# Haysiyet Cellâtları İş Başında

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/haysiyet-cellatlari-is-basinda
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-04-10T15:04:17+03:00
- Güncelleme: 2015-04-10T15:04:17+03:00
- Yazar: MALİK GULVAZ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

O dönemleri hatırlıyor musunuz bilmiyorum.
Hani vekil adayların belirlenmesi sürecinde, milli
hobimiz olan “itibarsızlaştırma” müsabakalarının bütün hızıyla sürdüğü bir
dönemden geçiyorduk. 
Sırtı tapışlanan, kraldan daha kralcı tetikçilerin
ortalıkta bol bol cirit attığı dönemden bahsediyorum.
Yer, gök toz duman olmuştu hani. Epey de bir yaygara
koparılmıştı hatırlarsanız.
Herkes, gönlünde yatan aslanın milletvekili adayı
olmaya daha layık olduğunu düşünüyor, kendisini ya da adayını Mardin’in
alametifarikası olarak görüyordu.
İddialar ve ithamlar değerler üzerinden değil,
başkasına çamur sıçratarak bel altı seviyesinde kurgulanıyor; sürekli partiye
zarar verildiğinden dem vurularak hedeflenen kişiyi dışlayan imalar havada savruluyordu.
Farklı bir
yöntem kullanılması beklenemezdi zaten.
Hem Başbakana sevimli görünüp siyasetten payelenmeyi
devam ettirmek asıl amaç değil miydi? 
Böylece şekillendirilmesi istenen kıraathane kamuoyuyla
velinimet parti merkezinin karar tercihleri etkilenecekti.
Oysa karşı yakada duran muhalefet partisi tamamen
göz ardı edilmiş, O’ndan bahsedilmiyor, esamesi bile okunmuyordu.
Dedikodular, ithamlar, iftiralar, tehditler, parmak
sallamalar, hedef göstermeler bir konfeti gibi üzerimize boca edilirken her nedense
“Şimdi intikam zamanı”  hatırlatmaları
yapılıyordu.
Tespih şakırtıları eşliğinde masaya yumruklar
indiriliyor, “artık tükendi” sohbet meclisleri kuruluyor, parti genel merkezine
şikâyet jokerleri öne sürülüp saplandığı beleş konfor uğruna vicdan ölçüsünden
çoktandır vazgeçenlerin atarlanmaları ortalığı kasıp
kavuruyordu.
 
Haysiyet cellatları
Ve bütün bunlar, kadını siyasetten dışlayan eril bir
dille hoyratça dolaşıma sokulmuştu piyasaya. Şu ana kadar herhangi bir
yolsuzlukla, araziyle, arsayla, binayla, dükkânla, ihaleyle adı ilişkilendirilmemiş
biriydi oysa… 
Peki, ne oldu da en basit insanlık hallerinde bile
Mardinliliğiyle onur duyan bu kadın vekilin sesi kapı dışarı edilmek
isteniyordu? Tevekkeli değil, Başbakan şaşmaz keskin gözlemleriyle O’nu ikinci
defa milletvekili adaylığına uygun görmüştü de nümayişçiler istemeden de olsa sineye
çekmek zorunda kalmışlardı.
Peki, bugünlerde de hiç dikkat ettiniz mi? Haysiyet
cellatları her zaman olduğu gibi yine iş başında… Başbakanın, aday listesinin
oluşturulmasında uygulanan kıstas açıklamasına rağmen, siyasi sorumluluktan
kaçan haris dilleri tekrar dedikodu piyasasının tedavülüne girmiş. 
Ve onca zaman sonra bu hanım efendi, yeniden hedefte.
 Linç kültürünün borazanları ortalığı
velveleye vermiş. Bilirkişi beyler, olası seçim sonuçlarını tartıyor ve çok boyutlu
nedenlerden dolayı alınacağına inandırtmak istedikleri mağlubiyetin faturasına
göndermelerde bulunuyorlar.
Bu kez, parti merkezinin dolayısıyla Sayın
Başbakanın listenin belirlenmesindeki acziyetine işaret edercesine muhalif
çığırtkanlık yapan analistlerin! Hiç de inandırıcı olmayan sesine “O olmasa sonuç
farklı olabilir” efekti de yapıştırılmış. 
Şarkın yerel siyasette hareket alanı daraldıkça,
karşılıklı atışlar elbette gözden ilk çıkarılacak üstüne, yani kadın üstüne
yapılır. Bu coğrafyanın makus gerçekliği. 
Merak etmeyin! Değişen hiçbir şey olmadı şu ana
kadar bu cephede.
 İnkârın en
zavallısına sığınıp “başarıyı kendine, başarısızlığı başkasına” mal etme
kurnazlığına kurban edileceklerin arayışı hep sürmüştür bu şehirde. 
Canla başla imgelerini seviyesiz çamurlarla
parlatmaya çalışan bu haysiyet cellatların çehrelerini kirli bir sırıtış
kaplamış bile. Öfke gösterileri ve mangalda kül bırakmayan tekinsiz
haşmetleriyle hala ahkâm kesiyorlar.
 
