# Evrensel Ahlak Eksenli Toplumsal Yaşam

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/evrensel-ahlak-eksenli-toplumsal-yasam
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2019-05-29T11:50:00+03:00
- Güncelleme: 2019-05-29T11:50:00+03:00
- Yazar: MUHAMMED DAĞ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

              Birey, dünyaya geldiği toplumda geçerli “ahlaki değerleri” ilk olarak ailesi
aracılığıyla öğrenir. Bu öğrenme süreci oldukça uzun olmakla beraber aile
yaşamı, okul yaşamı, iş yaşamı, gibi alanlarda “edinilen/öğrenilen” kural ve değerlerle “birey”, toplumun bir
parçası olarak yaşamına devam eder. Her ne kadar toplumların beslendiği
kültürleri farklı olsa da bütün toplumlar tarafından kabul gören değerler, “evrensel ahlaki değerler” olarak
tanımlanmaktadır.


            Evrensel ahlak, bireyin temel haklarını korumasının
yanında toplumsal yaşamı da düzenleyen yazısız kurallar olması nedeniyle
oldukça önemlidir. Birey, toplumsal ilişkilerinde bu ahlak kurallarına uygun
davrandığı sürece toplumsal yaşam alanlarında kabul görür. Aksi takdirde “sosyal dışlama” yolu ile toplumdan
izole bir yaşam sürdürmek zorunda kalır. Söz konusu bu ceza, toplumu oluşturan
bireylerin sanki el ve ağız birliği etmişçesine verdiği bir ceza olmakla
birlikte bu ceza yasal yaptırımlardan daha güçlü ve caydırıcıdır. Bundan dolayı,
bireyler kendi yaşamları ile ilgili kararları verirken kendi iradeleri ile
beraber “toplumsal değerlerleri” de
göz önünde bulundururlar. Verilen karar nedeniyle diğer bireylerin etkilenmesi
söz konusu ise özgürlük alanına dikkat edilmelidir. Çünkü özgürlük alanının
sınırı diğer bireyin/bireylerin özgürlüklerinin başladığı sınırdır.


            “Özel mülkiyet”
kavramının ortaya çıkması ile beraber hukuk kurallarının oluşmaya başlaması,
dinin toplum yaşamında önemli bir hale gelmesi, demokrasi ve demokrasi
kavramlarının yayılması ve giderek güçlenmesi, sendikalaşma ve sınıfsal
mücadeleler, ulus devletlerin kurulması ve anayasal gelişmeler, “evrensel ahlak” kavramının oluşmasında
önemli etkenlerdir. Bu nedenle toplumsal yaşamda ahlak kavramı ya da “ahlaki davranış” olarak yapılan
nitelendirmeler, bireye ve topluma olan etkisi göz önünde bulundurularak
yapılmaktadır. Söz konusu ahlaki değerin kazandırılma aşamasında “inanç” önemli olmakla beraber ailenin
ve eğitimcilerin rolü de oldukça etkilidir. Çünkü birey, birçok kuralı, değeri
ve davranışı “sosyal öğrenme”
yoluyla öğrenir. Bu kapsamda aileye ve özellikle eğitimcilere önemli bir
görevin düştüğü çok açıktır. Özellikle bireyin eğitiminde “empati”, “hoşgörü” ve “farklılıklara
saygı” kavramlarının kazandırılması öncelikli olmalıdır. Her üç kavram,
evrensel ahlaki değerler arasında önemli bir yer tutar.


            Günümüzde birçok toplumda çeşitli nedenlerden kaynaklanan
sorunlar yaşanmaktadır. Bu toplumlarda geçerli “iç hukuk kuralları” sorunların çözüm noktasında yetersiz kaldığı
için bu sorunlar aşılamamaktadır. Sorunlar, çözül(e)mediği için birey ve toplum
bundan zarar görmektedir. Birçok sorunun çözümünde “empati”, “hoşgörü” ve “farklılıklara saygı” eksenli bakış
açısının temele alındığı bir yaklaşım gösterilmesi çözüm açısından oldukça
önemlidir. Çünkü toplumsal sorunların temelinde “saygı duymama”, “ötekileştirme”
ve “temel insani hakları yok sayma”
kaynaklı olduğunu söylemek mümkündür. Etnik kimlik, inanç, dünya görüşü,
cinsiyet ve politik tercihlerin farklı olması, her bireyin farklı kişiliğinin
olmasının doğal sonucu olarak görülmeli ve bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Bütün politik yönetimlerin de söz konusu bu farklılıklara eşit yaklaşması,
yapıcı ve birleştirici bir dilin kullanılması sorunların çözümü noktasında
ciddi katkılar sağlayacaktır.


            İçerisinde bulunduğumuz bilgi çağı olarak nitelendirilen
sanayi sonrası dönemde “birey”
kavramı ön plana çıkmaktadır. Bireylerin “bilgi
ve bilinç düzeyleri” yükseldikçe “temel
insani haklar” bakımından daha fazla hak talep etmektedirler. Bu, bireyin
özgürlük alanını genişletmek istemesiyle ilgili ve haklı bir durumdur. Çünkü
birey, hem içerisinde bulunduğu toplumun bir parçası hem de sahip olduğu ve
ortaya koyduğu irade açısından, toplumdan bağımsız bir varlık konumundadır.
Bundan dolayı toplumsal yaşama aykırı olmayan ve diğer bireylerin özgürlük
alanını ihlal etmeyen haklar talep etmesi oldukça doğal bir süreçtir. Devlet
yönetimlerinin, bireylerin bu masum ve haklı taleplerini karşılamaları “demokratik ilkeler” açısından bir
gerekliliktir. Bu noktada toplumsal yaşamda etkili olan demokratik bütün
bileşenler -siyasi partiler, medya, sivil toplum örgütleri, üniversiteler,
sendikalar- “demokratik bir toplum”
ve “daha yaşanılır bir dünya” için
birlikte hareket etmelidir. Bu bileşenler, olabildiğince daha çok bireyin, “yönetim sürecine” ve “karar alma” mekanizmalarına etkin
katılımını sağlayarak geniş tabanlı bir temsili de sağlamalıdır. Bu, birlikte
ve ortak bir amaç için hareket etme bilinci, daha yaşanılır bir dünya için bir
zorunluluktur.  


            


 


                                                                                                                      

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/evrensel-ahlak-eksenli-toplumsal-yasam)