# İradesizlerin İradesi – 1

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/iradesizlerin-iradesi--1
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-09-30T11:11:11+03:00
- Güncelleme: 2015-09-30T11:11:11+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

“Bedenimiz bizim bahçemiz, irademiz de onun bahçıvanıdır.”[1]


Bahçenize istediğinizi ekebilirsiniz fakat bahçıvanı iyi değilse iyi bir
hasat elde edemezsiniz. İnsanı insan yapan, diğer yaratıklardan ayırıp eşrefi
mahlûkat derecesine çıkaran en önemli özelliği, takva ve fücuru, hak ve batılı,
maruf ve münkeri ayırt edebilecek olan akla fücuru değil de takvayı, batılı
değil de hakkı, münkeri değil de marufu seçtirecek olan bilinçli tercihlerdir. Bu
bilinçli tercihler de ancak özgür iradeye sahip olmakla gerçekleşir.


İradesiz bir toplum, iradesiz bireylerin oluşmasına
neden olurken, iradesizleşen bireylerin yegâne ürünü de iradesizleşen bir
toplum olacaktır. Toplumsal
etkenler bireyleri etkiler ve davranışlarının şekillenmesinde rol alır ve
unutulmamalıdır ki toplumları oluşturan da bireylerdir.


İradesizleşen
veya iradesizleştirilmiş bireylerden bir konuda irade belirlemelerini beklemek
doğru mudur? Yani
bir şekilde bu duygudan/yetiden yoksun bırakılmış veya bu duygusu elinden
alınmış bireylerin iradesi irade sayılır mı? Aynı
şekilde kişiliksizleştirilen bireylerin toplumsal problemlerin çözümü hakkında
gösterecekleri irade ne denli sağlıklı olabilir? Böylesi bir “Esir İrade” üzerinden verilen yargı,
doğru ve sağlıklı bir yargı mıdır?


Günümüzde
hemen hemen her konuda anketler düzenlenir ve bu veriler üzerinden toplum
şekillendirilmek istenir. Hatta bu veriler üzerinden toplum “mühendisliğine”
dahi soyunulur. Toplum bu anketlerin sonucuna göre yönlendirilir ve bu veriler
baz alınarak çoğu kez halka sözde adalet, barış ve demokrasi adına “Hukuksal”
yaptırımlar da uygulanır. Nitekim bu yöntem çoğunlukla toplumsal ve siyasal
meselelerde de uygulanmaktadır.


Ve
bu, bir nevi o deneklerin iradesi sayılır…


Fakat
iradenin ne olduğunu bilmeden herhangi bir görüşe tavır takınmak veya herhangi
bir konu hakkında iradede bulunduğunu söylemek ne kadar doğrudur. Aslında
irade bilinenin ötesinde bir şeydir.


İrade:
Allah'a atfedilen sübûtî sıfatlardan biridir.[2] Sözlükte ise
"istemek" anlamındaki revd kökünden türeyen irâde "Allah'ın emir­leri,
hükümleri ve fiillerinde hür (özgür) olduğu­nu bildiren sıfat" diye
tanımlanır.


“Kelâmcıların
irade tanımı ise şu şekildedir: "Bir zorunluluk söz konusu olmaksızın
-yapılması veya yapılmaması- mümkün olan bir hususta iki taraftan birini tercih
etmeyi gerektiren sıfattır. Her ne kadar ira­de fiilden önce geliyorsa da fiil
sürecinde de onunla birlikte olan, onunla bütünle­şen bir faaliyettir. Bu
anlamdaki irade, sadece psikolojik bir fonksiyon yahut me­leke olmayıp aynı
zamanda bilinçli bir seç­me gücü, bundan dolayı da kişiyi davra­nışlarının
sonuçlarından sorumlu hale ge­tiren ahlâkî bir ilkedir."


Kur'ân-ı
Kerîm'de irade kavramı hem Allah'a hem de insana nispet edilerek 139 yerde
geçer. Bu
ayetlerin önemli bir kısmında ilâhî iradenin mutlak, özgür ve önüne geçilemez
olduğu, fakat insan iradesinin Allah'ın sonsuz derecede özgür iradesi tarafın­dan
sınırlandırıldığı ve insanın Allah izin verdiği ölçüde özgür olduğu bildirilmek­tedir.[3] Yani insanın iradesine müdahil olabilecek ve
kısıtlayabilecek bir Allah’tır… Örneğin:
'Biz size yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden (ceza) karşılık veya
teşekkür beklemiyoruz.'[4] ayetinde işlendiği gibi özgürleşemeyen bireylerin
iradesi ne denli makbuldür? Zaten insan bütün eylemlerinde irade­sini
"Allah'ı isteme" veya "Allah'ın rızâ­sını isteme" şeklinde
tayin etmelidir. Başkasını isteme, başkası adına kullanma veya başkasının
rızası için kullanmamalıdır…


Başka
bir ifade ile; bir bireyin kendi çıkarı doğrultusunda veya her hangi bir
otoritenin menfaatine halel gelmeyecek şekilde iradede bulunması irade sayılır
mı?


Peki,
bugün söz söyleyenlerin kaçı veya hüküm verenlerin kaçı karşılık ve teşekkür
bekleme toteminden arîdir… Söylemlerinden ötürü makamlarından azledilme korkusu
veya yükselme beklentisi içinde olanların söylemleri ne kadar etik, hukuki ve
bağlayıcıdır?


