# Edep yâ hû!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/edep-ya-hu
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-03-15T16:31:52+02:00
- Güncelleme: 2013-03-15T16:31:52+02:00
- Yazar: İRŞAD VE MÜRŞİD
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Yüce
Allah’ın yeryüzünde ‘halife’ olarak yarattığı insanoğlu, toplum içerisinde
belli düzen ve kurallara bağlı olarak yaşar. Her toplumda, aralarında bazı
farklılıklar bulunsa da, o toplum fertlerinin riayet ettikleri ve önemsedikleri
bir kısmı yazılı, çoğu da yazılı olmayan ve nesilden nesile âdet ve gelenek olarak
aktarılan davranış kuralları vardır. Toplumumuzda ‘adab-ı muaşeret’ olarak da
bilinen edep (görgü) kuralları böyledir. Utanma duygusu insana hastır. Edep,
davranış biçimlerini veya davranışlarındaki ölçüyü tanımlayan değerler bütünü,
insanı utandıracak şeylerden koruyan sağlam bir irade ve vicdan duygusudur.
İnsanlığa rehber olarak gönderilmiş olan kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim,
baştan sona bir ilahî edep öğretisidir. Bir Müslüman için edep, “Her nerede olursanız olun, O (Allah)
sizinle beraberdir…"1
Ayeti kerimesinin işaret ettiği bir bilinç ve farkındalık içinde yaşamaktır. “Muhakkak ki görgü ve nezaket her nerede
olursa orayı güzelleştirir, her nereden uzaklaşırsa orası da çirkinleşir"2
buyuran
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de edebi, yaşayarak öğreten bir rehber ve bir
muallimdir.


Edep,
(Arapça: ‏أدب‏‎, adab çoğul. ādāb) Toplum töresine uygun davranma veya İyi
ahlak, incelik, terbiye3
olarak tanımlanır. İslam'da, hayatın her yönünü kapsayan görgü ve ahlak
kurallarıdır. Edep, davranış bağlamında, öngörülen İslami görgü kurallarını
ifade eder. Edep, elif, dal ve ba harflerinden oluşmaktadır.
“Elif eline, dal diline, ba ise beline sahip ol!" demektir.


Edep, dine ait prensipler sayesinde
ruhta kazanılan ikinci bir fıtrat veya daha geniş manasıyla ruhun dinle
bütünleşerek istikrar kazanmasıdır. Ne var ki her din, insanı edepli kılmaz,
fakat İslâm edepli kılar. Edep, aynı zamanda ihsan mertebesine ermenin de
adıdır. Yani bütün iş ve mükellefiyetlerimizi Allah (cc) görüyor ölçüsü altında
yapmak ve davranışlarımızda Allah’ı görüyor gibi (ihsan şuuru ile)
davranmaktır.


“Ehl-i irfân arasında aradım kıldım taleb 


Her hüner makbûl imiş
illâ edeb illâ edeb” 


 (İrfan sahipleri arasında en makbul hünerin
hangisi olduğunu arayıp sordum. Her hünerin makbul olduğunu öğrendim; ama edep
hepsinden de üstünmüş. Edep dairesinde yapılınca her hüner makbul imiş.) 


Şimdilerde pek
rastlanmasa da eskiden dükkânların, mağazaların, evlerin duvarlarını süsleyen
hatlardan biri “Edep ya Hu” idi. Bu,
birkaç anlamı içinde barındıran, zengin mesajlar taşıyan istiflenmiş bir
sözdür. Sözün anlamlarından biri Allah’tan edep talep manası taşıyan bir
duadır. “Allah’ım, bana edep ver.”
demektir. Diğer bir anlam ise, kendini bilmeyen insanları ahlaka, edebe davet
etmek için bir uyarıdır. “Edepli ol!”
anlamındadır. 


