# Demokrasinin Sihirli Sandığı

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/demokrasinin-sihirli-sandigi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-08-23T15:55:00+03:00
- Güncelleme: 2013-08-23T15:55:00+03:00
- Yazar: AHMET AKGÜL
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Yunan Mitolojisinde Pandora’nın Sandığını okurken şu
cümleler geçer: “Ve Pandora, tüm emirleri unutarak sandığı açtığında, yaptığı
hatanın ne kadar büyük olduğunu geç de olsa fark etti. Pandora son anda sandığı
kapatmayı başardı ama o sandık kapalı kalacaktı. Kala kala umut kaldı elde…”


Gezi olayları sırasında demokrasi adına bilgi
dağarcığımıza şu cümle eklenmişti: “Demokrasi sandıktan ibaret değildir”..


Bu sihirli cümlenin üç anlamı, üç söyleyeni oldu.


İlk grup, Mısır’daki gelişmeleri Türkiye için düşleyen,
Mısır kıyılarına yanaşmış ABD gemilerini İstanbul kıyılarında görmeyi
arzulayan, bir yüzyıldır demokrasi şerbeti ile sarhoş ettiği halkı kurumsal
diktatörlükle yönetmeye alışmış, bu kurumsal diktaya ilişen halkın iktidarına
“Demokrasi sandıktan ibaret değildir” gözdağı vermeye çalışan ve merhum Mehmet
Akif’in tek dişli medeniyet tanımına uyan sözüm ona derin demokrasi
taraftarları..


Küresel derinliğin çarkıyla birlikte hareket eden bu
grup için demokrasi ve onun bir aracı olan sandık, kirli işbirliğini sürdürecek
muktedirleri halkın başına getirdiği müddetçe değerlidir.


Bu sandık, bir şekilde halkın başına batı yanlısı ve
İsrail çıkarlarını gözeten jakoben kral veya devlet başkanı olarak atandıktan
sonra, açık oylama kapalı tasnifler, %90 üzeri düzmece seçim zaferleri ile veya
yargısı, ordusu, aç gözlü kırıntıcı işadamlarından oluşan kurumsal diktanın
gözetiminde bir ömür sürdüğü müddetçe değerlidir. 


Şayet işler hesaplandığı gibi gitmez de, “halkın
kendisinden Türkiye’nin son dönemlerinde veya Mısır halkının Arap baharı
sonrası sonrasında attığı % 52 lik çalımdan sonra” ters yüz olursa ki bu
durumda sandığı bir hile, gayri meşru bir iktidar aracı olarak sayar ve
“Demokrasi sandıktan ibaret değildir” cümlesine masumiyet kılıfı giydirerek
iktidarı halkın elinden almaya çalışırlar.


İkinci grup, ilk grubun niyetini fark etmeksizin en
insani yönetim şeklinin seçimlerden ibaret olduğuna yürekten iman etmekle
birlikte, en fazla oyla seçilmiş iktidarın, oy veren veya vermeyenlerin
hassasiyetini gözeterek yönetmesi ve oy verenine kayırmacı bir tutum izlememesi
gerektiği yönündeki yüksek düzeyde demokrasi talebini “Demokrasi sadece
sandıktan ibaret değildir” şeklinde dile getirenler..


Üçüncü grup ise ilk iki grubun niyetine bakmaksızın bu
yöndeki çağrılara sakinleştirici olması yönünde katılan ve “Demokrasi elbette
sandıktan ibaret değildir” sözlerini sarf edenler..


Demokratik yönetimlerde elbette ki her şey sandık
değildir ama sandık, demokrasinin bir nevi namusu gibidir. Bu namusu korumak,
ona saygı duymak ise halkın olduğu gibi, güvenlik güçlerinin de görevi
olmalıdır.


