#  Ey kararsız kitle “ hala aynı yerdemisiniz ???”

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/ey-kararsiz-kitle--hala-ayni-yerdemisiniz-
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2017-04-10T16:24:00+03:00
- Güncelleme: 2017-04-10T16:24:00+03:00
- Yazar: OSMAN YILDIZ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

                            EY KARARSIZ KİTLE “ HALA AYNI YERDEMİSİNİZ
???”


       Yakında güzelim
Türkiye'miz evet, hayır oynayacağı zamana bir haftadan az kaldı.Referanduma
"Evet" mi? "Hayır" mı ? Herkes bu konu hakkında konuşuyor,
yorumlar yapıyor, ben eksik kalamazdım, benim başım kel değil sonuçta!


            Şükrediyorum
yaklaşık iki aya yakındır gündemin ilk sırasında olan Anayasa
Refarandumu,Haberlerde cinayet haberlerinin konuları değiştirmedi, öldürme
sebepleri evet, hayır olmadı,ufak tefek bazı 
söylemlerin dışında kampanyalar,mitingler ve gezilerde bir şeyler
olmadı. Genel başkanlar ve Cumhurun başı bilgilendirme,oy isteme  ve mevcut durumu anlatmanın yanında,
insanları ikna etmeye çalışırken kafalarına domates yemediler, Hayırsızlar
“evet deme uleenn, hayır mı dedin al sana da yumurtaaaa…“ naralarıyla
karşılaşmadılar.En güzel şekilde önümüzdeki Pazar günü bu iş sona erecek
temennisiyle diyorum..


      Değerli okuyucularımız, bir hafta kala
benim ilgilendiğim şu anda her seçimde ortaya çıkan ve aslında katılması
durumunda çok şeyi etkileyebilecek kararsız kitledir.Neden oluşuyor bu
kitle,kendini farklı mı hissediyor, yoksa olaya mı hakim değil….Onlara ilk
satırlarda şu sözle sesleneyim bari.Değerli kararsızlar…Siz çok değerlisiniz ve
kararlı gibi görünenlerden belki çok daha ilerdesiniz,sizler kendi
değerliliğinizin farkında mı değilsiniz.Lakin kendi elinizle kendinizi gerilere
atıyor  ve katkı sunmuyorsunuz.Bu yol
akıl karı değil,olması gereken hiç te değil.bu Refarandum, bir siyasi parti
tercih seçimi değil, bu bir yönetim,yönetilme,rekabete katılma veya geri
bırakılmayı sağlayabilecek bir tercihtir.Bu tercihte kararsız kalamazsınız…


 Kararsızlık nedir?


     Hemen kısaca söyleyeyim..Sizi etkileyen ve
çoğunlukla karşıt duygu, düşünce, durum, kişiler ya da istekler arasında seçim
yapabilme güçlüğünüzdür.Kararsızlık, hem doğuştan kazandığınız bir eğilim hem de
bir öğrenmedir. Hayatınızı ve geleceğinizi etkileyecek çok ciddi bir konuda,
dönem dönem kararsız kalmanız normaldir. Bu durumun sürekli olması zamanla bir
alışkanlığa dönüşür,bu da sizin bedel ödemenize sebep olur.“Eğer sık sık
kararsız kalıyorsanız, yaşamınızda yolunda gitmeyen bir şeyler var demektedir”
Bu noktada artık kararsızlığınız gündelik yaşamınızı aşarak, bir yaşam tarzı
haline gelir ve en basit şeylerin kararını bile veremezsiniz.”


Bazı ailelerde anneler önce döverler sonra da çocuğa sarılıp
ağlarlar. Uzmanlar sergilenen  bu
davranışın  yanlışlığını devamlı
hatırlatırlar.


     Kararsızlığınızın
Sebebi 


• Öz güven eksikliği • Gelecekten korkma • Bedel ödemekten
korkma • Sorumluk taşımak istememe • Hayır diyememe • Başkaları ne der korkusu
• Böyle yetişmiş olmak • Öğrenmiş olmak


 


 


       1947 yılı Nobel
Edebiyat Ödülü sahibi Fransız yazar Andre Gide: “Seçmek, seçmediğini kaybetmeyi
göze almaktır” diyor.Kaybetme kelimesini ve yaklaşımını ben şahsım kabul
etmeyerek onu öteleme diye kabul ediyorum.Hepimiz hayatımızın hemen hemen her
anında farkında olsak da olmasak da hep kararlar alırız. Bütün kişisel
eylemlerimiz doğrudan ya da dolaylı olarak aldığımız kararlar sonrası oluşur.
En basitinden mutfağa gidip su içmek istediğimizde bile bardaklar arasında
tercih yaparız.


