# Hafızalaştırma Çabaları

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/hafizalastirma-cabalari
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-03-06T11:18:27+02:00
- Güncelleme: 2013-03-06T11:18:27+02:00
- Yazar: ŞEREFXAN CİZİRİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Kürtler
şimdiye kadar kendi geçmişlerini hafızalaştırma konusunda pek bilinçli
davranmamışlardır. Hani halk arasında şöyle bir deyim vardır; bir dikili
taşımız bile yok! Bu nedensiz olarak söylenmiş bir bildirim değildir. Kürtler
kendi toplumsal ve siyasal gerçekleriyle yüzleşme konusunda pek istekli
olmamışlardır. Toplumsal yaşamımızda iz bırakan olayları, tarihi şahsiyetleri,
alimleri, dini önderleri, bir dava uğruna hayatını kaybedenleri hatırlamakta,
onları hak ettikleri şekilde hafızalaştırma konusunda pek becerikli olmamışız
şimdiye kadar.  

       Ülkemizdeki her karış toprağın altında
hatırlamamız gereken, kültürümüzün, bilincimizin, tarihimizin, edebiyatımızın,
dilimizin vazgeçilmeyen unsurları var ama bizler bunlara halk olarak gereken
özeni göstermemişiz. Bu gibi işleri hep başkasından beklemişiz. Sanki bu
zenginlikler bizim değil de başkaları tarafında korunması, hatırlanması, değer
verilmesi gerekiyormuş…

        Çok yakın çevremizde bulunan ve hatırlanması,
hafızalaşması gereken olayları, kişileri, varlıkları, değerleri kalıcılaştırma
konusunda kayda değer bir toplumsal projemiz yoktur. Zaten yeteri kadar
problemimiz var, bir de böyle şeylerle mi uğraşacağız deme lüksüne de sahip
değiliz. Bizlerin bazen haklı ya da haksız lüks olarak değerlendirdiklerimiz
olayların, esasında benliğimizin, kültürümüzün, bilincimizin bir parçası
olduğunu unutmamamız gerekiyor.

İnsan, varlık nedenini unutur mu?


Bu bağlamda
kesinlikle şunu dememiz gerekiyor; her şeyden önce insan hatırladıklarıyla,
hafızalaştırdıklarıyla, bilince çıkardıklarıyla, anıtsallaştırdıklarıyla kendi
toplumu hakkında gerçek ilişkilere ulaşabilir. Bu ilişkiler zamanla insanların
davranışları, duruşları ve değer yargıları hakkında bilgi ve deneyim
aktarırken, gelecekle ilgili alacağımız tavırlarda da bizlere yardımcı
olacaklar…


Bu
hafızalaştırma projeleri elbette farklı farklı olabilirler. Kimi değişik
kurumlar, kültürel merkezler, resmi kurumlar, sivil toplum örgütleri, vakıflar,
dernekler farklı amaçlar için bu konularda katkı sunabilirler. Eğer her kesim
bu konuda elini taşın altına koyacaksa hem toplumun yükü hafifler hem de siyasi
kaygılara, çekişmelere, anlamsız sürtüşmelere de gerek  kalmaz…

        Bakınız şimdi; son dönemlerde Nusaybin yerel
yönetimi bazı parklara, sokaklara, meydanlara hafızalaştırma amacıyla bazı
isimler koydu. Bu elbette iyi bir girişimdir. Mesela Musa Anter Parkı, Newroz
Meydanı, Mitanî Kültür Merkezi, vs…


Ama bu
hafızalaştırma salt isimlerle gerçekleşmez ki! Söz konusu isimlerin,
adlandırmaların etrafında var olan değerleri, zenginliği, yetenekleri, siyasi
ve kültürel görüşleri de güncelleştirmek, hafızalaştırmak gerekmez miydi?
Mesela Musa Anter Parkında, Musa Anter’le ilgili pek fazla etkinliğe rastlamak
olanaklı değildir. Neden? Musa Anter sadece sıradan bir isim değil ki?

Mesela Mitanî Kültür Merkezi şimdiye kadar adına
yaraşır programlarla, etkinliklerle, kültürel değerlerle halkın karşısına
çıkmayı becerebilmiş midir?


Yine Newroz
Meydanı neden Newroz’u andıran, önemini anlatan, görkemli bir anıtsal eserle
donatılmamıştır şimdiye kadar?


Bu
konulardaki soruları da, örnekleri de daha da çoğaltabiliriz… Ama buna şimdilik
gerek yoktur…


Hafızalaştırma
konusunda Almanya kökenli olan ve Yahudi katliamını konu alan bir proje son
zamanlarda ilgimi çekti. Bunun adı da tökezleten taşlar (stolpesstein) gibi
ilgi çekici olunca, hemen aklıma Nusaybin’de 1975 - 1995 yılları arasında
siyasi nedenlerden dolayı hayatını kaybeden insanların anısına, onları
hatırlatan, onlara toplumumuzda bir yer veren ve bu insanları nasıl
hatırlamamız gerektiğiyle ilgili aklıma bir fikir geldi…


Fikir şöyle;


Kuşkusuz bu
fikir ve proje herkesi kapsamalıdır ve siyasi gruplar, esnaf, eğitmenler,
sendikalar, aydınlar, gazeteciler, işadamları, müteahhitler ve yerel yönetimler
tarafından da desteklenmelidir… 


Barış ve
demokrasi düşüncesi ancak böyle eylemlerle yaygınlık kazanabilir.

Her şeyden önce halk böyle bir projeyi cesaretle
talep etmeli, arka çıkmalı ve bunu insanlarımıza da benimsetmelidir… 


Çünkü ölen bu
insanlarımız kuşkusuz bu halkın çocuklarıydı…


Böylelikle
binlerce insanımızın anısına bir katkı sunmuş olacağız…


Bir Örnek;
2005 yıllında görev başındayken, alakasız ve basit gerekçelerle katledilen
öğretmen Adnan Çelik (Adnan Zoro)  anısına Nusaybinli öğretmenler,
sendikalar, ilçe milli eğitim neden bir hafızalaştırma projesine başlamıyorlar?
Mesela anısına bir büst, bir okul, bir yarışma, bir park, bir anıt, bir öğrenci
bursu ya da başka bir şey yapılamaz mı?


Nasılda olsa
katledilen bir eğitimciydi, bir öğretmendi, bir babaydı!..


Öyle değil mi?


Bakınız
şimdi; bildiğim kadarıyla Almanya’daki söz konusu proje yavaş yavaş başka
ülkelere de yayılıyor. Her yerde temel amaç aynıdır. Bizde bu projedeki
fikirleri örnek alabiliriz. Herhangi bir siyasi dava ya da sosyal nedenlerle
öldürülmüş insanların bir anısı, bir taşını, bir eylemini, meziyetini sıradan
bir yere, herkesin rahatlıkla görebileceği bir yere dikebiliriz. Almanya’da bu
işi yapanlar, öldürülen Yahudilerin anısına bir yazılı taş diktikleri için,
projeye tökezleten taşlar denilmiştir. 


Bizlerde
kendi projemize hatırlatan taşlar diyebiliriz! Ama bu illa da taş olacak diye
bir mecburiyet de yoktur. Bu malzeme demir de olabilir, ağaçta olabilir, beton
da olabilir, yeter ki ölen insanların anısına geride bir eser bırakalım…


Bu alanda
bırakalım Nusaybin’i binlerce gül ve çiçek süslesin! 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/hafizalastirma-cabalari)