# Çöllerin Atlantisi Ubar ...

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/collerin-atlantisi-ubar-
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2011-12-06T10:18:59+02:00
- Güncelleme: 2011-12-06T10:18:59+02:00
- Yazar: A. VAHAP OMUZLAR
- Kategori: KÖŞE YAZISI

                             '' AY'LA BERABER PEKMEZLİ OMLET YE ! ''
 
    Kendileri saldırgan/işgalci gücün gazisi iken bugün için 
ABD'nin Demokrat Parti milletvekili olarak Irak'ta işgalci gücün 
parlamenteri olarak verdiği bir önerge ile ABD birliklerinin Irak'tan ' 
derhal çekilmesi ' gerektiğini vurgulayarak;mevcut gücün varlığı ile 
Irak'ta olabilecek ilerlemeye engel olduğunun altını çizen John Murtha 
önergesinde :

 
   '' Irak'ta askerlerimizle direnişçilerin hedefi ve katalizörü 
olduk.'' diyerek,ABD'nin ikinci bir Vietnam Sendromuna saplandığının 
sinyallerini çoktan verdi sayılır da Emperyal emellere anlatmak kolay mı
 dersiniz bu belirsizliklerden dolayı ? 

 
    Sonuçta 'dünya barışı' diyerek vitrinlerini bu 
demogojilerle çekici hale getirmeye çalışan güçlerin BOP ile 
coğrafyaların siyasi dizayni pahasına birilerine ihaleye vermesini 
anlamak pek de zor olmasa gerek.

 
    Gündemdeki gerçeklerle ABD'nin,Irak'tan defolması sözkonusu
 olmazken yapılan analizlerle ABD'nin,bir güç indirimini planlayarak 
Irak'ta esnetilmiş güçlü bir merkezi hükümetle enerji havzaları ve 
bölgenin kontrolünü hedeflediğinin kanıtı olarak görülmekte.

 
    Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Stratejik 
Araştırmalar Merkezi'nin verilerine göre işgal güçlerinin '' Irak'ta 
yaygın insan hakları ihlallerinin artan bir şekilde sürdüğünü '' ortaya 
koyarken bu ihlallerin Fas,Tunus,Mısır,Libya ve yarın için Beşar Esad'ın
 Suriye'deki ihlallerinden beter olmayacağının garantisi var mı 
ki,demokrasi ithal ve ihracatlarında ?

 
    Osmanlı genişlemeciliği de bu değil miydi sürüp/giden savaşlar;Arap coğrafyasını elinde tutmak,zenginliğinden/vergisinden yararlanmak ?
 
    Herkesin yüz binlerce askerinin Yemen'de kaybedildiğini bilir 
de işine gelmeyenlerin bu kayıpların nedenlerini hala gerçeklerin üstünü
 örterek Arapları 'hain' göstererek müstemleke(sömürge) anlayış ve 
saldırganlıklarını örtmeye çalışırlar.

 
    '' Vay efendim!..dış güçlerle,bulaşıcı hastalıklar 
nedeniyle..'' sürüp,giden ancak gerçeği bu olmayan yenilgilerin 
gerekçeleri oluşturulur ve tarih böylece yanıltıcı etkisiyle halkları 
birbirlerine karşı kışkırtan masallara dönüştürüldüğünü biliyoruz 
artık,tıpkı Dersim Kıyımı trajedik bir hal alarak;kendi halindeki halkın
 bitirilmesi için yıllar önce yapılan hazırlık ve planlama sonrasında 
üstü örtülen vahşetlerde yaşandığı gibi.

 
    1.Paylaşım Savaşları öncesinde başlayan Yemen işgalleri ve 
doğal olarak 1905'lerden itibaren başlayan direniş hareketleri bazı 
ulusalcı ve resmi tarihçilerin yazdıkları gibi dışsal güç olmadığı 
doğrudan Yemen Halkının öz güçleri olduğu ve İngilizlere de bu dersi 
verdiğini anlamakta zorluk çekmediğimiz gibi asıl dışsal güçlerin 
Yemen'i koruma adına bugünkü ABD ve BOP stratejilerinin bir benzerini 
uygulamaya koyan güçlerin Osmanlı olduğu ortaya çıkmıştır;bu 
konuda yeterli belgelerin Yemen'den istenmesi devletler bazında zor 
olmasa gerek.