“Meşşâî
filozoflarının yanı sıra Gazzâlî, Fahreddin er-Râzî, İbn Haldun gibi âlim ve
düşünürlerin irade hakkındaki psiko­lojik açıklamaları genel çizgileriyle Aris­to'nun,
İshak b. Huneyn tarafından Süryânîce'sinden Kitâbü'n-Nefs başlığıyla çevrilen
“De Anima” adlı eserinde ortaya koyduğu nefsin güçleriyle ilgili teorisine
dayanmaktadır.


Aristo'ya
göre hayvani nefsin idrak edici ve harekete geçirici ol­mak üzere iki esaslı
gücü vardır. İnsan nefsinde bunun karşılıkları bilici ve yapı­cı güçlerdir.
Nefsin hareket ettirici gücü arzudur, bunun şehvâniyye ve gadâbiyye şeklinde
iki kolu vardır. Arzu insanı hare­kete geçiren dinamik ruhî eğilim olup is­tek,
öfke ve iradeyi içine alır. Şevk ve ira­de birer arzu türünden ibarettir. Buna
göre irade akla bağlı olan fikri bir arzudur; şevk ve şehvet ise duyum ve tahay­yülden
ileri gelir. Böylece Aristo'ya göre irade sonuçta aklın uygun gördüğü he­defleri
istemekten ibarettir.” [5]


“Aristo'nun
irade psikolojisiyle ilgili gö­rüşleri ilk defa açık bir şekilde Fârâbî’nin
eserlerine yansımıştır. Fârâbî'ye göre nefsin arzu gücü bir şeye istek duymayı
veya ondan kaçınmayı sağlar. İrade bu ar­zu gücünden meydana gelir. Çünkü ira­de
duyum, tahayyül ve düşünme gibi çe­şitli idrak yollarıyla idrak edilen şeyleri
ar­zu etme veya onlardan vazgeçmedir.” [6]


Bir
şeyi bilmeyenler veya tatmayanlar onun hakkında herhangi bir iradede
bulunabilirler mi, şayet bir iradede bulunsalar veya bir zorlamayla bu
tatmadıkları ve bilmedikleri şey hakkında iradede bulunmaları dikte edilse, bu
ne kadar doğru, ahlaki ve bağlayıcıdır?


“İrade,
idrak ve ar­zu gücünün birleşiminden meydana gelir, yani irade kişiliğin bütün
bir sentezi ola­rak ortaya çıkar. Bu anlayış iradenin çeşitli derecelerinin
varlığını kabul etmeyi gerektirir. Çünkü algı ve idrak güçlerinin gelişmesi
zamana bağlı bir olaydır. Bunu dikkate alan Fârâbî üç farklı iradenin var­lığına
işaret eder:


a) İrade;
başlangıçta an­cak duyumdan gelen bir istektir.


b)
İstek; nefsin arzu gücü, duyum da duyum gücü ile olur, daha sonra nefsin hayal
gücü ve ona bağlı istek gelişir. Bu irade tahayyül­den doğan bir istektir. Bu
iki iradenin oluşmasından sonra üçüncü bir irade tü­rü doğar ki, bu da düşünme
fiilinden ge­len bir istek olup ihtiyar adını alır.


c)
Şu hal­de ihtiyar, düşünme ve bilmenin sonucu olduğuna göre yalnız insana
mahsus olan irade sadece ihtiyardır. [7]


“Böylece
Farabî iradeyi, “idrak edilen şeyi arzu etme gücüyle istemektir” şeklinde tarif
etmektedir.”[8]


“İbn
Sînâ, arzu gücünün fonksiyonunu kendi içinde "güdüleyici" (bâise:
davranı­şa sevk edici) ve "yapıcı" (faile: fiili bizzat
gerçekleştirici) olmak üzere ikiye ayırmış, ondan sonra gelenler de bunu aynen
benimsemişlerdir…”


Bundan
anlaşılıyor ki irade, bir birey veya otorite değil, bireyin iç âleminde olan
duygudur.


Sosyal, siyasal, inançsal olay ve olguların teori ve
pratikleri arasında yaşanan çelişkiler neticesinde iç âleminde travmalar
geçiren bireylerin iradesinde çelişki, sıkıntı ve tahribatların oluşacağı da
inkâr edilemez bir gerçektir.


 


Not:
“Esir aklın iradesi”, iç iradeyi sakatlayan sebepler varsa dış irade geçersiz
mi sayılır? Madden ve manen özgürleşemeyen bireyler, özgür akla sahip midirler
vb. soruların cevaplarını bulacağınız İRADESİZLERİN İRADESİ başlıklı yazımızın
2. Bölümünde yayımlanacaktır.



{ OHAK-DER YKB M. Burhan Hedbi }



******dnt********

[1] – Shakspeare

[2] – İrade. Allah'ın ya­ratıklara ilişkin en uygun ve en kâmil dü­zeni
bilmesi, nesne ve olayların buna uy­gun olarak vuku bulması demek olup ilim
sıfatına râcidir. Allah zâ­tıyla kaim ezelî bir irade sıfatıyla diler. Faili
muhtardır.

[3] TDV İslam Ansiklopedisi c: 22 s: 381

[4] – İnsan (Dehr) 76/9

[5] – Kitâbü'n-Nefs., s: 50, 124-126, 139, 155

[6] – el-Medînetü 'l-fâzıla, s. 46

[7] – el-Medînetü't-fâ-zıla, s. 60, 62; es-Siyâsetü'l-medeniyye, s. 41-42

[8] – TDV İslam Ansiklopedisi/ Madde; İRADE. C: 22., S: 381- 383


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/iradesizlerin-iradesi--1)