# Başörtüsüz Seçilme Hakkı!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/basortusuz-secilme-hakki
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-05-08T00:17:58+03:00
- Güncelleme: 2013-05-08T00:17:58+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Başörtüsüz Seçilme Hakkı (1934)



Şunu açıklıkla ifade etmeliyim ki; her ne kadar
‘Başı açıklık’ da ‘Başörtüsü’ kadar siyasi, ideolojik ve politik bir
‘Simge-olgu’ halini almışsa da, bu konulara şimdilik girmeyeceğim, çünkü
niyetim kadının seçme ve seçilme hakkına değinmektir. Daha doğrusu amacım
günümüzde “Hangi kadının” seçme ve seçilme hakkı vardır konusudur!


Bildiğim kadarıyla Fransa ve İtalya’da 1946’da,
İsviçre’de ise 1971’de kadınlara seçme ve seçilme
hakkı tanınmıştır. 1944 yılında da Belçika’daki kadınlar bu
hakkı kazanmışlardır.


Türkiye’de ise; 1934'te Anayasa'da yapılan bir
değişiklikle kadına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Ama gelin
görün ki bildiğim kadarıyla: Anayasa’da hangi kadınlar seçer ve seçilir denmemiştir.
Yani her halükarda birçok ülkeden önce kadınlarına seçme ve seçilme hakkını
veren Türkiye, hangi kadınların seçip-seçileceğine açıklık getiremediğinden
dolayı 2011’de de kadınların meclisteki temsilinde sıkıntı yaşandı. Bazı
kadınlar vekil seçebildikleri halde seçilemediler… Bu hal önümüzdeki yerel veya
genel seçimlerde de sürecek mi bilinmez?


İlginçtir! Türkiye’den 14 yıl sonra bu hakkı veren
Belçika’da yaşayan bir Türk olan Mahinur Özdemir başörtüsüyle yemin ederek
milletvekili olurken, Türkiye’deki başı örtülü ve Türk sayılan kadınlar ise her
nedense hala bu hakkı alamamışlardır. Hatta Türk kökenli başörtülü
milletvekilinin Belçika Parlamentosuna girmesi ve başörtüsüyle yemin etmesi,
Belçikalılar tarafından ayakta alkışlanırken, Türkiye'deki bazı medya
çevrelerinin rahatsızlığına sebep oldu.  O kadar ki; her hangi bir
protestonun ya da karşı koymanın yaşanmadığı yemin törenini; "Brüksel'de
türban krizi" ve “Brüksel'de laiklik tehlikede” başlıklarıyla
haberleştirenler de oldu.


Neyse…


Başörtülüyü geçelim, hemen hemen kadının Meclis’te
olmadığı bir yerdeyiz… Çünkü ülke nüfusunun % 49’unu, seçmen nüfusunun da %
51’ini kadınlar oluşturmakta ve Meclis’in  sadece % 9’u kadın.  O % 9’un kaçının da BDP’li olduğunu bilen var
mı?


Oysa Uluslararası Parlamenter Birliği, asgari %
18.11 kadın milletvekili diyor, diye biliyorum.


Geçen dönemde birçok umutla iktidara gelen Ak
Parti’nin ağır topları bile, başörtüsü için daha “Zamanı değildir” demişlerdi.
Kendisi de kadın olan bir Ak Parti MKYK üyesi de (2011 seçimleri için)
önümüzdeki genel seçimde başörtülü kadınların meclise girebilmesi için “CHP de
bir başörtülü aday gösterse ne güzel olur” diyerek bir bakıma CHP’den medet
bekliyordu veya her konuda olduğu gibi Ak partinin felsefesi olan toplumsal
mutabakatın bu konuda da sağlanmasını diliyordu… Haklı da olabilir. Zira
böylesi konular ‘Siyasi polemik’ alanı yapılmamalı. Bu ve benzeri alanların
‘İstismar konusu’ edilmemesi adına siyasi partilerin ittifakla ön açıcı girişimler
de bulunmaları gerekir.


Daha ne zamana kadar inançsal ve benzeri
farklılıklarımızı kutuplaşma, kaos ve kargaşa sebebi yapmaya devam edeceğiz? Bu
farklılıklar üzerinden ‘Siyasi hesap’ 
yapmaktan ne zaman vazgeçeceğiz?


O zaman; “Türkiye’de başörtüsüz kadınların seçilme
hakkını kazanmalarının tarihi 1934’tür, başörtülü kadınlar ise daha seçilme
hakkını alamadıklarından o yemini edememişlerdir ve bu yüzden daha o hakkı alamamışlardır”
diyen birisi haklı bir gerçeği dile getirmiş olmaz mı?


Bu tür sıkıntıları ne zamana kadar yaşayacağız?
Bir araya gelip birbirimiz dövmeden- sövmeden sorunlarımızı ne zaman
halledebileceğiz? Avrupa’dan önce gündeme taşıyıp hala çözemediğimiz sorunlarımızı
acaba bize kim, ne zaman çözecek? Ne zaman insana etiketinden dolayı değil,
insan olduğu için değer vermesini öğreneceğiz? Elbette bu sorular çoğaltılabilir.
Ancak şunu hiçbir zaman unutmayalım ki öteki addettiğimiz insan için huzurlu yaşayabileceği
ortamları sağlamadıkça, biz de huzursuz yaşamaya mahkûm kalacağız. 


Konumuza dönecek olursak… Türkiye’de başörtüsüz
Seçilme Hakkı (1934), başörtülü seçilme hakkı (…) Ne "örtülü
ödeneklere" şahitlik etti bu ülke! Peki, başörtülü yemin Türkiye’de ne
zaman geçerli olacaktır? Başka bir ifade ile "Örtülü yemine" ne zaman
şahitlik edecek bu ülke, bilinmez...


Umarım ki bu ‘Proplem’ de toplumsal mutabakatın
nişanesi olan siyasi partilerin ittifakıyla çözülür. 


M. Burhan HEDBİ

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/basortusuz-secilme-hakki)