# İRADESİZLERİN İRADESİ -2

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/iradesizlerin-iradesi--2
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-10-09T18:54:24+03:00
- Güncelleme: 2015-10-09T18:54:24+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Beyni,
ruhu, kalbi ve bedeni arasındaki savaşı sulh ile neticelendirmeyi
başaramayanlar, hep huzursuz ve ezik yaşamaya mahkûm olacaklardır…
“Gazzâli’de irade, hem biyolojik ve psikolojik hem de
felsefî boyutları olan bir kavram olarak ele alınmıştır. İnsan ruhunun şimdiki
veya gelecekteki bir amacına uygun olan şeye yönelmesine irade denir.” [9]
”Gazzâlî, bilhassa akıl-irade ilişkisi konusunda Kant'ı hatırlatan görüşler
ortaya koymuştur. Buna göre şehvet ve gazap gibi duygusal temayüllere sahip
olma bakımından insanla hayvan arasında bir fark yoktur. İnsan özellikle bilgi
ve irade ile seçkin bir konumdadır. Akıl bir eylemin sonucunu ve ondaki iyilik
tarafını idrak edince onu isteme ve gerçekleşme sebeplerini hazırlama yönünde
kendisinde bir şevk uyanır ki, bu iradedir.”[10]
“Ahlâkî irade, insan tabiatının isteğiyle çatışan aklın
talebidir.”[11] “Allah, hareketlerimizin sonuçlarını bilmemizi sağlayan aklı
yaratmakla birlikte aklın gerekliliğine hükmettiği, bu so-nuçların elde
edilmesi yönünde yeteneklerimizi harekete geçiren irade gücünü vermeseydi aklın
hükümleri sonuçsuz kalırdı.” [12] Yani iradesini yanlış ve yönlü kullananların
akıllı olmaları pek bir anlam teşkil etmemektedir. “Şu halde akıl, muhtemel
davranışların değeri ve kalitesi hakkında bilgi ve hüküm kaynağı, irade ise
aklın hükmünü gerçekleştirme gücü olup ahlâkî hayat, akıl – irade uyuşmasıyla
gerçekleşir. İnsan, eylemlerinin sonuçlarını kestirebilen akla sahip olmakla
birlikte aklın hükmünü gerçekleştirme yönünde kendisini harekete geçirecek olan
iradeden yoksun olsa, aklî bilgilerin hiçbir pratik değeri kalmaz.”[13]
“Nitekim Senhûrî, iradenin haricî görünüm açısından biri
ihtiyar, diğeri rızâ olmak üzere iki unsurdan oluştuğunu, bu iki unsurun
bulunması durumunda iradeye bütün hukukî sonuçları-nın terettüp edeceğini, aksi
takdirde hukukî sonuçların fesih ve iptale açık hale geleceğini ifade
eder.”[14] “Beyan edilen iradenin geçerli bir hukukî sonuç doğurabilmesi için
ehliyet kaynaklı olmasının yanı sıra, kural olarak iç irade ile dış iradenin
birbirine uygun olması da gerekir. İradeyi sakatlayan ya da yok eden bir sebep
bulunmadığı sürece normal olan da böyle bir uyumun bulunmasıdır.”[15]
Peki ya böylesi bir sebep varsa, yani iç iradeyi
sakatlayan sebepler varsa dış irade geçersiz mi sayılır?
“Gerçek irade kapalı kaldığı sürece onun objektif
göstergesi sayılan irade beyanının iç iradeye delâlet ettiği ve onu yansıttığı
var sayılır ve hukukî işlemler hususunda bu beyana itibar edilir. Ancak hukukî
işlemlerin geçerli olarak gerçekleşmesi için irade beyanı çok önemli ise de
bazı istisnaî durumlar dışında tek başına yeterli olmaz; bu beyanın hür ve açık
bir iradeye dayalı olması, diğer bir ifadeyle beyan edilen iradenin gerçek iç
iradeyi tam ve doğru yansıtması veya en azından dış iradenin kural olarak iç
iradeyi yansıttığı var sayımının sarsılmadan de-vam ediyor olması da ön
görülür.”[16]
“İslâm düşünce tarihinde irade ve irade özgürlüğü sorununu
gerek psikolojik gerekse felsefî yönüyle en ileri düzeyde inceleyen düşünür
Gazzâlî olmuştur. Gazzâli'nin irade hürriyetini in-sanın yaratılıştan sahip
olduğu zorunlu bir niteliği olarak görmesi tamamen orijinaldir ve çağdaş
felsefî antropolojinin de benimsediği bir sonuçtur.” [17]
Madden ve manen özgürleşemeyen bireyler, özgür akla sahip
olamazlar. Modern çağın köleleri madden ve manen büsbütün özgürleşemeyip
kendileri gibi yaratılmış olanlara bağımlı olanlardır. Kölelerin sözüne ise
itibar edilmez çünkü sadece efendilerinin arzuları doğrultusunda hareket eder
ve onların doğrularını söylerler.
Peki, böylesi bir durumda olan deneklerin iradesi
toplumsal gerçeği yansıtır mı?
Sosyal ve siyasal konularda yapılan araştırmalarda madden
ve manen özgürleşemeyen bireylerin denek olarak kullanılması ve onlar üzerinden
