# Bu da geçer elbet

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/bu-da-gecer-elbet
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-12-27T14:12:06+02:00
- Güncelleme: 2013-12-27T14:12:06+02:00
- Yazar: MUHAMMED İKBAL SAYLIK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

2013
yılının son günlerini ortalık toz duman olmuş bir şekilde geçiriyoruz.
 2002’den
beri devam eden bir ittifak, 213 yılının bu son demlerinde çatırdıyor, hatta
yerle bir oldu desek yanlış olmaz herhalde.
 AK
Parti iktidara gelirken, ülkedeki muhafazakâr yapılarla, cemaat ve tarikatlarla
bir ittifak içine girmiş, bu ittifak o günden bugüne kadar devam etmişti.
 Bu ittifak
içinde en önemli ayaklardan birisi de kamuoyunda Gülen cemaati, genellikle
cemaat veya kendi deyimleriyle hizmet hareketi adı verilen oluşumdu.
 Yurt içi
ve yurt dışında açtıkları okullar, yurtlar, dersaneler yoluyla çok geniş bir
kitleye hitap eden cemaat, AK Parti döneminde altın çağını yaşadı.
 Aslında
hiçbir dönemde, diğer cemaatler veya tarikatlar gibi devletin kara listesine
girmiş değillerdi.
 28
Şubat’ın kudretli paşaları ve sonrasındaki Ecevit hükümeti döneminde bile diğer
muhafazakâr gruplar baskılar altında ezilirken, Gülen hareketi bir şekilde hayat
kalmayı başarabildi.
 Bunda,
bu hareketin başındaki Gülen’in ve cemaatin genel yapısının yönetimde kim
olursa olsun, devletle çatışmayan, onların uzlaşmacı dediği ancak kamuoyunda
tavizkar olarak adlandırılan siyasetlerinin etkisi büyüktü.
 İşte bu
hareket 2002’de AK Parti etrafında kenetlenen muhafazakâr taban arasında yerini
aldı.
 Geçen 11
yıllık süre içinde iktidarın nimetlerinden en fazla faydalanan grup olduklarını
söylersek haksızlık etmiş olmayız.
 Eğitim,
yargı, emniyet gibi kurumlara çok ciddi ve köklü bir şekilde yerleştiler.
 Nitekim
onlar da bu nimetin karşılığını vermekten geri durmadılar; 11 yıl boyunca
seçimlerde, referandumlarda, krizlerde hükümete olan desteklerini hiç
aksatmadan sürdürdüler.
 Ancak Gezi
Parkı olayları, bu birlikteliği çatırdatan ilk olay oldu.
 Gezi Parkı
sürecinde özellikle cemaatin İngilizce gazetesi olan Today’s Zaman yazarları,
hükümet aleyhinde çok sert yazılar kaleme aldılar, hatta bazı yazarlar, yabancı
basında hükümet aleyhinde yazılar yazdılar.
 Gezi Parkı,
AK Parti-cemaat ilişkilerinde bir kırılma noktası oldu.
 Ancak asıl
fırtına dersaneler tartışması üzerinde koptu.
 AK Parti
hükümetinin dersaneleri dönüştürme projesine doğal olarak en çok dersanesi olan
Gülen grubu sert bir muhalefet başlattı.
 Dersaneler
konusunda kişisel görüşüm şudur; dersaneler, eğitimin tam olarak rayına
oturmadığı sistemlerin bir ürünüdür.
 İyi bir
eğitim sisteminiz varsa, dersanelere ihtiyaç olmaz.
 Eğer hükümetin
dersaneleri dönüştürme veya kapatma planı varsa, öncelikle dersanelere duyulan
ihtiyacı ortadan kaldırması yani eğitim sistemini iyileştirmesi gerekir.
 Tekrar konumuza
dönersek; dersane konusunda köşeye sıkışan cemaat, kendisinden beklenen hamleyi
17 Aralık’ta gerçekleştirdi ve yolsuzluk operasyonu adıyla hükümete karşı
saldırıyı başlattı.
 Ancak burada
çok dikkat çeken nokta şudur; asıl niyetlerini gizlemek için yolsuzluk, rüşvet
gibi toplumun çok hassas olduğu konuları kılıf olarak kullanmışlardır.
 Biz, “hırsızlık
yapan kızım Fatima bile olsa cezalandırırım” diyen bir Peygamberin ümmetiyiz;
hırsızlığı, yolsuzluğu yapan kim olursa olsun, bu ister sıradan bir hırsız
olur, ister rüşvet alan bir memur, isterse de bir siyasetçi veya bürokrat,
mutlaka cezalandırılmalıdır.
 Gözden kaçırılmaması
gereken, bu yapılanların üstü örtülü bir darbe girişimi olduğudur.
 Bir süredir
içeride ve dışarıda, Erdoğansız bir AK parti ve Türkiye senaryoları yazılıyor.
 Peki, hedefte
neden Erdoğan var?
 Erdoğan,
uçurumun kenarından aldığı bir ülkeyi dünyanın sayılı ülkeleri arasında taşıdı,
girdiği her seçimden zaferle ayrıldı, öyle görünüyor ki bu trend böyle de devam
edecek.
 Ülkenin
kanayan yarası olan Kürt sorunun çözümü için çözüm sürecini başlatarak, düşünülmesi
bile bir zamanlar hayal olan adımları atmıştır.
 Dışarıda
ise, mazlum milletlere el uzatan, onların sesini duyuran bir hükümetin başında.
 Bugün nerede
acı çeken ve gözyaşı döken bir halk varsa; Filistin, Suriye, Mısır, Arakan ve açlıkla
mücadele eden Afrika’ya el uzatan, onların feryadına kulak kesilen bu hükümet
olmuştur.
 Hal böyle
olunca, bu topraklarda çıkarları zedelenen ülkelerin hedefinde olmasından daha
doğal bir durum yoktur.
 Şimdi ise
bir zamanlar müttefik oldukları insanlar eliyle bir yargı darbesi marifetiyle
ve seçimsiz bir şekilde alaşağı edilmek isteniyor.
 İşin bir
diğer dikkat çekici boyutu da uzun süredir bilindiği söylenen bu iddiaların
servis edilme zamanlamasıdır.
 Önümüzde
çok büyük öneme sahip seçimler var.
 Yerel seçimlerin
hemen ardından tarihimizde ilk defa cumhurbaşkanı seçeceğiz.
 Çok açık
bir şekilde ortaya çıkmıştır ki bu millete başkan seçtirmek istemiyorlar.
 Bunun için
her yolu deneyecekler.
 Önce Gezi’de
denediler, tutmadı.
 Erdoğan
ve hükümeti Gezi badiresini atlatmıştı.
 Şimdi yargı
darbesini deniyorlar.
 Bu yargı
merkezli darbe girişimini de atlatacaktır Erdoğan.
 Çünkü arkasında
güçlü bir millet iradesi vardır.
 Bu millet,
Menderes’i, Özal’ı, Erbakan’ı yiyen bu vesayete Erdoğan’ı da kurban
etmeyecektir.
 Üzüntü verici
olan ise Müslümanlar arasında büyüyen ve yayılan bu fitne ateşidir.
 Çünkü fitne,
bulaştığı herkese, az veya çok zarar verir.
 Müslümanlar
arasındaki ayrılıktan yine Müslümanlar zarar görür.
 Biz Müslümanlar
olarak bu fitnenin sona ermesi ve Müslümanların birliği için dua edelim.
 Bize yakışan
da budur.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/bu-da-gecer-elbet)