           Yukarıda
yazdığım Andre Gide’in sözünde olduğu gibi, karar vermek demek, seçeneklerden
birini seçtiğinizde, diğerlerini yok saymak, seçmemek, o seçenekleri kaybetmeyi
göze almak  veya ötelemektir.
demektir,,,Bu söz doğru olsa da üzerine ben şunu yine eklemek durumundayım..              ” Hiç seçmemek,bir tercih
yapmamak,bir tarafı seçmeyi diğer tarafı seçmemeyi tercih gücünü kullanmamak en
hafif şekli ile, her ikisini de kaybetmek anlamına gelir, ve tercih edilecek
veya tercih edilmeyecek olanlardan çok bu ızdırabı tercihe karar
vermeyen-kararsız kalan yaşayağını ifade etmek istiyorum...” Özellikle
alacağımız kararlar, hayatımızın yönünü değiştirecek, kendimizin ve
başkalarının hayatını etkileyecek kadar önemliyse zor olsa da,iyi düşünüp
kararımızı vermek durumundayız.Hani derler ya ”En kötü karar, kararsızlıktan
daha iyidir.”sizde öyle yapın.. 


        Kaynağı ne
olursa olsun, hayat boyu sürekli olarak kararlar almak ve uygulamak zorunda
olduğumuzu unutmayalım. Öyleyse bir an önce kararsızlığı aşmak, bazen yanlış sonuçları
olsa da kararlar almak zorundayız. Önemli olan bulunduğumuz koşullar içinde
olabilecek en iyi kararı almaya çalışmaktır. Hiçbir kararın ne tam olarak
doğru, ne tam olarak yanlış olduğundan emin olamayız. Sadece kararlar alır ve
sonuçlarını görürüz.


            Fakattttttttttt,
sonucunu bilmezsek de, tahmin etmezsek te bu yönlere insanı yönlendirecek,karar
vermesini sağlayacak bazı ipuçları ve geçmişte yapılanlar yardımcı
olabilmektedir.Sizlerde bunlara bakarak karar verebilirsiniz.Mesela:“Ülkenin
geçmiş yılları,yapılan veya yapılmayanlar,ne yapılabilir ne yapılamaz,dünyanın
sizler üzerindeki hesabını boşa çıkarma yolunu kimler ve nasıl
açabilir,birlikte ve bir arada,kırmadan ve dökmeden kim yaşatmayı
başarabilir,hazmetme ve ilerlemeyi kim ve nasıl becerebilir vs.vs…” Şayet
kararsız kalıp veya boş oy kullanırsanız hiçbir şeye hizmet etmediğinizi ve
hiçbir tercih yapmadığınızı iyi bilmelisiniz.Bundan dolayıdır ki, şayet şimdiye
kadar karar vermemişseniz ve bu yazdıklarımda size bir fikir vermediyse, en
önemlisi fikriniz sabitlenmiş ise, oy kullanmaya gidin ve perdenin arkasında
gözlerinizi kapatıp sadece 10 saniye düşünerek aklınıza bir karar düşeceğini
ben buradan sizlere son tavsiye olarak yapıyorum.


Her seçim döneminde hep aynı diyaloğu duymaktan artık
sıkıldım. Sandığa gidip, boş oy attım biliyormusun, hepsi aynıydı, en iyisi bu,
oh ne güzel yaptım  diyaloğunu duymaktan
canımız acıyor artık.Böyle yapanlara “ Sen öyle san demek istiyorum” Birilerinin
bu kitleye yanlış yaptığını anlatması gerekiyordu, bu görevi ben yapmaya karar
verdim.Bir basit antipati ile “Hep birlikte ilkokul sıralarımıza gidiyoruz,
orada öğrendiğimiz bir kaç bilgi ile bu yanlışı ortaya koymaya çalışalım.”


