# Bağımlılıklar ve Tutsaklık!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/bagimliliklar-ve-tutsaklik
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-11-13T15:38:32+02:00
- Güncelleme: 2013-11-13T15:38:32+02:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Bugün
kahraman ilan ettiğini yarın hain ilan edebilen bir toplum haline gelmişiz.
Zira insanların, haklı olduğu halde yenildiğinde hain; haksız olsa da
yendiğinde kahraman ilan edildiği bir asırda yaşıyoruz! Haklı ile haksızın,
doğru ile yanlışın ‘yandaş ve karşıt’ kıstasıyla belirlendiği bir zaman
diliminde yaşıyoruz! Dininizi veya dünya
görüşünüzü, yaşam tarzınızla beğendirmedikten sonra sözle övmenizin bir anlamı
yok! Egemenlik de ormanlar gibi gerçek manada milletin olmadıkça; sözde kalan
tüm dünya görüşleri milleti köle edinmenin değişik versiyonu olmaktan öteye
geçmez. "Hukukun" muktedir olduğu bir zeminde/dönemde haklı olmak,
iktidar olmaktan daha değerlidir... 
Kâinatta
şimdi var olan her şey önceden de vardı fakat insan yaratıldıktan sonra
kötülüğün aleti oldular. İnsan ağaçlardan ok, demirden de silah yaptı. Modern
çağın 'Modern İdarecileri' kendilerine tasmasız ve zincirsiz modern köleler
elde edecek modern bir sistem inşa etti.
"Hak, hukuk ve
insanlık için" diyerek kendi çıkarını önceleyen, ideolojik körlük ile
kötünün iyisine razı olan bir toplumda yaşamak!
Birbirini öldüren
günümüzün sözde Müslümanları, “öteki” saydığı diğer insanlara emniyet ve güven
veremediğinden İslam’a da zarar vermektedir. Allah
deyip sömürenler iki defa sorumludur. İslam, sanılanın aksine sadece “Ahlakı”
ve Allah'ın insanlar üzerindeki haklarını içermiyor! İslam hukuku; hayatı
huzurlu ve yaşanabilir kılacak düsturları işlevsel hale getirecek bir devletin
kurulmasını da öngörür.
Birisini dindar veya dinsiz saymadan
önce, din nedir ve neyi hedef kılmıştır sorusunun cevabını sorgulamalıyız.
Unutulmuş "İnsanlığı" hatırlatmak ve artık yaşanmaz hale gelen hayatı
yaşanır kılmak için gelen İslam, günümüzün sözde Müslümanları tarafından ters-düz
edildi. Günümüzün sözde Müslümanlarının "İslam kardeşliğine"
yüklediği mana ne ise; sosyalistlerin "Halkların kardeşliği" de o
derecedir! Kürd'ü, Türk'ü, Arab'ı, İngiliz'i; doğulusu, batılısı hülasa
insanlık ailesinin artık sloganikleşen söylemlerin ötesinde yekdiğerini
eylemlilikleri ile ikna etme zamanı gelmiştir.
Melekleşme derdinde olan insanlarla
hiçbir problemim yok, olamaz da; sorun, zebanileşme yolunda olan insanlar.
Kaderi hesaba katmadan hayal kuran insanlar bilirim, kaderin planını
unutmuşçasına plan yapan insanlar tanırım…
Tarih,
Doğu ve Batı ayrımı yaparak Doğu ile Batıyı çıkar ve ihtirasları için birbirine
kırdıranları affetmeyecektir. Ne Doğu Batı olabilir ne de Batı Doğu. Doğuyu
batılılaştırmak veya batıyı doğululaştırmak için çabalayanlara çağrımdır:
Bunları benzeştirmeye çabalayanlar veya öyle gözükenler, bu mücadelede yenilen
taraf olacaktır. Zira onları yaratan ve tektipçiliği değil de çok renkliliği
kudretinin delillerinden sayan Allah, onları böyle yaratmıştır.
“Batı da Allah'ındır
Doğu da… 2/115” bu bağlamda doğulu veya batılı olmak bir erdem kriteri olmadığı
gibi doğu ve batı kimsenin özgür iradesiyle tercih ederek doğduğu yer de
değildir. Doğunun ve batının yaratıcısı olan Allah şöyle buyurmaktadır: “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz
değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe,
meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek)
yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere
sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman
sözlerini yerine getirir. 2/177” “(O) iki doğunun ve iki batının
Rabbidir. 55/17”
Fırat, Dicle, Nil,
Kızılırmak, Niagara ve diğer tüm nehirler; aynı kudretin suyunu denizlere ve
okyanuslara akıtmaktadır…
Batının
plajlarında güneşlenmek için doğuyu kan gölüne çevirenler, çocuklarına kanlı ve
dolayısıyla utanılacak bir tarih/geçmiş bırakacaklarını da hesaba katmalılar.
İstikbalde bulabileceğiniz en büyük servetin lekesiz bir geçmiş olacağını
unutmayın!
Hep bizden olanı takdir etmek hastalık
olduğu gibi kendinden olmayanı hep yermek de bir hastalıktır. Taraftar olmak
başka taraf tutmak başkadır. At gözlüklerimizi çıkararak: Her türlü
"Ruhbanlığı" ve her türlü "Ruhbanları Rab edinmeyi" ret ve
yok saymak için hakaret etmeden eleştirme ve sorgulamaya var mısınız? Herkesi
memnun edemeyebiliriz, ama dostları küstürmemeye gayret göstermeliyiz. 
Beynin yeni fikirler doğurması da en az
bir annenin doğum sancıları kadar sancılıdır.
Hep insanın çamurdan olan kısmını görüyor
ve onunla uğraşıyoruz. İçindeki cevherle ne zaman tanışmaya yelteneceğiz.
Kendini tanımaktan korkan canlıdır insan ve bu yüzden hep başkasıyla uğraşır.
Kendini tanıyan başkasıyla uğraşmaya zaman bulmaz. Başkalarının gözlüklerini
çıkardığınızda, dünyayı başka görmeye başlayacaksınız.
Aslında
sadece bağımlılığınızdır sizi tutsak edebilen şey/güç. Neye bağımlı olduğunuza
ve olacağınıza dikkat edin! Sahip olamadığın bir şeyi satman caiz olmadığı gibi
etik de değildir. Mücadele verenler hep eleştiriliyor. Neden hep mücadele
edenleri konuşanlar/eleştirenler biraz da mücadele etmeyi düşünmüyorlar?
Liderlik savaşınızda sizi ve ideolojilerinizi var eden halktan daha kaç kişi
ölmeli, daha kaç ananın yüreği yanmalı?
İyileri çoğaltmak; kötüleri
öldürmekle değil, kötülere iyi yolu göstermekle mümkün olabilir.
Çocuklarımızın boş
kafatasları görerek dehşete kapılmalarını istemiyorsak, kin ve nefretle kurumuş
kalplerin oluşmasını önleyici tedbirler almalıyız. Yeter ki kalpler nefretle
daralmış olmasın, coğrafyalar dar olsa da sorun değil; sıkışır yerleşiriz. Kötü işten iyi ücret beklenmemeli!
 
@/MBHedbi

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/bagimliliklar-ve-tutsaklik)