Her fırsatta ilme teşvik
eden İslam’ın bir mensubu olarak ilme karşı gelmek ya da ilimden soğutmak asla
amacımız olamaz. Ancak hangi ilim, diye sormamız gerekir. Bugünlerde üzerinde
çokça durmamız gereken bir mesele var: Acaba insanlığın bütün hedefi ilimde,
teknikte son noktaya ermek midir? Nâbî- diyor ki: 


“Tutalım çarha erişmiş câhın 


Yine ednâ kulusun Allah’ın.” 


Diyelim ki, mevkiin göğe
erişmiş (çok yükselmiş) yine de Allah’ın en aşağı kulusun. Yani insanlığın
varacağı en son nokta aslında kul olduğunun farkına varmasından ibarettir.
Günümüzde özellikle buna dikkat çekmek gerekiyor. 


Neredeyse ana sınıfından
başlamak üzere kurslara, dershanelere gönderilen zeki, çalışkan gençlere
soruyorsunuz. Ne olmak istiyorsun? Bilim adamı. Peki ne yapacaksın? Yeni şeyler
icat edeceğim. Ne gibi? Hayatı kolaylaştıracak, verimi çoğaltacak, insan gücünü
azaltacak. Hatta insana hiç ihtiyaç kalmayacak. Sonra? Çok para kazanacak bir
iş yapacağım yani. Daha ne olsun! En son ideal bu. Gençlerden beklediğimiz bu
değil. İnsanlığa gerçek anlamda huzur, mutluluk getirmeyen hiçbir marifet
makbul sayılmamalı. Manevi değerleri, insan sevgisini, insanlığa saygıyı
merkeze almamış bir bilim adamının icat ettiği ürünün ilerde iyi bir şekilde
yâd edilmeyeceği muhakkaktır. 


Bugün, mesela tarımda
gelişmiş teknikler kullanılıyor. Çiftçilerimiz, 20-30 yıl öncesine nazaran daha
mı mutlu? Tohumların genetiğine kadar nüfuz eden zekâ, acaba insan sağlığına
daha uygun gıdalar mı üretmeyi amaçlıyor, yoksa daha fazla üretip kesesini
doldurmayı mı? 20-30 yıl önce yediğimiz bir meyvenin tadını hatırlıyor ve
özlüyorsak, buzdolabına koyduğumuz bir meyve, bir sebze orada da büyümeye devam
ediyorsa bu ilim, edepten yoksun demektir. Tam da burada “Edep ya hu!” demek gerekiyor. Televizyonlarda reklamlarla
özendirilen bir gıda, içindeki katkı maddelerinden dolayı, çocukların
gelişimini olumsuz yönde etkiliyor; hatta çocukların hayatlarına mal olacak bir
noktaya vardırıyorsa burada da edepsizlik vardır. 


Kur’an-ı Kerim’de Hz.
Peygamber’e hitaben “Sen elbette yüce
bir ahlak üzeresin.”4 buyruluyor. Peygamber
Efendimiz: “Ben, ancak güzel ahlakı
tamamlamak için gönderildim.” diyor. Edep dediğimiz şey de zaten güzel
ahlakın tamamı şeklinde tarif edilir. 


Velhasıl;


“Ey
insan! Haddini bil. Ticaret ehli değilsen dükkân açma. Hal ehli değilsen ağzını
açma. Büyüklerin olduğu mecliste ahkâm kesme. Körler çarşısında ayna satma.
Ehil olamıyorsan bari edepli ol.” (Hz. Mevlana)


“İsteriz
hak ide tevfik-i edeb

bi-edeb olmaz seza-yı lutf-ı rab” 



(Hakk’ın bize edep ihsan etmesini isteyelim. Zira terbiyeden noksan olan O’nun
lütfuna layık değildir.)


1-     
Hadîd, 4                                                                               Edip AKYOL


2-      Tirmi-zi,
Birr, 47.                                 
                     Mardin
Aile İrşad Ve Rehberlik Bürosu


3-     
TDK. Güncel Türkçe sözlük.


4-     
Kalem, 4


 


 


 


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/edep-ya-hu)