# D.C.

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/dc
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-11-05T23:12:42+02:00
- Güncelleme: 2013-11-05T23:12:42+02:00
- Yazar: VEYSİ ELMASOĞLU
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Berlin
Duvarı yıkıldığında henüz çocuktum. Haberlerin müdavimi biri olarak da o
günlerde haberleri seyretmişsem bile ne olup bittiğini kavramış olmam beklenemez.
Ancak üniversite yıllarımda kütüphanede sık başvurduğum bölümler içinde olan
yakın tarih kitaplarının birinde görmüştüm Berlin Duvarı’nın yıkılışını. Hayret
ettim. AB varken nasıl öyle bir duvar 20. asrın sonlarına kadar ayakta
durabilir, diye, çok hayret ettim. Demek ki maddi ve demokratik terakki
insanların kafasındaki duvarları yıkamamış ki onlar da öyle duvarların arkasına
sığınarak yaşayıp gidiyorlar…
Maalesef
kâhin değilim ve Türkiye siyasetinde profesyonellik olmadığı için ileriyi
görmek çok zor olduğundan o hayretimi bu günlere saklayamadım. Ben nerden
düşünebilirdim ülkemin 21. asrın ilk çeyreğinde “Ya Allah, bismillah” deyip
sınırımıza duvar öreceğinden. 
Türkiye
siyasetinde ileriyi görmek zor dedik ya. Daha üç yıl öncesine kadar şunlar
söylenmiyor muydu? “ Sınırdaki mayınlar temizlenecek, oralara tarım kooperatifleri
kurulacak. Ne bu canım? Hangi çağda yaşıyoruz? Hem biz kardeş toplumlarız.”
Hatta Erdoğan, Milli Şairimizden  “Türk,
Arapsız; Arap, Türksüz yaşayamaz. Kim ki yaşar der, delidir” sözlerini
okumuştu. Davutoğlu, “Şam Türkiye’nindir. İstanbul Suriye’nindir” demişti.  2010 referandum propagandasında Antep’te şu
sözleri söyleyen kimdi, hatırlamıyorum: “Biz, Esad kardeşimle oturduk, istişare
ettik ve Suriye ile Türkiye’yi iki dost ülke haline getirdik…” Bırakın hepsini,
Gül, 2009’da İran’a yaptığı ziyarette İran ile Irak arasında inşa edilen duvarı
durdurmamış mıydı?
Ne
değişti, ne oldu, ne bitti de bugün duvarlar örülüyor. Açlık grevlerine
gidiliyor. Muhaliflere yardımlar ortaya çıkıyor. Duvar durdurmaktan duvar
ustalığına geçiliyor. Ustalık dedikleri bu muydu, acaba? 
2011’de
Suriye için uyarlar yapılmıştı, diğerlerine benzemez diye. Ama duymazdan
gelindi. Sözde, yeni Osmanlı doğuyor hamasetleriyle, Suriye konusunda eleştiri
yapanlar lanetlenmişti. Tabii, yine yavuz hırsızlar kendilerini haklı çıkaracak
lakırdıları eksik etmiyorlar. Ramazan bayramında yazdığım yazıda da Suriyeli
sığınmacılar konusundaki çekincelerimi dile getirmiştim. Bunlar insan! Satranç
piyonu ya da iskambil kâğıdı değil. İnsan üzerinden insan üzerine oyun
oynamayın. Sosyolojik çatırtılar, şu an okuduğunuz sitenin bile haberlerine
yansıdı. 
Ey
hükümet! Bilmiyor muydun, sınırın iki yakasında yaşayan insanların akraba
olduklarını? Bilmiyor muydun, sığınmacıların maddi ve manevi yükünün
omuzlarımıza yükleneceğini? Bilmiyor muydun, bu konun Ortadoğu siyasetimizi sil
baştan yapacağını? Biliyorsan neden bu işe giriştin? Bilmiyorsan çık ve her iki
halkından özür dile. 
Suriye
ateşinin sönmesi için halkımızın tüm kesimlerinin hükümete “dur” demesi gerek ama
hiçbir taşkınlığa mahal vermeden. Yoksa…















Yoksa.
Durun ya hükümetimize biraz yardımcı olalım. Onların anlayışıyla çözüm önerisi
getirelim: Abi, bak şimdi. Hazır türbanlı vekillerin iki buçuk yıldır iş
yapmadan maaş aldıkları ortaya çıktı. Onları duvar mühendisi yapalım.
Kızlı-erkekli kalan üniversitelilerin evine de baskın yapıp ceza olarak onları
duvar işçisi yapalım. Hamdolsun, bunu yapacak güçteyiz.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/dc)