# Hicri Yılbaşı ve Muharrem

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/hicri-yilbasi-ve-muharrem
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-10-31T16:31:45+02:00
- Güncelleme: 2013-10-31T16:31:45+02:00
- Yazar: DURSUN ALİ COŞKUN
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla


            Muharrem
ayı, Rasul-i Ekrem (s.a.s.)’in “Allah’ın ayı” olarak nitelendirdiği bir aydır.
Rahmet Peygamberinin Mekke’den Medine’ye hicreti esas alınarak Hz. Ömer (r.a.)
zamanında tarih başı olarak kabul edilmiştir. Hicret, içerdiği anlamlar
açısından Müslümanlar için bir milattır.


            Her
yıl Muharrem’in 10’uncu günü geldiğinde kalbinde iman taşıyan her kardeşimizi
bir acı, bir hüzün ve bir keder kaplar. Zira Hicrî 61. yılın 10 Muharremi,
Sevgili Peygamberimizin “Benim dünyadaki çiçeğim, reyhanım” dediği, “cennet
gençlerinin efendisi" olarak tavsif ettiği, Hz. Aliyyü’l- Murtaza’nın, Hz.
Fatımatu’z-Zehra’nın ciğerparesi, Hz. Hüseyin Efendimizin ve pek çoğu Ehl-i
Beyt’ten olan 70 kişinin Kerbela çölünde şehadete ulaştıkları tarihtir.


            Yürekleri
dilhûn eden bu acı, dünyanın dört bir yanında, mezhebi, meşrebi, kültürü,
coğrafyası ne olursa olsun, Rasul-i Ekrem’e, ashâbına ve Ehl-i Beyt-i
Mustafa’ya zerre kadar muhabbet besleyen her müminin ortak acısı ve ortak
elemidir. Neredeyse her evde bir Hasan, bir Hüseyin, bir Fatıma, bir Cafer, bir
Zeynelabidin bulunduran bu topraklarda, bu acıyı yüreklerinin tâderinliklerinde
hissetmeyen hiç bir mümin yoktur. Kerbela’da acımasızca şehit edilen Hz.
Hüseyin ve arkadaşları, bu hadisedeki asil duruşu ve haksızlıklar karşısındaki
onurlu mücadelesi ile bütün müminlerin gönüllerinde taht kurmuş, ona ve
yakınlarına bu zulmü reva görenler ise Müslümanların ortak vicdanında mahkûm
edilmiştir.


            Kerbela’nın
acısını hissetmek ve hüznünü yaşamak elbette önemlidir. Kerbela şehitleri için
gözyaşı dökmek elbette takdire şayandır. Ancak Kerbela’nın acısını ve kederini
yüreklerinde hisseden Müslümanlar olarak bugün bize düşen görev, Kerbela’yı
doğru okumak ve doğru anlamaktır. Kerbela’nınkerbu belasını bugüne taşımak,
Kerbela’yı anlamak değildir. Onu tarihte yaşanmış bir kıssaya, tarihsel bir
hadiseye, bir mitolojiye dönüştürmeye de hakkımız yoktur. Bilakis ondan dersler
ve ibretler çıkarmaya ihtiyacımız vardır:


            Biz
Müslümanlar için bu hadisenin en acı yönü, Sevgili Peygamberimizin ahlakî
öğretisine tanık olanların henüz hayatta yaşıyor olduğu bir dönemde cereyan
etmesidir. Hz. İmam Hüseyin’in ve arkadaşlarının, uğruna canlarını verdikleri
yolu bilmeden, kendilerini feda ettikleri yüce değerleri anlamadan, idrak edip
yaşamadan Kerbela’yı anlamak mümkün değildir. Kerbela’da can verenlerin yolu,
canlarını uğruna feda ettikleri Hz. Muhammed Mustafa’nın, Hz.
Aliyyü’l-Murtaza’nın, Hz. Fatımatü’z-Zehra’nın yolundan başkası değildir.


            Kerbela’yı
anlamak, Kerbela’yı yaşamak, hakka, hakikate, hürriyete, adalete, ahlaka,
erdeme, fazilete, izzete, onura, şerefe sevdalı olmak demektir. Kerbela’yı
doğru anlamak için bize düşen vazifelerden biri de Kerbela’dan bir
ayrılık-gayrılık değil bir birlik-beraberlik dersi çıkarmaktır. Bir sevgi, bir
muhabbet devşirmektir.