Ne var ki, Mısır’da,  AB(D) ve İsrail’in Suudi
kralı gibi kukla Arap krallarının eliyle İhvan hareketine ve Müslümanlara
ikinci defa yaşattığı acı tecrübeden sonra bir çok İslam ülkesindeki
müslümanların “Demokrasi sandıktan ibaret değildir, Bunu sandıktan ibaret
sanmak saflıktır. İllaki demokratik yöntemde ısrar edilecekse dahi, bunun yolu
düşmanı kendi kalesinde vurmak, her alanda cihat etmektir.” kanaatinin 10 yıl
içerisinde kuvvetlenmeye başladığını ve İslam birliğine doğru güçlü bir
yönelmenin olacağını tahmin ediyorum.


Türkiye son çeyrek yüzyılda çok mesafeler kat etti.


Rahmetli Erbakan’ın politikalarını anlamadan yerden
yere vuranlar, Yüksek Askeri Şura ve Milli güvenlik Kurulu’nun sihirli sandığını
çatlattığı ve içinde neler döndüğünü halkın bugün daha iyi anlamasını sağladığı
için minnettar olmaldıır.


Talebesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, O’nun
çatlattığı sandığı iyice kırarak neler olup bittiğini, kozmik odalarda nasıl
devlet adamı, siyasetçi üretildiğini, halkın iktidarlarının (tıpkı şimdi
mısır’da olduğu gibi) kurumsal dikta oluşumları ile muktedir olmasının nasıl
engellendiğini, tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.


Arap baharı öncesinde bireysel dikta sonrası halkın
tamamen masum ayaklanması ile kurumsal dikta yönetimlerin getirileceği yönünde
görüş belirttiğim Arap ülkelerinin Türkiye gibi şansının yaver gidip
gitmeyeceğini bilemeyiz ama;


Bu durumda iki yol görünüyor.


Ya Türkiye’nin 1960 larda yaşadığı demokrasi katliamı
ve ardından oluşturulan kurumsal dikta yönetimini “Demokrasi sandıktan
ibarettir” saflığı ile  50 yıl daha tecrübe etmek,


Veya “Demokrasi sandıktan ibaret değildir, Bunu
sandıktan ibaret sanmanın en saf halini türk kardeşlerimizin yaşadığını gördük.
Demokrasi tüm kurumları ile halkın kendisini yönetmesi ve İsrail kuklası devlet
başkanları ve kurumlardan kurtulması için cihat etmektir.” Şeklinde düşünmek..


Bu arada son dönemde sıkça dillendirilen İslam birliği
tartışmalarına katkı sunmak açısından bir hususa değinmekte yarar var.


Söz konusu talep kendisiyle yıllar önce Irsıca’da iken
iki kere görüşme fırsatı bulduğum klasik bir isim Ekmelettin İhsanoğlu’nun
başında olduğu  İslam Konferansı Örgütü tarzı bir yapılanma ise ki, ben bu
yapılanmayı Birleşmiş Milletlerden ayırmıyor ve sadece abdestli halidir
diyorum.


İslam birliğinden kasıt hilafet tarzı bir yapılanma
ise ki bunun şu an için kukla yönetimlerle başlatmak mümkün değildir. Bu oluşum
bütün mezheplerin yer bulacağı, çok geniş çevrelerin ciddi oturumlar sonrasında
tartışması gereken bir konudur. Bazı dostlarımızın sadece bir milletin
bayraktarlığında ısrar etmeden sıcak tutması gerektiğini belirtmekte fayda
görmekteyim.


Son bir söz daha: Sınır kavramını değil Türkiye’de
hiçbir İslam ülkesi için hazmetmeyen ve yeni yeni kurulması hayal edilen siyasi
sınır düşüncesinden hiç hazzetmeyen birisi olarak şunu belirtmemde yarar var:
AB(D) tarafından kendi sigortası olarak yerleştirilip büyütülen ve Müslümanları
hem sömürüp hem de sömürdüğü parayla katilleri finanse ederek aynı Müslümanların
ölmelerini sağlayan Suud hanedanının yönetimindeki Suudi Arabistan toprakları
bütün Müslümanların ortak malıdır.


Anlayana hayırlı olsun


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/demokrasinin-sihirli-sandigi)