# Çok Yorucusun

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/cok-yorucusun
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-05-30T22:04:16+03:00
- Güncelleme: 2014-05-30T22:04:16+03:00
- Yazar: VEYSİ ELMASOĞLU
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Çok
yorucusun Türkiye, sen, neden böylesin?
Bir buçuk yıldan fazla bir
süredir, ülkede bir rahatlık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Gezi olaylarını bir
kenara bırakırsak devlet/hükümet ile PKK arasındaki ateşkes ülkedeki bütün
halklar için kazanılmış bir ferahlama süredir. 
Dediğim dedik, ettiğim ettik anlayışı her iki taraf için de iflas
etmiştir. Bundan alınan cesaretle söylenebilir ki kimsenin esen serin havaları
fırtınalara kasırgalara çevirme hakkı yoktur. 
Cumhurbaşkanlığı seçim süreci
ile birlikte Erdoğan’ın büyük bir ihtimalle o koltuğa oturacak olması ve akabinde
gelecek olan hükümetin irade yettiremeyeceğine dair beslenen şüpheden dolayı
bir hareketlenme var. 
Lice’de Hüda-Par ilçe
başkanının kaçırılması, bir başkasının öldürülmesi bunlar üzerine genel
başkanlarının yaptığı açıklamalar hiç hayra alamet değil. Aynı parti Ağrı’daki
seçimlerden çekildiğini açıkladı. Bu Ağrı’yı da AKP’nin kazanacağı ihtimalini
kuvvetlendirdi. 
Bunlardan daha ciddi bir mesele
vardır ki o da Diyarbekir-Bingöl karayolunun kapatılmış olmasıdır. Bu
gerginliği an itibariyle Muş’a da sıçraması hiç hoş değil. 
Hükümetin açılım süreci
içersinde bazı adımları geç atmasının karşılığı bu olmamalı; elimizi vicdanımıza
koyarsak. Son yıllarda ülke genelindeki söylemler, BDP’li belediyelerin
etkinlikleri, televizyon programları, doktora tezleri, geziler, el sıkışmalar az
buz adımlar değildir. On-on beş yıl önce böyle şeyler yapılacak olsaydı önü
alınamayacak kargaşalar çıkardı. 
Çocukluğumuzu ve gençliğimizi
maalesef yaşayamadığımız 90’lı yıllara geri dönmek, tam bir aymazlıktır. PKK’ya
karşı bir daha Hizbullah, bir daha İpekyolu üzerinde tanklar, bir daha akşamdan
eve gömülmeler, bir daha karşı ilçeye gece gidememek, bir da ölümler, ölümler,
ölümler…
İnanın ki Kızıltepe’den
Diyarbekir’e dört aramadan geçmek, özel hareket timlerini büyüdüğüm sokaklarda
görmek, Nevruz’da solumak zorunda kaldığım lastik kokuları, geceleri yarım
kalan çay bardağını keleş ve g3 seslerine bırakmak, öğrencilerine karne vermeye
giden bir öğretmenin cenazesine şahit olmak vs. o günlere ait ve hatırlamak
bile istemediğim birkaç küçük hatıra…
Artık yeter, yeni yetişen
nesiller acılar çekmesinler. Beraber büyümüş oldukları arkadaşlarını -aynı dili
konuştukları halde- taş, sopa ve silahlarla karşılamasınlar.
Diyarbekir’den Bingöl’e
gitsinler kaplıcalarda bir güzel gevşesinler. Oradan Munzur’a geçip gözeleri ve
dağ keçilerini doğal ortamlarında seyretsinler. Van’a rahat rahat gidip güzel
bir kahvaltı yapsınlar,  Van denizinde
bir birini ıslatsınlar, Akdamar’da bağlama çalıp bir türkü bir de sitran
söylesinler. Ağrı-Eleşkirt’te haziran ayında yaptıkları piknikte üşüsünler.
Bitlis’te büryanlarını yerken dengbej amcayla bir sohbete dalsınlar fıkralara
gülsünler. Antalyalı arkadaşlarını köylerinde misafir edip yaz tatili planı
yapsınlar.
Ben bunları yaptım. Çatışma
ortamlarından milyon kat daha iyi olduklarına yeminler ederim. 























Evet, Türkiye! Yorma çocuklarını,
silah gölgelerinde. Bizi yordun onları rahat bırak.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/cok-yorucusun)