            Muharrem
ayı, içerisinde müstesna günlerden biri olan aşure gününü de barındırır. Aşure,
muharrem ayının onuncu günüdür, ismini Arapça on manasına gelen “aşera”
kelimesinden almıştır. Dilimizde, bugün pişirilip dağıtılan tatlıya ad olarak
“aşure” şeklinde telaffuzu yaygındır. Tarihte bugün, insanlık ve İslam tarihi
açısından önem taşıyan bazı olaylar meydana gelmiştir. Rivayetlere göre Hz.
İbrahim aşure günü dünyaya gelmiş, Hz. Musa ve kavmi Firavun’unzulmünden
bugünde kurtulmuş, Hz. Nuh’un gemisi Cûdi dağına aşure günü oturmuştur... Bu
özellikleri bakımından aşure bir sevinç, mutluluk ve kutlama günüdür. Nitekim
Hz. Aişe’den nakledilen bir rivayette, cahiliye döneminde Kureyşlilerin aşure gününü
kutladıklarından; Kabe’nin örtüsünü değiştirip oruç tuttuklarından
bahsedilmektedir. (Müsned, VI, 244.)


            Muharrem
ayı ve aşure günü, ehlikitap olan Hristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes
sayılmıştır. Nitekim Peygamberimiz Medine’ye geldiği zaman Yahudilerin aşure
orucu tuttuklarını görmüş, kendilerine bu orucu niçin tuttuklarını sormuş.
Onlar, “bugün hayırlı bir gündür, bugünde Allah İsrail oğullarını
düşmanlarından kurtardı. Musa (a.s.) bugünde oruç tuttu” cevabını vermişlerdir.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, “biz Musa’ya sizden daha evla ve layığız”
demiş, aşure orucunu tutmuş ve ashabına da tutmalarını emretmiştir. (IbnMace,
“Siyam”, 41.)


            Bi’setten
önce birkaç kere aşure orucu tutan Hz. Peygamber, hicretten sonra da birkaç
kere aşure orucu tutmuş, diğer Müslümanların da tutmasını istemiştir. (Buhari,
“Savm”, 69.) Ramazan orucu farz kılınınca aşure orucu bir yükümlülük olmaktan
çıkarılmakla birlikte tutulması tavsiye edilmiş ve sünnet kabul edilerek tutula
gelmiştir.


            Hz.
Peygamber sadece aşure gününde değil bir önceki ve bir sonraki günlerde de oruç
tutulmasını öğütlemiştir. (Buhari, “Savm", 69.) İslam âlimleri de, bugünü
oruçlu geçiren Yahudilere benzememek için, aşure orucunun önceki veya sonraki
günle birlikte tutulmasının uygun olacağını bildirmiştir.


            Bu
mübarek ay vesilesiyle kutsal zaman ve mekânlara saygımızı tazelemeliyiz.
Muharrem ayı ve aşure gününde meydana gelen hayırlı hadiseler hatırına Yüce
Rabbimize kulluk ve şükrümüzü arttırmalıyız. Kerbela’da meydana gelen zulmü de
hatırdan çıkarmamalıyız ki bir daha hiç kimse böyle bir zulüm yapmaya cesaret
edemesin.


            Zalimlerin
ve zulmün içimizi kin ve nefretle doldurmasına ve kirletmesine de izin
vermeyelim. Zalimin zulmü varsa mazlumun da “Âh”ı var. İçimizdeki Allah (c.c.),
Peygamber (s.a.s.) ve ehlibeyt sevgisi, nefret, kin ve zulmü yok etmeye
kadirdir.


            Bu
duygu ve düşüncelerle, 2013 Yılı
Muharrem Ayı başlangıcı 04 Kasım 2013 Pazartesi günü
kutlayacağımız hicri yılbaşınızı tebrik ediyor, başta şehitlerin
efendisi İmam Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri olmak üzere bütün şehitlerimizi
rahmetle anıyor, onların İmam Zeynelabidin ile süren aziz hatırasını yad
ediyor; asırlardan beri Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi etrafında kenetlenen
milletimizin barış, huzur, güven, karşılıklı sevgi ve saygı içerisinde yaşamaya
devam etmesiniCenab-ı Mevla’dan niyaz ediyorum.            

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/hicri-yilbasi-ve-muharrem)