# İslam Ekonomisinin Köprüsü ZEKAT

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/islam-ekonomisinin-koprusu-zekat
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-06-29T10:03:46+03:00
- Güncelleme: 2015-06-29T10:03:46+03:00
- Yazar: MUSAB BARAN
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Zekat ibadeti; İslam’ın beş şartından biri olup, hicretin ikinci
yılında farz olmakla beraber mal ile yapılan bir ibadettir.
Sözlükte “artma, arıtma; övgü ve bereket” manalarına gelen zekat,
terim olarak Kur’an-ı Kerim’de belirtilen “Sadakalar (zekatlar), Allah'tan
bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri
İslam'a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler,
borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah
hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi 9/60) sınıflara
sarf edilmek üzere dinen zengin sayılan Müslümanların malından alınan belli payı
ifade eder.
Zekat, İslam ekonomisinin köprüsü, temel taşı ve sosyal huzurun ana
kaynağıdır. Zekatın hem kelime anlamına hem de ayet ve hadis beyanatlarına
baktığımızda fert ve toplum için arınma manasını taşımaktadır. İslam insanlığı
tek bir aile olarak değerlendirip, ailede tek bir muhtacın kalmamasını hedefler
ve gereken tedbirleri alır. İşte bu tedbirlerden biri olan zekat, özellikle
fakirlerin İslam da unutulmadığının açık göstergesidir. Zekat hem maddi hem de
manevi bir temizliktir. Fakir ve zenginler arasında meydana gelecek kin, sürtüşme
ve düşmanlığı giderir. Toplumu, fakirlik ve yoksulluğu istismar eden zararlı
akım ve ideolojilerden koruyup, birbirlerine yardımcı ve duacı kılar. Zira
Din-i Mübin'i İslam inancına göre; mal-mülk Allah’ındır. O dileseydi herkesi
zengin kılardı, ancak her hususta olduğu gibi mal konusunda da insanları bu
vesileyle imtihana tabi tutmuştur. 
İslam dinin temel ibadetlerinden Namaz ve İslam ekonomisinin
köprüsü olan Zekat, bireysel gelişmenin ve toplumsal kalkınmanın iki kaynağı
olan bu ibadetler Kur’an-ı Kerim’de 27 kez birlikte zikir edilmiştir. Birey olarak
kişiliğimizi tanımak namaz ile, toplumsal olarak da kalkınmamız zekat ile olur.
Rabbimiz namazla birlikte zekatı emretmiş ve dinimizin temel vecibelerini,
ayrılmaz bir bütün olarak ele almıştır. İslam dininin vecibelerinden önemli bir
parçası olan zekat ve namaz; Mü’minleri cimrilikten kurtaran, kalpleri
yumuşatan, zenginle fakiri kaynaştıran, malı bereketlendiren, sınıf farklarını
ortadan kaldıran, mülkün gerçek sahibini tanıtan, maddi ve manevi kirlerden
arındıran, gönüllere huzur sağlayan ibadetlerdendir. Nasıl ki; namaz ve oruç
gibi bedeni ibadetler, Allah’ın ihsan ettiği hayat ve sıhhat gibi nimetlerin
şükrü ise zekat ve sadaka gibi mali ibadetler de Allah’ın bahşettiği mal
nimetinin şükrüdür. Zekat, ferdi arınmaya vesile olduğu gibi içtimai arınmaya
ve sosyal bünyenin gelişmesine de hizmet eder. 
Mal-mülk Allah’ın olduğuna inanan ve kendisine bir emanetçi gözü
ile bakan zengin, zekat vermiyorsa hırsızdır, fakirin hakkını gasp etmiş olur. Allah’ın,
o kişiye emanet ettiği  mal-mülke hıyanet
etmiş olur. Kasalarda istif edilip muhtaçların hakkı çıkarılmayan mallar,
insanlara zarardan başka bir şey vermeyen yuvasındaki ejderhaları arındırır.
İslam, ejderhaların zehir ve iğnelerden, öncelikle sahiplerinin zehirleneceğini
belirtir. Resulullah (S.A.V); “ Kıyamet gününde kocamış yılanlar ağızlarını
açmış bir vaziyette, mallarını Allah yolunda harcamayanları takip edecektir.
Mal sahipleri kaçmaya çalışırken, kendilerine şöyle denilecek: Biriktirdiğiniz
malı alın, ona ihtiyacımız yoktur. Mal sahipleri çaresiz kalınca, ellerini
ejderhaların ağzına koymak zorunda kalacaklardır.” dedi. Bollukta Allah
yolunda infakta bulunmayan stokçu cimrileri büyük felaketler beklemektedir.
Malları onları ölümsüz kılacaklarını mı zannederler? Zenginlikleri sürekli devam
edecek mi diye düşünürler? Bilelim ki mal ve mülk başkasından kendilerine
intikal ettiği gibi, kendilerinden de başkasına intikal edecektir. İnsan sahip
olduğu dünya metaının tümünü, ister istemez terk etmek zorunda kalacaktır.
Dünyaya geldikleri an gibi, malsız ve parasız olarak sadece kefenleriyle göç
edeceklerdir. Hakkını veremedikleri mal, kıyamet günü boyunlarına asılacaktır.
Bollukta ve darlıkta infakta bulunanlar ise, Allah’ın rahmeti altındadırlar.
Melekler onların duacısı olur, malları ve ömürleri bereketlenir. 
Zekatımı nereye veya kimlere vereyim derken unutmayalım ki zekat
kurumlara (cami-okul-dershane vb.) verilmez. (Din İşleri Yüksek Kurulunun bu
konudaki fetvası; Zekatın geçerlilik şartlarından biri de temliktir. Temlik,
bir malı, mal edinmeye ehil bir kişinin mülküne geçirmektir. Cami, okul, köprü,
yol vb. yerlere temlik söz konusu olmadığından, buralara zekat ve fıtır
sadakası sarf edilemez.) Zekat fakirin-muhtacın hakkıdır. Zekatı yakın
çevremizdeki fakirlerden başlayıp, ihtiyaç sahibi öğrencileri, ilim erbabı
Kuran talebelerini, mültecileri ve özellikle yetimleri unutmamız gerekiyor. Ayrıca
hatırlatma mahiyetinde olsun diye; iyilik hareketi olarak Türkiye Diyanet
Vakfı, verdiğiniz zekat ve sadaklarınızı yurt içinden başlayıp yurt dışına
kadar müstahak bir çok ihtiyaç sahibine ulaştırmada vesile olduğuna ayne'l yakin
müşahidim. Ayrıca Mardin İHH yetim birimleri başkanı değerli dostum Abdurrahman
Ceylan Bey (Ebu Yetim olarak tanıdığımız) iyilik hareketinde takdire şayan
hayırlara vesile olduğunun yakinen şahidim. Türkiye Diyanet Vakfı aracılığı ile
ulaştırmak istediğiniz sadaka ve zekatlarınızı il ve ilçe müftülükleri ile
irtibata geçebilirsiniz. Bu ramazanda zekatımı veya sadakamı bir yetime
ulaştırmak istiyorum diyorsanız Mardin İHH yetim birimleri başkanı Abdurrahman
Ceylan Bey’e (Ebu Yetim)’e 0505 773 1091 numaralı telefondan iletişime
geçebilirsiniz.  Yetim Gülerse Dünya
Güler!















Vakit İyilik Vakti, Bu Ramazan ve Her Zaman...

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/islam-ekonomisinin-koprusu-zekat)