# Hazan’a Benziyordu

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/hazana-benziyordu
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-02-20T19:14:00+02:00
- Güncelleme: 2015-02-20T19:14:00+02:00
- Yazar: TEKİN ORUÇ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Gecenin yarısından
epeyce zaman geçmişti.
Bir elinde  gaz lambası; diğer elinde rızkın, bereketin
ve  evlatlarının geleceği saklı olduğu
kapının anahtarları vardı.
Sessizliğin,
karanlığın ve tenhalığın uyuyamadığı gecede; bir tek ay ışığı yansıyordu
pencereden…
Her zaman ki gibi  erkenden
uyanmştı. Onu ay ışığı uyandırır ve zamanın hesabını ay ışığına göre
yapardı.Tam tekmil giyinmiş ve kuşanmış bir şekilde biribirinden uzak iki oda
arasında sürekli mekik dokuyordu. Yeni gelin olmuş kızlara, kendi yaşamından
kesitler gösterircesine adetta çırpınıyor ve hayata aşina olmaları için yoğun
bir çaba sarf ediyordu. Bu sebeble topraktan yapılmış iki katlı ve alt katı
ahır olan  evin zemini her yürüyüşte
sürekli sallanıyordu.Belli ki gün boyunca yorgunluğu
hissetmemiş ve gecenin aziz yalnızlığında birkaç saat dinlenip; yeni başlayacak
günün ilk hazırlıklarını yapıyordu.
***
Kavak ağacından
yapılmış yeşil renkli kapının sesi ile uyanır gibi oldum.
Odada sönmüş odunlu
soba; etrafa yaydığı soğuk havanın etkisiyle uyanmamı güçleştiriyordu. Zar
zor  uyanıyor  ve 
yorganın verdiği sıcaklığı kaçırmak istemiyordum.
Taş yapılı ve tavanı
söğüt sutunlarıyla bezenmiş odanın içinde; adım adımlayanın tak  u raklarıyla iyiden iyiye irkildim.
İçi koyun yünü ile
doldurulmuş ve sarı - kırmızı  renkli
kumaşlarla süslenmiş yorganın bir kenarını; hafifçe üzerimden kaldıran nasırlı
bir elin kokusunu hissettim bir anda…
Gündüzün süt sağma
esanasında oluşan bu koku; yün ve süttün yorgun eller üzerine sürülmüş  misk kokusu gibiydi…
Gözlerimi ellerimle
ovuşturdum.Yorganın tamamanını üzerimden kaldırdım.
Ani bir hareketle
tamda kalkmaya niyetlenirken;“Kalktın mı?” dedi
çenesi ve alnı dövmeli  Nine,
Delikanlılığa yeni
adım atmış ve gündüzün taş ve toprak demeden; o kayalıktan bu kayalığa koşan
genç, “Kalktım”dedi.
“O zaman lambayı tut,
kürkünü sırtına al,ayakabını giy ve düş önüme” dedi.
Kapıdan dışarıya
adımımı atar atmaz; yer yatağında saatlerce ısınan vucudumun tamamının
titremeye başladığını hissettim. 
Taş duvar köşesinde
duran ibriği elime aldım; içindeki suyun gece boyunca jilet gibi  keskinleşerek 
soğuduğunu anlamama rağmen, ibriğe çekinerek hafifçe dokundum ve  sakince doğrultup az bir su ile yüzümü
yıkadım.
El bileklerime kadar
uzanan kalın kazağımın yardımı ile yüzümü kurutarak; alnı ve çenesi dövmeli Nine’nin
önünde yürümeye başladım.
Yere düşen kırağın
beyazlığı gözlerimi;  çıradan çıkan gaz
kokusuda  nefesi açmıştı.
***
Ahırın kapısından
içeri girerken,  karanlıklar içinde
onlarcanın gözleri parlamış ve homurdanmaya başlamışlardı. Geldğimizi
anlamışlardı, ellerimizdeki yemi kokluyor ve 
her biri etrafımızda yer edinme savaşı veriyorlardı.
Alnı ve çenesi
dövmeli Nine, gündüzün otlakta  yeterince
doyamayan koyun sürüsünün tayınını dağıtmaya başladı. Elinden aldığım gaz
lambası ile hem yemlikleri aydınlatıyordum, hem sürünün çırpınışını seyrediyor
ve hem de yem dağıtma inceliklerini izliyordum. Uzun kış gecelerine ramak kala
dağıtılan arpa ve saman; sürünün dişleri arasında, buğday değirmenin çalışmasına
benzer sesler çıkarıyordu sanki.
Bir yandan yemliği
temizliyor; diğer yandan da elindeki cuvaldan aldığı arpa ve samanı biribirine karıştırarak
yemliğe boşaltıyordu. Arasıra geriye gidip, dağıttığı yemin  eşit dağılması için eliyle düzeltiyordu.
Tüm bunları yaparken
de, Hazan günlerinin titrek gecelerinde; çeliğe bilenircesine keskin ve hızlı
idi ve tek boyutlu hayatın tüm meşakkâtlerini  üzerine alırcasına azimli idi.
Bir düzine çocuk
büyütmüş, Bir çok olaya tanık olmuş, dava görmüş, kıtlık yaşamış ve yaz
sıçaklığının kavurduğu topraklarda Kış mevsiminin azığı için günlerce ter
dökmüştü.
Ve hala iş aşığı
idi.Hala of demez,diyenlerede sitem ederdi.
Hazan’da yaprakları
dökülen ağaçlar gibiydi. Zamanı gelince tüm gücüyle toparlanır ve her bir dalında
 binlerce çiçek açılırdı.
Gün henüz ağırmadan
ve gecenin sessizliği bozulmadan önce zamanın akıp gitmesine fırsat vermemeliydi.
Ay ışığını gözleri ile süzdü. Her gün, Güneş’in doğuşunu saklayan  dağa şöyle bir baktı.Yeni  bir uğraşa doğru kuşanmanın heycanına
kapılarak etrafı kolaçan etti.
Yatmadan önce
mayaladığı süt, yoğurt kıvamına gelmişti ve Artık meşk (yayık) sallamanın zahmeti
ile mücadele etmenin yolunu; sabah ezanın vaktine kadar götürecekti.





























































































Vesselam herkese…

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/hazana-benziyordu)