 
    Yemen'de önce Emir Hüseyin Osmanlı güçlerine karşı bağımsızlığını ilan etti.
 
    İmam Yahya Osmanlı'ya biat etti,Asir'de Seyyid İdris ise direnişe katılarak işgalci güçlere zayiat verdirdi.
 
    Filistin ve Mısır savunmasında ise İngilizlerle Cemal Paşa'nın 
1915'in ocak ayında Süveyş Kanalı'na iki koldan saldırırken başarılı 
olmadıkları gibi botlarla kanalı aşamayan Osmanlı ve İngiliz birlikleri 
 çok ağır kayıplarla Şubat'ta çekilmek zorunda kaldı;kayıpların haddi 
hesabı yapılamayacak kadar 300 bin ile 1 milyon kadar olduğu söylenir.

 
    Öylesine bir gerçek ki,dönemin şartlarındaki İslam Devrimi'ne 
rağmen,bütün ticaret yollarının Mekke ve Medine'den geçmesine 
rağmen,dönemin 'Ceziret ul Arap'ta en büyük gücüne rağmen yüzyıllarca ki
 bu 400 yıl kadar asırlar boyunca Bedevileri bu yarımadadan hiç kimse 
söküp/atamamıştır.

 
    Nihat Genç gibi kendine 'sert edebi kalemşör ' yakıştırmasıyla 
bilinen edebiyatçı birinin başkasına kendi ülkesini işgalcilere karşı 
savunmayı bile 'isyan' sayan anlayışların Bedevilere karşı ağıza 
alınamayacak aşağılayıcı düşmanca tavırlar içinde olmasını anlamak ve 
ABD emperyalizmine karşı duruş sergilerken;Osmanlı'nın Yemen ve 
özellikle Arap Yarımadası'nın işgalinde Bedevileri 'hain,talancı' diye 
tanımlaması doğrusu yeni ve 'gerçekliğe hizmet edecek' diye çelişkilere 
nasıl düşüldüğünün bir kanıtı olsa gerek. 

 
    Daha 3 Aralık 2011'de '' Mısır'da Bedeviler Tatil Köyünü 
Bastı.'' başlığı ile bir haber okundu gazetelerde ve bu haber günün 
stratejisine göre çarpıtıldığı ortaya çıktı.
 
    Bedeviler,Mısır'da kendi geçimlerini sağladıkları,arazilerinin 
üzerine turistik tesisler yapıldığı için bugünkü Mısır şartlarında 
seslerini duyurup arazilerini geri almak için havaya ateş ederek,'Elif 
Leyle-Leyle' köylerinin arazilerini geri istemişlerdir;haklı oldukları 
anlaşıldıktan sonra Mısır Askeri Konseyi,Bedevilerden görüşme isteğinde 
bulundu,bunun hırsızlıkla talanla ya da cani,eşkiya ile ne ilgisi var ki
 (?)

 
    Bu 'sert edebi kalemşörler' in yaptıkları gibi değil de 
anlaşılır ve biraz da önyargılardan uzak hiç bir kavime/ulusa doğrudan 
saldırmadan soralım :
 
    Arazileri/arsaları işgal edenler,vergi kaçıran burjuvalar ya da
 kamuda peşkeş çekilen her türlü rantçı ve rüşvetçiler mi 
hırsız-talancı,Bedeviler mi ?    
 
    Bedeviler öylesine duyarlı ve ataktılar ki, Mekke'deki bir 
doğal afetin Yemen'e etkisinin ne olabileceğinin hesabını yaparak keşfe 
gidip çözümler üretmeye çalışırlardı vaktiyle 'Cezire tul-Arap'ta (Arap 
Yarımadası'nda) Yemen'de;dağ eteklerinde ya da geçici mevsimlik yerleşim
 muhitlerinde.