Kurban aranıyor
Yerel seçimlerde ortaya çıkan ve asla bir kazanım
olarak görülemeyecek belediye meclis üyeliği ve başkan adayı oyları arasında ki
aritmetik bazılarını da çok umutlandırmış meğerse:
Tercihini başka bir partinin çatısı altında kullanan
18000 seçmenin elde tutulamamasında rolleri yokmuş. Hatta zamanında müdahale
edilseymiş bütün bunlar olmayacakmış. Zaten onlar seçimi kaybedeceklerini
tahmin etmişlerdi de kimse onların sesine kulak vermemiş. Böyle bir aday mı
olurmuş. Söylemişler de söylemişler ama bir türlü dinletememişler ki.
Kurnaz mağdurlar, bu
mağduriyet siteminin, kapış kapış giden
bir dil olduğunu çok iyi gözlemlemişler besbelli. Bu dilin bütün kullanım
biçimlerinin çeşitlemesinden iftiralar üreterek, Mardin sevgisi ve temiz
niyetine kalıbımı bastığım kadın milletvekilini hedef tahtasına koymuş,
durmadan yakınıyorlar. 
Kurbanların can çekişmesini izleyerek yeniden dizaynının
olası olduğuna kendilerini ikna etmek istedikleri bir listede, parıltılı
ikbalin tahsilatında yer almaya çalışıyorlar.
 Artık yok
öyle yağma.
Kendileriyle ilgili sorgulanması gereken o kadar şaibeli
durum ve cevap bekleyen yığınla soru dururken, içinde zerre kadar erdem taşıyan
bir kimsenin,  kurban bağışlama
seremonisine bu saatten sonra katılacağını sanmıyorum.
Alacaklı bir tetikçi edasıyla sosyal medyada yapılan
yorumların ve mantığa hiç borcu olmayan bir takım hesaplar temelinde tetikçilerin
okuduğu masumiyet peşrevleri, maalesef inandırıcılıktan çok uzak duruyor.
 Cumhuriyet
tarihinde bir ilk teşkil etmesiyle Mardin’den tarihe kayıt düşen başörtülü
meclis komisyon başkanı kadın vekili her fırsatta suçlu ilan etmeye
kalkışanlara naçizane tavsiyem: Bundan vazgeçmeleri. Yoksa zamanla görkemli
günlerinde biriktirdikleri anılar tarafından sobelendikleri lanetli saklambaç
oynamaya başlar ve tahammül edilmeyen bir raviye dönüşürler.
Hani o anılarını arayıp duran, sık sık iç geçirip
gözlerini kısarak uzaklara dalan, elinden kayıp giden dünyanın coşkulu özlemini
taşan gözleriyle dillendiren o kasvetli anlatıcı.
Değerli vekilimizin şahsında bütün kadınlara
tavsiyem saçlarını tutulmayacak kadar hep kısa kesmeleri… Dikkat ediyorum da bu
memlekette şaibelerden uzak duran her onurlu duruş saçlarından tutulur. O
saçlar bir başörtüsünün altında kalmış olsa bile.
Hala suçlu mu arıyorsunuz? 
O zaman, bir kariyer belirleme merkezi gibi çalışan
dernek, vakıf ve parti çalışmalarınızdan bir nebze sıyrılıp dedikodu, iftira,
çamur atma ve ötekileştirme hakkınızı saklı tutmak şartıyla: 
Gözünüze kestirdiğiniz arsa ve bu şehirde yaşayan
insanları kovarcasına taciz eden binalardan elde ettiğiniz ve edeceğiniz
kazanımları düşünmeksizin, başınızı kaldırıp aynaya bir zahmet bakıverin…
Hoşgörü şehri mi?





















































































GEÇİNİZ…

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/haysiyet-cellatlari-is-basinda)