# Her Şey Aslına Döner

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/her-sey-aslina-doner
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-08-30T19:55:51+03:00
- Güncelleme: 2013-08-30T19:55:51+03:00
- Yazar: VEYSİ ELMASOĞLU
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Yazının hikaye kısmı bir internet sitesinden alınmıştır.
Bir padişah Hızır’ı görmek istiyordu. Bir gün
bunun için tellallar çağırttı:

-Kim bana Hızır'ı
gösterirse onu armağanlara boğacağım, dedi. 

Birçok oğlu uşağı
olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Karısına dedi ki: 

-Hanım ben padişaha
Hızır'ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsaade alacağım. Bu kırk gün için
padişahtan size ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk
günün sonunda Hızır'ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz rahat
olursunuz. 

Adamın karısı kanaatkâr
biriydi:

- Efendi biz nasıl
olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye. Bundan sonra da idare ederiz. Vazgeç
bu tehlikeli işten, dedi. 

Ama adam kafaya
koymuştu. Padişaha gidip Hızır'ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin
istedi. Hızır'ı bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında ailesinin geçimi
için sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı. Bunları
evine teslim edip kırk gün ortalıktan kayboldu. Kırk günün bitiminde padişahın
huzuruna çıkıp her şeyi itiraf etti: 

-Benim aslında
Hızır'ı falan bulacağım yoktu. Ailece sıkıntı çekiyorduk. Hızır'ı bulacağım
diye sizden dünyalık almak istedim, dedi. 

Padişah buna çok
kızdı: 

-Padişahı
kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi? diye bağırdı. 

Adam da her şeyi
göze aldığını söyledi. Bunun üzerine padişah yanında bulunan üç veziriyle görüş
alış verişinde bulundu. 

Birinci vezire
sordu:

-Padişahı kandıran
bu adama ne ceza verelim? 

-Efendimiz, bu
adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım. 

Bu sırada peyda
olan, nurani bir genç, vezirin sözleri üzerine söyle dedi: 

-Küllü şeyin yerciu
ila aslihi.

Padişah ikinci
vezirine sordu: 

-Bu adama ne ceza
verelim? 

-Hükümdarım bu
adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım. 

Biraz önce ansızın
ortaya çıkan genç yine: 

-Küllü şeyin yerciu
ila aslihi, dedi.

Padişah üçüncü
vezire sordu:

-Ey vezirim sen ne
dersin, beni kandıran bu adama ne ceza verelim? Padişahım bana göre, bu adamı
affedin Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç isledi ama
sanıldığı kadar da kötü biri değil Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için kendini
feda edebilecek kadar da iyi yürekli. 

Nurani genç yine
söze karıştı: 

-Küllü şeyin yerciu
ila asıhı

Bu defa padişah o
çocuğa yöneldi: 

-Sen kimsin? İkide
bir tekrarladığın o laf ne demektir? 

Genç cevap verdi: 

-Senin birinci
vezirinin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan
bahsetti. Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi. Yorgan
yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk doldururdu. O da babasına çekti. Üçüncü
vezirin ise babası da vezirdi. O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim
söylediğim söz "Herkes aslına çeker" demektir. 

Vezir istersen
(üçüncü veziri göstererek) işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte
Hızır, bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu.
 
 
Birçok
kez dinlemişizdir, bu hikâyeyi. “Her şey aslına döner.” Türkiye’de “demokrasi,
insan hakları, hukukun üstünlüğü, eşitlik vs. “ naralarıyla iktidara gelenlerin
komik sonu hatırlattı bize bu hikâyeyi. 
 
Hep
tahammülsüzlükten şikayet edenlerin, ellerine güç geçtiği zaman ne kadar
tahammülsüz olduğunu gördük hep beraber. 
AKP
üçüncü dönemin sarhoşluğuyla son dönemlerde iyice devletçi bir üslup takındı.
Ali
İsmail’e hayvanca saldıranlar olsun, palalılar olsun asıllarını gösterdiler bu
topluma. Sokak ortasında elinde kendini savunacak hiçbir araç olmayan bir gence
vahşice saldıranlar ve yere düşen o gencin kafasını tekmeleyen polis bize ne
kadar demokrat, ne kadar insancıl, ne kadar halkçı, ne kadar insana saygılı, ne
kadar insancıl, ne kadar insan olduklarını gösterdiler. 
 
Biat
kültürü içinde yetişmiş bir güruhtan biraz zor demokrat çıkabileceğini daha
önceleri söylemiştik. Anti-demokratlığın yanında şimdi de devletçi ve diktatörcük
anlayış kendini gösteriyor. 
 
Gezi olayları
itibariyle geçmişte paranoya olarak nitelenen “dış mihraklar, dış güçler, şer
odakları” gibi sudan sebepler tutulmaya başlanmıştır. 
Geçmişte
evlerini ve iş yerlerini bayrak ve Atatürk posterleriyle donatan kesimi
eleştirenler, meydanlara çıkıp “evlerinizin balkonlarına bu bayrağı asın”
dediler ama maalesef bu kampanyaları tutmadı. 
 
Muhalif
kanatları “hep aynı şeyleri söylüyorlar” diye itham edenler, bu gün aynı
şeyleri tekrarlıyor. Yok efendim Ferhat’mış da biz Şirin’mişiz de… Ülkede
onların döneminde özgürlükler artmış da isteyen istediği gibi başbakan hakkında
yazıyormuş da… Allah aşkına bir düşünün geçmiş dönemdeki başbakanlarınızı gerek
mizahi gerekse de siyasal yayınlarda adamlar yerden yere vurulmuyor muydu? Hangisi
 “Maaşını sen vermiyor musun? Yazdırma”
gibi bir ifadeyi meydanlarda kullandı? 
 
Hangi
başbakan bu ülkede medyayı bu kadar baskı altında tuttu? Büyük lider diyorsunuz
ama köşe yazarıyla meydandan ve grup toplantısından kavga eden biri büyük lider
olamaz. Meydan düzenleme işiyle uğraşan büyük lider olamaz. Yargı kararları
kendi hesabına hizmet ettiğinde “bağımsız yargıya saygı” deyip kendi hesabına
çalışmadığında “dedelerin ataması” diyen büyük lider olamaz.  Altı aydır, “Filistin’e gideceğim” deyip
gidemeyen büyük lider olamaz. Suriye konusunda o kadar çırpınmasına rağmen en
az söz sahibi olan büyük lider olamaz. “Gereken talimatları verdim, olacak,
yapılacak…” diyen büyük lider olamaz. 
 
Ey
Erdoğan! Artık karşında putperestlik derecesindeki Kemalistler kalmadı, artık
karşında asker kalmadı, artık karşında eskinin egemenleri ve diktecileri
kalmadı. Bu yüzden artık mağdur adam değilsin. Karşında olan herkesi “dış güç,
lobi, terör örgütü” olarak göremezsin. Bak eski kankaların olan Gülenistler de
senden şikâyetçi. Hakan Fidan olayında onların sana karşı bir darbe girişiminde
bulunduğu defalarca yazıldı. Ama “kader adalet eder”. Ergenekon davası yeni
başladığında  “Sevinmeyin. Bunlar gider
başka darbeciler gelir. Yani polisler. Yani Emniyeti kendi adamlarıyla
doldurmaya çalışan Gülenciler.” demişti biri. (Kimdi ya?)
 









































Eee,
Ferhat usta! Demokratlık, dış politikada başarı, Ortadoğu liderliği, dünya
liderliği, bak bu balonlar yavaş yavaş sönüyor. Aslına dönüyorsun. 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/her-sey-aslina-doner)