# Gerçek Sevgi

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/gercek-sevgi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-01-24T14:41:49+02:00
- Güncelleme: 2013-01-24T14:41:49+02:00
- Yazar: İRŞAD VE MÜRŞİD
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Sevgi
Allah ile kul arasındaki bağı kuran, insanlar arasındaki ilişkileri sağlayan
temel faktördür. Yüce Yaratıcının bizlere lutfettiği en güzel duygudur. Öyle ki
Yüce Rabbimizin bizleri yaratmada sevginin ön planda olduğunu şu kutsi hadiste
görmekteyiz:


            “ Küntü kenzen
mahfiyyen fe-ehbebtü en u’rife fe-halektü’l-halkâ” “Ben gizli bir hazineydim
bilinmek istedim. Bu sebeple insanları yarattım.”


            Kutsi hadiste geçen “fe-ehbebtü”
ifadesiyle Allah’ın yaratmasında “muhabbet/sevgi”nin
etkili olduğunu görmekteyiz. Yine Allah’ın cinleri ve insanları yaratmasında
sevginin önemli bir faktör olduğunu şu ayeti kerimede görebiliriz:


            “Ben cinleri ve
insanları sadece bana tapsınlar diye yarattım” buyrulmaktadır.
Buradaki  “ibadet etme” emri genellikle “
kulluk etmek” anlamında tercüme edilmekte ve kullanılmaktadır. Oysa bu ayetteki
“liya’budûn” şeklindeki emri “tapsınlar” diye tercüme edersek ilahi emirdeki
maksadın daha iyi anlaşılacağını umuyorum. Çünkü insan Allah karşısında kul
konumundan ziyade “tapan” konumundadır. 


            Tapmak da sevmenin en ileri halidir. Hatırlattığımız bu
ayetin asli anlamı da öyle sanıyorum ki tapma derecesinde sevgidir. Ancak böyle
bir sevgi Allah ile ilişkiyi zevk ve mutluluk haline getirebilir, kişiyi
Yaratıcının emirlerini neşe içinde yerine getirebilme ergenliğine
ulaştırabilir.


            Eğer bunu böyle değil de klasik anlamda ifade edersek,
yani Allah karşısında insanı ‘tapan’ değil de ‘kul’ olarak tanımlarsak ayetin
gerçek hakkını vermemiş oluruz. Çünkü eskiden padişah karşısında da ‘kul’
konumunda bulunan insanlar vardı. Bugün de hizmetliler bir tür ‘kul’
konumundadır.


            Şüphesiz kul ile köle kavramları arasında Türkçede
söyleyiş bakımından farklar vardır. Ayrıca halk arasında insandan kul diye söz
edildiği zaman Allah’ın huzurundaki konumu ifade edilir. Böylece Türkçe kul
kelimesi, aslında ‘ibadet yapan’ anlamında kullanılır gibi görünmektedir. Fakat
böyle bir isimlendirme ister istemez dünyevi düzlemdeki ‘kul-efendi’ ilişkisini
çağrıştıran bulanık anlamlara yol açabilir. 


Hâlbuki
Allah (cc) kullarından zorunlu bir tapınma değil aksine kendi istek ve
iradeleriyle, yani sevgiyle/muhabbetle kendisine yönelmelerini ve aşkla, zevkle
ibadet etmelerini istemektedir. Çünkü imanın temelinde büyük bir sevda yatar.
Sevgiliye ulaştıran bu sevda yolunda insan birçok çile ve sıkıntılarla
karşılaştığında, kişi bunların yüce Yüce sevgili tarafından kendisine
lütfedilmiş birer imtihan olduğunu kabul edip hiçbir şüpheye düşmeden ve
ümitsizliğe kapılmadan, Eşref oğlu Rumî’nin dediği gibi:


“Hoştur
bana senden gelen


Ya
hil’atû yahut kefen 


Ya
gonca gül yahut diken


Lütfun
da hoş kahrında hoş.”


Diyebilmenin
altında yatan ve yüce Allah’ın “secde et yaklaş” emri gereği daha bir gönülden
secde etmeye ve dua etmeye sevk eden teslimiyetin temel kaynağı bu sevdadır.


Sevgili
Peygamberimiz bir duasında “Allah’ım bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini
ve beni sana yaklaştıracak amellerin sevgisini nasip et” derken imanın yaratıcı
ile kulları arasında bir sevgi kaynaşması olduğunu açık bir dille bize ifade
etmiştir.


Sonuç
olarak, her şeyin temelinde sevginin olduğunu, insanı mükâfata, mutluluğa ve
Allah’ın rızasını kazanmaya götürecek yolun buradan geçtiğini söyleyebiliriz. 


***


 


 


                                                                                      
Edip AKYOL


                                                                                     
Mardin müftülüğü


 
Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu


 


 


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/gercek-sevgi)