Farzedin ki sandıkta A ya 40 oy, B ye 60 oy verilmiş olsun.
Şimdi dağılım nasıl? Başlangıçta dağılım: 
A:%40 B:%60.Sonraki ilk oy kullanan kişi A ya oy verirse dağılım
A:%41,41 B:%58,59 olur.Sonraki ilk oy kullanan kişi B ye oy verirse dağılım
A:%38,39 B:%61,61 olur.Sonraki ilk oy kullanan kişi boş veya geçersiz oy
verirse dağılım: A:%40 B:%60 olarak kalır.Bu durum baskın olan görüş olan B nin
işine gelir. Çünkü kişinin A ya oy vermesi durumunda rakamlardan görüleceği
üzere oranında düşme olacaktı, böylelikle en azından mevcut oranını korumuş
oldu.Peki bu kişinin yapmak istediği bu muydu? Hayır. Baskın olan görüşe
katılmamış olacak ki oyunu boş kullandı değil mi? Halbuki sonucu
değiştirmeyeceği net bir şekilde ortada olsa bile boş oy yerine zayıf görüş
yönünde oy kullansaydı, baskın görüşün oy oranını kırmaya bir nebze olsun
hizmet etmiş olacaktı.Peki kişi ısrarla A ve B den nefret ediyorsa ne yapmalı?
Çok basit. Referandumlarda bu geçerli değil tabi ama seçimlerde oy oranı %1-%6
larda gezen birçok parti oluyor seçimlerde onlara kullanabilir oyunu. Sonuçta
yine bahsettiğim konuya hizmet etmiş olur.


    Bu örnekleri
verdiğim için kusura bakmayın ve birazcıkta kendimden utanıyorum ama durum bu!
Bu durumu anlamayan kitleye ancak böyle anlatılabilirdi. Bilmem anlatabildim
mi?


    Bu yazıyı herhangi
bir siyasi oluşuma katkı sağlamak veya engel olmak için kaleme alınmış
değildir. Çok basit bir matematik probleminin ısrarla anlaşılmamasına bir
tepkidir, bu bağlamda değerlendirirseniz verimli olacağı kanısındayım.


     2010 yılı
Referandum sonrası Türkiye haritasına baktığımızda, ikili seçenek olan
renklerin haricinde bir renk daha çıkmıştı ortaya. Trakya’dan Ege sahilleri ve
Akdeniz sahillerini kapsayan hayırcı kitle ile diğer bölgeleri kapsayan evetçi
kitle dışında bir de oylamayı boykot eden çekimser kalan  kitle.Bu çekimser kitle yok sayılamayacak
kadar çok. Demokrasiyi konuşurken zaten ayni topraklar üzerinde var olan
insanları da yok saymaktan bahsedemeyiz elbette.bundan dolayı bu konuyu
önemseyerek ele aldım.Bir haftya kaldı ve fikirlerin değişmesi için, doğruları
bulmak için bazen 1 dakikanın dahi çok önemli olduğuna inanıyorum.Türkiye'nin
toplumsal yapısına bakıldığında birçok etnik köken ve ayni taban, aynı din,
aynı görüşe sahip olmayan bir yapı çıkıyor karşımıza. Kötü niyetlilerin sık sık
dinlendirdiği, bölünme hayali, aslında ne kadar çok parçanın bir araya gelerek
bir bütün oluşturduğunu bir mozaik yapı oluşturduğunu fark edemiyoruz aslında?
Siyasi açıdan bakıldığında bu bütünün içindeki parçaların rahatsız edici bir
tavrı görünüyor olsa da, sosyal ve kültürel açıdan bakıldığında bir sıkıntı
yoktur,olmamalıdır.Halklar arası iletişimin bazı istisnalar dışında sorunsuz
olduğunu düşünüyorum.Yeter ki, birliği ve bütünlüğü sarsacak fikir ve
hareketlerden sakınıldığı müddetçe.Katılır mısınız bilmem?Bir arada yaşamayı,
paylaşmayı, hak ve özgürlüklere saygılı olmayı öğreten benimseten bir samimiyet
arzuluyorum aslında. Geçmişle yüzleşmeyi, geçmişten konuşmayı, yapılan hataları
onaran, en azından demokratik bir ortamda sorunları akil yoluyla çözümleyen bir
düzen arzuluyorum.


Çok mu imkânsız?bence değil.


16 Nisan dan sonra bu meyanda gelişmelerin olmasını ve başta
ülkemiz ve milletimiz olmak üzere tüm dünyaya hayırlar getirmesini diliyorum.


 Sakın haaaa. Oy
boykotu yapmayın,bu bir ifade şekli değildir.Kalın sağlıcakla.


Osmy47@gmail.com


 


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/ey-kararsiz-kitle--hala-ayni-yerdemisiniz-)