# Gönüllerde 'ihtilal' yapanlara 'darbe' yapmak zordur!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/gonullerde-ihtilal-yapanlara-darbe-yapmak-zordur
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-07-09T16:06:38+03:00
- Güncelleme: 2013-07-09T16:06:38+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Sizi uyutmayanlardan değil,
uyutanlardan korkun! Kimi meşru sebeple hareket
ederken kimi de meşru bahaneyle. Meşru sebep ve meşru bahane, bunlar aynı
şeyler değiller!İslam mütefekkiri
olan Ebû Hanife yıllar hatta asırlar ötesinden bizlere;“Onlarınkinden daha iyi
bir yönetim getiremeyecekseniz, yöneticilerinizi alaşağı etmeyin” tavsiyesinde
bulunuyor!Büyük imam’ın bu
tavsiyesini hatırlatmanın, hareket tarzımıza yön veren düşüncemizde yararlı inikâslara
yol açacağını düşüyorum. Bu tavsiyeye uymak ve doğru olup olmadığını
tartışmak elbette ki mümkündür. Günümüz düşünürlerine kalmış bir şeydir bu.İslam coğrafyasının
hali içler acısı. Hep kendi kültürümüzden olandan kaçıp kendi düşünürlerimizi
beğenmeyip yabancıların kültürünü gözümüzde büyütüp ona duyduğumuz aşk, bu
içler acısı duruma düşmemizin başlıca sebeplerinden sayılabilir.Mısır bunun için
muhteşem bir örnektir. El-Ezher gibi bir külliyeyi bağrında barından ve El-
Ezher’in yetiştirdiği neslin coğrafyasının hali bizleri düşündürmelidir.
Yönetim ‘tarzımızı’, eğitim ve sosyal ilişkilerimizi gözden geçirmeliyiz.

Asrımızda “senin
teröristin-benim teröristim, senin zalimin-benim zalimim derken; senin
darbecin-benim darbecim söylemleri de türemeye başladı. Günümüz dünya
‘muktedirlerinden’ bazılarının bugün itibariyle de; Mısır’daki darbeyi hala net
bir ifade ile darbe olarak tanımlamaması düşündürücüdür.
Bu bağlamda; bana
göre darbeyi kim yaptı dan ziyade, darbeyi kim yaptırdı ve kime yarıyor sorularının
cevabı daha önemlidir. Zira bunlar için konu ‘dünyadaki iktidarları’ olunca,
darbe teferruat oluyor. ‘Demokrasi’ vs. adı altında öyle yalanlar söylenip
vaatler verildi ki bu coğrafyaya, bunların haddi hesabı yok. Bazen söylediğin
yalana sen de inanmaya başlarsın ama bu da onu gerçek kılmaz!

İslam coğrafyasına
karşı güdülen siyaset; yalan ve aldatma! Bu siyaseti oluşturanların felsefesi
de bu olmuştur: Bir bireyi veya halkı aldatmak istiyorsanız, “sevindirin” ve
gelecekle ilgili umut verin.
Evet, Ortadoğu insanı
hep istikballe ilgili verilen “umutlarla” aldatıldı ve birbirini boğazladı.
Sırf o istikbaldeki vaatler için bunu yaptı. Günümüz ‘siyasetinin’ üstüne bina
edildiği felsefe şu: Birini aldatmak istiyorsan, aldatarak kendine bağımlı
kılmak istiyorsan; ‘sevindir’ ve gelecekle ilgili umut ver.İslam coğrafyasında hala ellerini
ovuşturanları görüyorum, ama kışı çoktan geçtik. Eski kışların etkisinde
midirler, yoksa yazın farkında mı değiller bunlar, tam anlayamadım.

Peygamberimizin de
buyurduğu gibi "Mü'min olan bir delikten iki defa sokulmaz."
Kendinize gelin ve uyanık olun! Günümüz dünya muktedirleri, istediklerinde
uysal koyunu dahi kurda saldırtırlar. Aldatmada ve kışkırtmada çok mahirdirler
bunlar. Bu konuda o kadar maharet sahibidirler ki bunlar, menfaatlerine ters
düştüğü için kardeşinizi size öldürtebilirler ama siz kardeşinizi kimin için
öldürdüğünüzün farkında bile olmazsınız!
Darbelerle daha kaç defa
‘sokulacak’ bu millet! Defaatle darbe yapılıyorsa, sadece darbe yapan zihniyeti
değil; burada imanımızı ve dolayısıyla kendi hareket tarzımızı sorgulama da
devreye girmeli!
Kimin düşürdüğünü bilmek
kadar, nerede ve niçin düştüğün de önemlidir.
İnsanlar neden hayvanlara
şiddet uyguluyor veya öldürüyor diye hayrete düşenlere şaşıyorum. Hala
anlayamadınız mı? Dünyadaki iktidarlarının idamesi için birbirlerini dahi
hunharca katledenlerden, küçücük masum çocukları öldürebilenlerden başka ne
beklenebilir ki!

Kimi savaşacak adam ararken, kimi de
barışacak adam! Bunları birbirinden iyice ayırt etmek ve değerlendirmek
gerekir. Bu, vicdani ve ahlaki bir sorumluluktur.
Dedikodulara inanmamak gerekir. Dedikodunun her türlüsü
kötü ama tweet ve face dedikodusu çok daha kötü olmakla beraber bir o kadar da
tehlikeli!Eyleme dönüşmeyen iman; susayan birisi için, küpteki
suya benzer. İman eyleme dönüşmedikçe, sahibine bir faydası dokunmaz. Zaten
eyleme dönüşmeyen imanın, iman oluşu da muamma!
“Bir haksızlığa
uğradıkları zaman, yardımlaşırlar. 42/39”
Mü’minler nerede olurlarsa olsunlar birbirlerinden bigâne olmamalılar.
Unutulmamalıdır ki Allah, her insana bir rol biçtiği gibi inananlara da bir rol
biçmiştir. Allah katında kendisine biçilen rolü en iyi şekilde icra eden;
sahnede kalır. Ötesi rol çalmadır ki çalmanın her türlüsü de Allah katında
merduttur. Dikkat edin… Aynı kıyıya çıkmanız
için aynı denizde olmanız gerek.İslam coğrafyasında
artık darbelerin olmaması için; halk iradesiyle de olsa iktidar olanların,
kendileri gibi düşünmeyenler de dâhil olmak üzere tüm gönüllere köprü kurması
gerekir.

Gönüllere köprü
kurmak başkadır. 

Allah’ın, insanı muhalif bir fıtrat üzere yarattığını ve
kendisine inanmayanlara dahi özgürlük tanıdığı gerçeğini unutmamak ve ilke
edinmek gerekir. Halk kaybetmez, halktan uzaklaşanlar kaybeder! Halktan uzaklaşan Hak'tan da uzaklaşır, Hak'tan uzaklaşanlar; yapay ve geçici huzurdan başka hiçbir şey
elde edemezler.
İnsan bu; kimi köprü
yıkar, kimi köprü yapar, kimi de köprü olur. Halkla sağlam köprü kuranlar,
kolay kolay devrilmez. Gönüllerde 'ihtilal' yapanlara 'darbe' yapmak zordur.
Köprü olmak başka, köprü yapmak başkadır.Ne mutlu gönüllere
köprü kurmayı başaranlara! Akif’in de dediği gibi; Tükürün milleti alçakça
vuran darbelere! Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere!
 
@/MBHedbi
 













































































 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/gonullerde-ihtilal-yapanlara-darbe-yapmak-zordur)