# Geronimo ve Doğruluk

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/geronimo-ve-dogruluk
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-08-24T13:57:28+03:00
- Güncelleme: 2013-08-24T13:57:28+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Batı
batarken bile batıcılığından taviz vermemekte, Doğu ise yeni bir doğuşa
tanıklık etmek için dua etmekte. Herkesin,
başkasına/ötekine saygılı ve hoşgörülü olma gerekliliğinden dem vurduğu
bugünlerde, kendimize, bizden olduğunu iddia ettiklerimize ne kadar saygılı ve
hoşgörülü olduğumuzu hatırlatmak, gözden geçirmek, kaçınmamız için takındığımız
tavırları anlamak ve yapmamız gerekenleri anlatmak istedim.
Neticede kulağa hoş
gelen sözcükler; saygı ve hoşgörü…
Kimisi de, dirisine saygı
göstermiyorsan bari ölüsüne saygı göster demektedir… Neticede peygamberimiz
(s.a.s.), “İslam’a en büyük düşman olarak gördüğü Yahudilerin ölüsüne dahi
“İnsan” olması hasebiyle uygun düşecek hareketi göstermiş” demektedirler… Fakat
gözden kaçırılan bir şey var galiba O (s.a.s.), kendinden olmayana, düşmanına
bunu yapıyordu, kendinden olanın dirisine de ölüsüne de saygısı vardı, saygıdan
da öte önemsiyordu.
Bizden olduklarını iddia
etiklerimize saygı ve hoşgörüden öte duyarlı olmalıyız… “Mü’minler bir vücudun azaları
gibidir.” demişti Nebi (s.a.s). Bir azada oluşan acı tüm vücudu rahatsız eder,
etmiyorsa felçtir.
Peki, ya bizler,
O’nun ümmetinden olan bizler…! Peygamberimiz böyle iken; herhangi bir sebeple
aramıza niza girmiş dindaşlarımızın ölüsüne neden saygı duymuyor, tam aksine
ölüsüne dahi saygısızca zarar vermekteyiz. Neden birbirimizin ölüsüne dahi
zarar verecek kadar biribirimize kin tutmuş duruma gelmişiz. Bunu yapanları bir
tarafa bırakalım da, ikaz edecekleri yerde onlara alkış tutanları anlamakta
güçlük çekiyorum. Yoksa imanımız felç de haberimiz mi yok!
Cabir b. Abdullah
(r.a.) şöyle nakletmiştir:
Yanımızdan bir cenaze
geçmişti. Rasulüllah (s.a.s.) hemen o cenaze için ayağa kalktı. Biz de (ona
uyarak) kendisi ile beraber ayağa kalktık ve: "Ey Allah'ın Rasulü! Bu bir
Yahudi kadının cenazesidir" dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.):
"Şüphesiz ölüm korkunç bir şeydir. Cenazeyi gördüğünüzde hemen ayağa
kalkınız." Ahmed b. Hanbel'in Abdullah b. As'dan rivayet ettiği bir
hadis-i şerif de şu mealdedir: "... Evet, kâfir cenazesine de ayağa
kalkınız. Çünkü siz (as­lında) o kâfir cenazesine kalkmıyorsunuz. Ancak ruhları
kabzeden yüce Al­lah'a ta'zim (nişanesi) ederek ayağa kalkıyorsunuz."
buyurmuştur.
Yahudi dahi olsa
ölüye “insan” olduğu için hürmet gösteren ve bu tavrıyla bin yıl öncesinden
bizi de ikaz eden bir peygamberin ümmeti olduğunu varsayan bizlere ve bazı
medya gruplarına bakıp çok ciddi manada üzülüyorum. Bazı siyasi ve sivil
kuruluşların bugünlerde bölgede yaşanan ölümler yüzünden taziye
ve gıyabi cenaze merasimlerine katılma veya önceden programlanmış
bazı organizasyonları iptal kararı almalarını: “Skandal veya zora sokan şok
karar” manşetleri ile duyurmalarını hangi dini anlayışla bağdaştırdıklarını
anlayamadığımdan, İslam’daki taziye anlayışını kaynaklardan araştırma gereği
duydum…
İslam’a göre kimlerin
taziyesine gidilebilir?
Bunu anlamak adına
araştırma yaparken bunun da ötesinde klasik fıkıh (ilmihal) kitaplarında
kafirlerin taziyesine dahi gidilebileceğine dair görüş olup böylesi kişilerin
taziyesinin nasıl ve hangi cümlelerle yapılacağının dahi mevcut olduğunu
gördüm. Kin ve nefret ile tarafgirliğin gözümüze ve hukukun tecelligahı olan
vicdanlarımıza ne kadar da kesif bir perde indirdiğini fark ettim…



Evet, herkes her şeyi yapacak diye bir kaide yok ama hani başkalarının yaşam
felsefesine, hareket tarzına ve yaptıklarına saygı duyulacaktı… Sevgi kalbidir
bunda bir zorlama olamazdı ama saygı öyle değildi. Herkesi ve her görüşü
sevmeyebilirsiniz ama herkese ve her görüşe saygı duyma zorunluluğu vardı hani!
Gayrı Müslimler’e hatta İsrail’e dahi gösterdiğiniz hoşgörüyü (ki madem herkese
saygı ve hoşgörülü olmak gerek; olması gereken de bu) birbirimize neden
göstermiyoruz?
Hani
kardeştiniz, hani kol kırılır yen içinde kalırdı! Yoksa kırılan kol yen içinde
kal kala kokuştu mu?
Bizden olduklarını
iddia ettiklerimizin ölümlerinden dolayı diri olanlarına yapılan taziyeyi veya
(gıyabi kılınanan) cenaze merasimlerine katılmayı anlamsız veya skandal sayacak
kadar zıvanadan çıkmışsak, toplumsal mutabakat, ülkeye fedakarlık veya ülkeye
sevdalı mefhumumuzu sorgulamamız gerekir; çünkü görünen köyü anlatmaya gerek
yok…
Tabiki “Benlere”
dağılmaya sebep teşkil eden olguları ortadan kaldırmaya yönelik çaba sarf eden ve “Biz” olarak ayakta kalmayı sağlayacak eylemlerde bulunanları kutluyorum. Ne
mutlu “Benleri” Bizleştirebilenlere! “Biz olmayı” başarmanın büyük değişim ve
dönüşümü de beraberinde getireceği inancını “Benlere” aşılamayı başarabilenlere!
Geronimo’yu kahraman
ilan edenler ya yalan söylüyorlar veya bu doğrularını her coğrafyada söyleyecek
kadar cesur ve yürekli değiller… Bizi okşasınlar diye birilerine gösterdiğimiz
hoşgörüyü dindaşlarımıza da gösterme yürekliliğine sahip olmadan insanlarımızın
ölümlerinin önüne geçilmeyecek, ölümler devam edecektir.

































Unutmayın ki:
Dirinize saygı gösterilmesini sağlayacak bir “Birlik” sağlamadan, ölünüze saygı
duyulmasını beklemek zillet olduğu kadar dirinize saygı duymayandan ölünüze
saygı göstermesini beklemek de zillettir. Birbirimizi sevelim ki birbirimizi
unutmayalım. Bir birbirimizi unutmayalım ki birlik olalım! Bizden olduğunu
iddia ettiklerimizi unutmayalım ki onlar da bizi unutmasın. Bir Allah
dostu şöyle der: “Ben bir insanı sevmediğimi: Onu dualarımda unuttuğum anda
anlarım.”  Biribirimizi
dualarda unutmamak umuduyla…



 @MBHedbi

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/geronimo-ve-dogruluk)