# Bu yaz sıcak geçecek-2

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/bu-yaz-sicak-gececek-2
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-06-04T14:05:35+03:00
- Güncelleme: 2014-06-04T14:05:35+03:00
- Yazar: MUHAMMED İKBAL SAYLIK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Siyasi açıdan sıcak geçmesini beklediğimiz yaz
aylarını henüz nispeten daha “ılıman” bir ortamda geçiriyoruz; cumhurbaşkanlığı
seçiminin ateşi henüz ortalığı ısıtmış görünmüyor.


Bunun aslında çok basit bir sebebi var; ortalıkta AK
Parti adayının - ki büyük bir sürpriz olmazsa Başbakan Erdoğan olarak görünüyor
– karşısına çıkacak ciddi ve elle tutulur bir rakip yok.


Muhalefetin tüm hesapları sadece ve sadece Erdoğan’ın
ilk turda seçilmesini engelleyip ikinci tura az da olsa bir umut taşıyabilmek
üzerine kurulmuş durumda.  


Aslına bakarsanız muhalefet de Başbakan Erdoğan’ın
aday olduğu takdirde seçileceğini çok iyi biliyor.


Önerdikleri çatı aday, ortak aday gibi teklifler
yukarıda da dediğim gibi süreci sadece biraz daha uzatmaktan başka bir amaç
taşımıyor.


Yani bütün taktikler işe yarasa bile Erdoğan 10
Ağustos’ta değil 24 Ağustos’ta seçilmiş olacak.


Erdoğan’ın toplumu böldüğü, kutuplaştırdığı gibi
söylemlerle hem iç hem de dış kamuoyuna Erdoğan’ın bu makam için uygun bir aday
olmadığı imajı verilerek seçimin ve seçilmesinin meşruiyeti de şüpheli hale
düşürülmeye çalışılmaktadır.


Mısır’da ve Suriye’de yapılan ve adına “seçim”
denilen rezaletleri bile meşru olarak gören bir zihniyetin, Türkiye’deki
tamamen meşru ve demokratik seçimleri şaibeli gibi sunmak istemesi sadece ve
sadece sonucu biraz erteleme veya gölge düşürme çabasından ibarettir.


Bölme ve kutuplaştırma söylemi, daha önce de çeşitli
vesilelerle dile getirdiğim gibi, 80 yıllık hükümranlıklarının son 10 yıldır
iktidarın gerçek sahipleri olan milletin iradesi doğrultusunda el
değiştirmesinden, 80 yıllık imtiyazların elden çıkmasından dolayı doğan ve
gitgide büyüyen öfke patlamasının bir ürünüdür.


Adına “beyaz Türkler” de denilen bu kesim, sadece
kaymak tabaka olarak adlandırılıp gelir seviyesi çok yüksek aileleri değil,
kendilerini “Mustafa Kemal’in askerleri” olarak tanımlayan daha kalabalık
sekülarist bir kitleyi kapsıyor.


Bugün bu kitlede şahit olduğumuz ve her geçen gün
bir histeri havasında yükselişine tanık olduğumuz Erdoğan nefretinin arka
planında aslında hem bu imtiyazların kayboluşuna hem de bu güç savaşında, bir
zamanlar küçük görülen, aşağılanan ve ötekileştirilen “dindar” kitlelerin belirleyici
olması gerçeği var.


Buna histeri dememin sebebine gelince Yılmaz Özdil, Levent
Kırca, Tarık Akan ve bu minvalde söylem üreten şahıslarda temsil edilen bir
anlayış elbette histerik olarak nitelendirilmeyi hak ediyor.


Sadece bu kadar da değil, sosyal medya bu histerinin
uygulama alanı. 


Akıl ve ruh sağlığı yerinde insanların bırakın
yazmayı hayal bile edemeyeceği söylem ve fikirlerin arka planında artık öfke
sınırlarını çoktan aşmış ve histeri sınırlarını da zorlayan bir ruh halinden
başka ne olabilir?


“Bu partiye oy verenlerin çocuklarının acısını görmelerini”
istemek nasıl bir hastalıklı kişiliğin eseridir bilmiyorum; böyle bir hastalığa
karşı tıp yeterli kalır mı ben şahsen emin değilim.  


Bu histeri sadece sıradan öfkeli bireylerle de
sınırlı değil üstelik.


Aydını, yazarı, sanatçısı ve bilumum elit tabakası
aynı dertten muzdarip.


Başbakanın mezarına tükürmekten bahsedenlerle silahları
sustuğu için zıvanadan çıkmış eskinin anlı şanlı demokratları şimdilerde kol kola.


Bir dönem meclisi havaya uçuracakken sonralarda
demokrat kesinlen ve şimdilerde yine aslına rücu eden günümüzün ittihatçı
kalemleri bu nefretin sözcülüğünü yapıyor.


Türkiye kurulduktan 80 yıl sonra 2000’lerin başında
başlattığı normalleşmeyi, arada tökezlemeler de olsa, şu anda tam gaz
sürdürüyor.


Sivil iktidar ayağındaki prangaları kırıyor,
elindeki zincirleri parçalıyor.


80 yıl boyunca o zincirleri elinde tutanlar da
bağırıp çağırmaya öfke krizlerine devam ediyor.


Yani eski sistemi isteyenler (bunlara esas gerici
demek yanlış olmaz) ve yenilikçilerin savaşına şahit oluyoruz.


Ama yaşanan normalleşme sürecek; bu millet 2 ay
sonra tarihinde ilk kez kendi başkanını seçecek.


Yaz sıcak geçecek demiştik; sıcaklıktan kastımız
aday bolluğu, nefes nefese sürecek bir seçim süreci değildi.


Sıcaklık
sadece elitlerin ve onların yönlendirdiği “beyaz” kitlelerin süreç boyunca
yapacaklarına atfen ortaya çıkacak.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/bu-yaz-sicak-gececek-2)