# Getiri ve Götürüsü İle Serbest Kıyafet İçin Sivil İtaatsizlik

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/getiri-ve-goturusu-ile-serbest-kiyafet-icin-sivil-itaatsizlik
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-03-18T16:14:04+02:00
- Güncelleme: 2013-03-18T16:14:04+02:00
- Yazar: AHMET USTA
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Geç
Kalmış Ama Olumlu Bir Hamle


Memur-Sen
Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun 12 milyon imza kampanyası desteği ile startını
verdiği “devlet dairelerinde serbest kıyafet için sivil itaatsizlik eylemi” 18
Mart pazartesi günü başlıyor.


Anlamlı
ama geç kalınmış bir hamle..


Sayın
Gündoğdu’yu 2004 yılında Ankara’da ziyaret etmiş ve “Halkın oyları ile iktidara
gelen siyasi irade, sivillerin inisiyatifini görmek istiyor Ne olacak bu
başörtü ve imam-hatip meselesi? Neden talepleri kitlesel olarak ifade etmekte de
geç kalıyoruz?” şeklinde tek ve net bir soru sormuştum. 


Hiç
unutmuyorum. Soruma, açık olan TV’deki konuşan bir şahsı göstererek (isim ve
yorum özel kalsın) bunlarla mı olacak şeklinde sitemde bulundu.


Başkan
belki de haklı idi ama ben “ Taşrada bu türden dedikoduları zaten yapıyoruz..
Ama güçlü bir merkez, taşranın dedikoduları ile vakit geçirmemeli” deyip
ayrılmıştım.


28
Şubatın bin yıl sürmesi için muhafazakar beyinlere attığı tohumlar o günkü
diyalogumuzdan bu yana geçen 10 yıla yakın sürede daha da serpildi ve maalesef
yeni bir nesli daha kaybetmemize neden oldu.


28
Şubat, muhafazakâr kesim için zor sınavdı gerçekten. 


Başörtüsüne
karşı, hınca hınç bir mücadele…


Okullarına
devam eden başörtülü öğrenciler kamu safsatasıyla dini vecibelerinden
alıkonmaya çalışılırken,


Üniversiteyi
bitirip devlet dairelerinde çalışmak isteyenler, imanla cüzdan arasında başka bir
sınava tabi tutuluyordu.


Analar,
eşler, bacılar, teyzeler ise, kamu diye tarif edilen ve sınırları
genişletildikçe genişletilen yerlerin imkânlardan tek tek mahrum bırakılıyordu.


Asker,
siyasetçi, medya, işadamları ve çağdaş sivillerin psikolojik telkin adı altında
manevi baskısı..


En
önemli mağdurlar kuşkusuz üniversite öğrencileri ve çalışan başörtülü kadınlardı
ama muhafazakar aileler için de zorlu bir tercih süreci idi 28 Şubat.. 


İronik
Durumlar


Gelelim
meselenin ironik yönüne….


Kimi
muhafazakâr aileler, tavrını gelecekten yana koydu..! Allahın affedicidir, laik
olmayı da affeder deyip “Başını aç” dedi çocuğuna..


Kiminin
fıkıh ve ibadet yönü güçlüydü ve “Şeriatın kestiği parmak acımaz, başını
aç" dedi.


Kiminin
imani yönü güçlü, kadere inancı tamdı ve "Günahı onların boynuna, aç
başını”  dedi çocuğuna..


Kimisi
günahı gibi sevmez ama yine de “Onlar gibi takiyye yap kızım, zamanı gelince
nasıl örtünülürmüş gösterirsin, şimdilik başını aç” dedi çocuğuna.


Ailelerin
bu hassasiyetine olayın vahametini fark edemeyen bazı gençler anında karşılık
verdi ve başörtünün ilmiğini çabucak çözüp sürece maalesef ailelerin katkısı
ile adapte oluverdi...


Bazıları
da ebeveynleri veya eşlerinin kendileri ile ilgili kararına set çıktı ve
direndi.. 


Bazıları
masumane umut bekleyişini bir süreliğine daha sürdürdü. 


Kimsi
bazı denemeler yaptı, sıkma baş dedi olmadı, kundak baş dedi yine olmadı..


Ciddi
depresyonlar yaşayan, intihara kalkışanlar bile oldu.


Umudunu
yitirenler, devam etmeme kararı alanlar oldu ama en nihayet hem ağlarım hem
giderim diyenler de kendilerine göre çözümler buldu.


Kimsi
de başörtü sorunun çözümünü, başörtüsünü çözmekte buldu


Kimsi
de asrın buluşuna imza attı ve o ana kadar saç engellilerin kullandığı peruğu
keşfetti.


Renk
renk, enva-ı çeşit peruklar.. 


Kimisi
bir adım ileri giderek peruğun çıkartılmasına da fetvasını buldu


Olmuyordu
çünkü yine dışlanıyordu.


