “ırfa`
qırşıl abyaz lı yewmel eswed.”


            “Ak akçe
kara gün içindir.”


            “Ava bîra
bi tedbîra.”


 


Şimdi vereceğimiz iki atasözü ise iki farklı halkın bir
durumu açıklayacak kadar birbirine bu kadar benzeyebilir mi sorusunu insanın
aklına getiriyor:


            “Çam sakızı
çoban armağanı”


            “Xelata
şivana,benîştê qizwana”


 


Dürüstlük kavramı üzerine ve dürüst olmanın gerekliliği ve
ya dürüst olmamanın götürüsü üzerine üç ayrı atasözünün ve bu atasözlerini
söyleten üç farklı dilin arka planındaki mantık aynıdır:


            “Mêvanê
derewîn zêdeyî firavînekê naxwi.”


            “Lahkıtıl
kezzab ila ındıl bab.”


            “Yalancının
mumu yatsıya kadar yanar.”


 


İnsan sağlığının her şeyden daha önemli olduğu üzerine ise;


            “I’ti malık
we la tı behdıl halık.”


            “Cana
geleceğine mala gelsin.”


 


Umut ve umutsuzluk arasındaki çelişkinin insan üzerine
yarattığı yıkım ise ;


            “Kero nemri
buhar hat,pîrê nemri qivar hat.”


            “Ölme
eşeğim ölme bahar gelecek.” atasözleri insanlar arasındaki ortak aklın ve
ortaklaşmanın en bariz örnekleridir.Ayrıca ;


            “Tilkinin
dönüp dolaştığı yer kürkçü dükkanıdır.”


            “Bazdana pisîkê
hetta kadînêyi.” ve


            


            “El qırd fi
ayn ımmihi ğezal.”


            “Kargaya
yavrusu kuzgun görünürmüş.” atasözleri de bizi destekler mahiyettedir.  


             Sonuç
olarak bu  atasözlerinin bazıları bu üç
dilin birbirinden tercümesi de olabilir mesele; burada tercüme söz konusu olsa
bile bir dildeki  atasözünün tercümesi
başka dile bu kadar uygun olmasıdır çünkü şiir,şarkı,atasözleri gibi nazım
türleri başka bir dile tercüme edildiği zaman kendi etkileyiciliğini
yitirebilir ve ya kelimeler semantik özelliklerini yitirebilirler,bu üç
dilin(Arapça,Türkçe,Kürtçe) alışverişinde 
ise öyle bir şey söz konusu değildir.



 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/ayni-cografyada-uc-dilin-benzesmesi)