sonuç belirlenmesi toplumsal gerçeği yansıtmaz. Böylesi bir yanlış ile elde
edilen verilere bel bağlayanlar elbet bir gün gerçeklerden örülmüş duvarlara
toslayacaklardır…
Buna rağmen, böylesi denekleri baz alıp çözüm üretmeye
kalkışmanın neticesinde çözüm elde edilebileceğini sanmıyorum. Bunun nedeni de
ekonomik bağımlılık, yapay demokrasi ve yapay adalettir.
Ayrıca bireyin madden ve manen özgürleşememesi beraberinde
modern esareti/"Esir Aklı" getirmektedir.
Esir, madden ve manen özgürleşemeyenlerdir. Bu bağlamda
modern çağda sadece böylesi meziyetlere sahip olan özgürlerin sözüne kulak
verilmeli, aksi; eskiden efendilerinin parasıyla efendilerine köle satın
alanlar ile çağımızda laf cambazlığı/demagoji yaparak sözleriyle birilerini
birilerine köle etmesi arasında ne fark var?
Aslında sorun ekonomik gelirlerin adaletsizliğinde değil,
değerlerimizin ekonomikleşmiş olmasında.
Yani değer yargılarımız ekonomik göstergelere bağlanmış.
Örneğin: toplumumuzda çalışan bir kadın ve getirisi olmayan bir kadın aynı
statüde değildir ve bu, aynı zamanda toplumumuzun insana bakış açısının da
göstergesidir.
Herhangi bir güç tarafından atanan ve aynı güç tarafından
azledilebilenlerin, iradeleriyle; siyasal, toplumsal ve hukuki alanda oluşan
problemlerin giderilmesi, gruplar ve sınıflar arasındaki statüsel eşitsizliğin
giderilmesine yönelik çalışmalarda yansız ve özgür bir irade ile davranacakları
beklenilemediğinden böylesi oluşum ve girişimlerin kamu vicdanında yer edemeyeceğinden
toplumsal sorunlara çözüm olamayacağı gibi böylesi kişiler, oluşumlar ve
kurumlar alanlarında otorite de sayılamazlar.
Çünkü bunların alanlarında otorite sayılmaları için madden
ve manen bağımsız olmaları gerekmektedir.
Maddi bağımsızlık iki türlü olmak üzere şöyle
açıklanabilir:
a) Geçimini kimseye/kuruma ihtiyaç duymaksızın
karşılayabilmek veya geçimi sağlayan kurumu/kişiyi kararlarına müdahil
ettirmemek.
b) Kişinin geçimi için (şahsi çıkar) geçimini sağlayan
kişi/kurum veya güce karşı boyun eğmeyecek bir kişiliğe sahip olması,
gerektiğinde (yani bunlardan herhangi birisinin kararlarına etki edecek
derecede müdahil olduğu zaman) bunlara hayır diyebilecek bir ahlaki yapıya
sahip olması.
Manevi bağımsızlık ise; maddi bağımsızlığın oluşmasının gerekliliğini
akla dayatan ahlaki doktrinlerin bireyde tezahürü ile açıklanabilir.
Bu bağlamda: Siyasal önderlerin değişimi önemli ve umut
verici değildir, önemli ve umut verici olan siyasal algı ve düşüncenin
değişmesidir.
“İlk Müslümanlar, kader ve insanın irade veya seçme
özgürlüğüyle ilgili Kur'an'ın getirdiği mâkul inancı sürdürürken[18] siyasî
ihtilâfların ortaya çıkmasıyla birlikte bu konu Müslümanlar arasında en köklü
fikir ayrılıklarına yol açan teorik bir problem haline gelmiştir. İrade
hürriyetinin kabulü, halife de dâhil olmak üzere her insanın yaptıklarından
doğan sorumluluğun -sorumluluktan kaçanların iddiasının aksine- Allah'a değil
kendisine ait olduğunu belirtmek anlamına geliyordu.[19] Başta Muâviye olmak
üzere, Emevî halifelerinin çoğunun bu fikirden rahatsız olduğu bilinmektedir.”
[20]
Mü’min insanların/bireylerin iradesi sadece Allah ve
Resulünün irade ettiği şeylerde özgür değildir, zira: “Allah ve Resulü bir iş
hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için
kendiişleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne
karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.”[21] Nas hükmü
vardır.
(OHAK-DER YKB M. Burhan HEDBİ)



















































 
******dnt******** 
[9] – İhya, IV, 365; [10] – İhya, III, 8; [11] – İhya, IV, 347; [12] – İhya, III, 8; [13] – İhya, IV, 111-112; [14] – Meşâdirü'l-hak, II, 178; MuhammedÂ!-i Bahrülulûm, s. 30; [15] – TDV İslam Ansiklopedisi. Madde, İRADE: Fıkıh. C: 22, S: 385; [16] – TDV İslam Ansiklopedisi. Madde, İRADE: Fıkıh. C: 22, S: 385; [17] – TDV İslam Ansiklopedisi. Madde, İRADE. C: 22, S: 384; [18] – Goldziher, s. 70-74 vd; [19] – İbn Kuteybe, s. 301; [20] – TDV İslam Ansiklopedisi. Madde, İRADE. C: 22, S: 383; [21] – Ahzab 33/36

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/iradesizlerin-iradesi--2)