Onlardan
olduğunu göstermek ve onlara kendini sevdirmek için onlar gibi olmaya çalıştı


İçerde
başörtüsünü açtı ama dışarıda makyaj yaptı


Süslendi,
cafelere takıldı,


Laik
kesimin kendilerinden korkmaması gerektiğini göstermek adına kültür sanat dahil
her türden etkinlikte boy göstermeye başladı.


Ortamlar
oluşturmakla kalmadı bu ortamların aranan kişiliği haline geldi.


Bir
süre sonra bu yeni yaşam daha cazip geldi ve artık böyle mutluydu.


Bu
süreçte tesettür modacıları da boş durmadı.. 


Bir
darbe de onlardan yemişti tesettür..


Başörtü
sabit, İslami tesettürün her tarafına bir darbede onlar indirdi ve 28 Şubatın
manevi ruhuna uygun olarak dini tesettür anlayışında evrim yaşattılar.


Yıllar
yılları böyle kovaladı durdu. 


Lakin
bir haber tüm hesapları altüst etti.


%58
lik referanduma ve 10 yıllık uzatmalara rağmen bir çare bulunamayınca,
Memur-sen tarafından sivil itaatsizlik başlatıldı ve pazartesinden itibaren
devlet dairelerinde serbest kıyafet uygulamasına gideceklerini ilan etti.


E
tamam da şartlar olgunlaşmışken rahmetlik nenemde başlatabilirdi sivil
itaatsizliği diyesi geliyor insanın..


Sendikalar
örgütlü yapılardır ve organize edicidirler. Sivil itaatsizliği, fertlerin kendi
imkanları ile yaygınlaştırmasının ardından imza atmak suretiyle değil, en
evvelce yapmaları gerekirdi diye de ekleyesi..


 


4
Basit İşlem


1-      28
Şubat Gayr-i Meşrudur


2-      28
Şubat gayr-i meşru ise getirilen düzenlemelerde gayr-i meşrudur


3-      Hangi
değişikliği yaparsanız yapın 28 şubat darbe savunucuları zaten beğenmeyecektir.


4-      Burada
mağduriyet söz konusudur. Dolayısıyla bir mağduriyeti gidereyim derken anlamlı
düzenlemeleri de rafa kaldırmak işin içinden çıkılmaz hale getirir.


 


Yukarıda ironik bir şekilde anlattığım bir nesli
daha kaybettik bu süreçte..


Hem
pazartesi öncesine kadar 28 şubatın kendisi gayri meşru ise, uygulamaları da gayri
meşrudur diyerek gasp edilen başörtülü çalışma hakkını toplumsal mutabakatın
verdiği güçle bireysel olarak elde edenlere bu mağduriyetin resmi yollarla
giderilmesi için çalışmak varken, sonu gelmeyecek ve toplum örf ve kültürü ile
bağdaşmayacak serbestliklere kapı aralamanın ne anlamı var ki..!


Bu
mesele 4+4+4 meselesine benzedi birazda.. “Kesintisiz eğitim, 28 Şubatın toplum
mühendisliğinin eseriydi ve bunu kaldırıyorum” demek varken, “bakın işte biz
eksiltmiyoruz, hatta liseyi bile birleştirip 4 daha ekliyoruz” şeklinde eğmeye
bükmeye benzedi biraz da..


Hasılı,
bugünden sonra bambaşka sorunlarla karşılaşacağız..


Bizimde
kaybında katkı sunduğumuz yeni neslin: “Her şey güllük gülistanlık iken kıyafet
serbestîsi ile strese girmeye gerek var mıydı?..  Ne güzel alışmıştık bu şekilde , Nerden
çıkardınız başörtüsü yasağını delme meselesini.” davranış türü ile
karşılaşırsak şaşırmayalım.


Ya
da, kıyafet serbestisinden 28 şubatın mağdurları pek faydalanamadı bari ben
faydalanayım deyip ucube tıraş ve giyimlerle bu hakkı zirvede kullanmak
isteyenler..


İyi
bir ressam bir fırça darbesi ile güldürür, bir fırça darbesi ile ağlatırmış..


Sayın
başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın vuracağı tek bir fırça darbesi ile, yani kılık
kıyafet yönetmeliğindeki “başı açık” ibaresinde yapılacak ufak bir düzeltme ile
bu sorun ortadan kalkacaktır sanıyorum.


Aksi
durumda Memur-Sen konfederasyonun özgürlükçü ve iyiniyetli bir söylemle
başlattığı tamamıyla serbest kıyafet düzenlemesinin kabul görmesi halinde,
getirisi ve götürüsü sonradan çok tartışılacak..


Her
şey bir yana, başlatılan bu sivil itaatsizliğin, bu ızdırabı ciddi manada
hisseden pek çok insan için hayra vesile olacağı için de teşekkürler..

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/getiri-ve-goturusu-ile-serbest-kiyafet-icin-sivil-itaatsizlik)