 
    Ceziret tul-Arap'ta bugün için 'kayıp şehir' anlamına gelen 
'Çöllerin Atlantisi' diye tanımlanan Ubar'dan ve Ubar'ın kazılarından 
haber alamaz olduk yutturulmaya çalışılan Arap Baharlarından dolayı 
Yemen'den.

 
    Hadramilerin Arap Yarımadası'nın güneyinde yerleşik düzende 
Ubar'da yaşadıklarını Sebud kavmi kökenine sahip olduklarının kanıtları 
artık sır olmaktan çıkıp,bazı çarpıtmalara papuç bırakmayacak kadar 
netleşerek yapılan arkeolojik kazılar ve araştırmalar sonrasında ortaya 
başlı başına zengin bir uygarlığın kanıtlarına varılmış olup şimdiden 
birçok ülkenin bu gerçeği görmemezlikten gelip tarihteki birçok olayın 
üstünü örtmeye çalışmakta olduğu gözden kaçmamaktadır.

 
    M.Ö.4500-4200 yıllarında,yakın tarihten klasik coğrafyacıların 
Ubar'la ilgili tesbitlerinde çok varlıklı bir kavmin ki bu kavimden 
kasdın 'Sebud' kavminin torunları Hadramilerin Ubar'da yaşadıklarına 
işaret etmiş olup İslam bilginlerine göre de Hadrami ve Sebud 
kavimlerinin Kur'anda geçen ' Ad ' kavminin torunları olabileceğinin 
tartışmaları sürüp gitmektedir.

 
    Kuraklık ve doğal afetler nedeniyle de geri kalanların su 
havzalarına yerleşmeleri engellenince dağ-tepe demeden Mezopotamya'ya 
yerleşmek için çaba harcandıysa da mevcut gücün Sümer ve Akad'ların 
ellerinde olduğu için ilgili coğrafyada tutunamamış,  göçler sonrasında 
Bedeviler,dalga dalga coğrafyalara yayılmışlardır tarih boyunca.

 
    Sümerlerin ihtiyacı olan amele ve asker olarak alınan Gassani 
ve Kahhani Arapları ise sonradan örgütlenerek güç olup Akadlarla,Sümer 
Devleti'ni ortadan kaldırdıklarını öğreniyoruz.
 
    Bu kısa tarih gezintisinden sonra rahmetli annemin bana '' Gel Ay'la yemek ye.'' dediğinin şifrelerini çözmeye çalışıyorum.
 
    Bedevi insanların hep dağ/yayla demeden yüksekliklerde 
mevsimlik yaşadıkları için zirveden Ay'ın büyük göründüğünün çocuklara 
etkisi en çok on dördündeyken;sanki çadırdaki aileden biriydi dolunay; 
öyle ki,

 
   '' Keme kamar ıl-arba'taş ikveyyisé ''
             (Ay'ın on dördü gibi güzel.)
 
    Derken,çocuğuyla Ay'ın önüne görüntüsüne benzeyen un-yumurta karışımı pekmezli omlet '' İsfiré '' denilen tatlıyı koyarak;
 
         '' Ta'an kil ma'ıl-Kamar İsfiré.''
       ( Gel Ay'la beraber pekmezli omlet ye.)
 
    Dediğinde,anladım ki doğanın zirvelerinde Ay'la kardeş olduğumu.
 
    Her '' m'asarada ''(bağ-bozumunda) 'isfirémi' 
yapar,böbürlenmeden Bedevi kültüründen geldiğimi şartları içinde sahip 
çıkarım tıpkı 'insan hakları'na herkesin sahip çıkması gerektiği gibi.

 
           '' Sah hal-kavl ye!-ğadra / Il- Bedevi fek'el-yusra.''
     (Sözün doğrusu/sağlıklısı ey! Hadra / Esaretten Bedevi kurtardı.''
 
    İnsan Hakları Haftası'nda,evrende esaret altında sömürülen tüm halklara ithafımdır!..     
      

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/collerin-atlantisi-ubar-)