# İslam Hukuku ve Devlet Hukuku

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/islam-hukuku-ve-devlet-hukuku
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-12-05T23:19:44+02:00
- Güncelleme: 2013-12-05T23:19:44+02:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

İnsan hayatı;
pozitif hukukun yanlışlarını izale yollarını arama ve ideal hukuku egemen kılma
arasında geçer. Hukuk adaleti, adalet ise huzur ve güven içinde yaşamayı tesis
eder. Kin ve nefret hukuksuzluğun ikliminde yetişir. Yeter ki kalpler kin ve nefretle daralmış olmasın,
coğrafyalar dar olsa da sorun değil; sıkışır yerleşiriz! Aslında Allah da;  “Ey
iman eden kullarım! Şüphesiz benim yarattığım yeryüzü geniştir. 29/56”
demiştir.
İslam’ın amacı, insanı aç bırakmak veya sıkıntılı bir yaşam dikte etmek
değildir. Aksine İslam; huzurlu, güzel ve müreffeh bir yaşam olanağı sunmak
için gelmiştir. Bazı
Müslümanların gayri İslamî davranışları öteden beri İslam’a ve Müslüman’a zarar
vermiştir. Bu zararın tahribatı ile Müslüman; kaba ve merhametsiz insanı akla
getirir hale gelmiştir. Oysa Allah’ın Müslüman tarifi böyle değildir: “Birtakım insanlar (vardır ki), ne ticaret ne de alış veriş onları
Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. 24/37”  “Yine
insanlardan kimi de vardır ki, Allah'ın rızasına ermek için kendini feda eder. 2/207”
“Peygamber'e indirilen (Kur'an)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu
öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. 5/83” “Kendilerine Rablerinin ayetleri
hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. 25/73” Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği
emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de
birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır. 3/114” “Onlar (o müminlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar
mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve
fenalığı yasak ederler. 22/41”
İslam
coğrafyasında devletleşen milletlerden bazıları, kendi milli devletlerinin
bekası ve idareye hâkim olma adına İslam’ın temel taşları olan eşitlik ve
kardeşlik anlayışına halel getirdiler. Bu da şahsi çıkarları umumun huzurunun
önüne geçirmeyi yasaklayan İslam’ın ruhuna ters düşmektedir. İslam’ın ruhuna uymayan bir sistem ile idare
edilen coğrafyalarda oluşan sorunlara İslami çözümler aramak bir çelişkidir.
Aynı zamanda bu çözümler farklı sorunları da ortaya çıkarabilme potansiyeli
taşımaktadır. 
Her devletin hukuku o devletin
milletinden veya kültüründen bir iz taşıyor. Ama İslam devleti öyle değildir.
Zira o bir halkın değil, dünyanın ve dolayısıyla tüm insanların/halkların
devleti olmayı hedef edinmiştir. Bu bağlamda sıradan bir devletin hukuku;
vatandaşının huzurunu, İslam’ın hukuku ise; insanın huzurunu ele alır.
Bu
bağlamda İslam hukukunu/dünya görüşünü başka herhangi bir devletin hukukuyla
karşılaştırmak yersiz olmakla beraber doğru ve denk bir karşılaştırma da
olmayacaktır. Zira biri özeli diğeri de umumu ele alır. Biri sadece
vatandaşını, diğeri de tüm insanlığı kapsamayı ve onlara huzur getirmeyi
hedeflemektedir. Özel ile umum nasıl karşılaştırılabilir?İslam hukuku diğer
anlayış ve hukuklar gibi sadece vatandaşının hak ve hürriyetlerini, sosyal,
ekonomik ve politik güvenliğini değil, tüm insanlığın güvenliğini bütünlük
temelinde Kur’an-î prensiplere dayandırarak en ideal şekilde korumayı ilke
edinmiş bir hukuktur. 
Her
ne kadar günümüzde İslam’ın arzu ettiği şekilde bir İslam anlayışı hüküm
sürmüyor olsa da, İslam’ı temel kaynakları referans alarak tanımaya çalışanlar,
bu hakikati net bir şekilde göreceklerdir. 

İslam; insanın yaşayacağı zaman
diliminde huzurlu bir hayat için gerekli olan insanlığın idamesini sağlamayı ve
biri diğerinin sınırına tecavüz etmeyecek şekilde bir özgürlük anlayışını tesis
etmeyi hedef edinmiştir. İnsanın ölmesi ile insanlığın ölmesi arasında fark
var! Nasıl ki yağmur hayatı/yeryüzünü yeniden dizayn eden bir faktördür, ilim
ve hikmet ile yapılacak olan tebliği de insanı ve insanlığı yeniden dizayn
edebilecek olan faktördür. Ve unutmayın ki; Allah, hayatını yeniden dizayn
etmeye gayret edenlerin yardımcısıdır... 
Mesele hiç günah/hata
işlememek değil, işlediğimiz günahı/hatayı idrak etmek ve ondan uzak kalmaya
çaba göstermek. Yoksa insan olduğumuzu ve günah işlemeye müsait olduğumuzu
biliyoruz. En büyük direniş; Allah'ın rızası için haramları terk etmek adına
nefsine baş kaldırabilmektir.
Müslümanların
bu anlayışı ve mefkûreyi ilkin kendi genç nesillerinden başlayarak kendi
toplumuna, sonra da karşıt saydığı topluma kırmadan anlatması ve tebliğ etmesi
gerekir. Bunu yaparken de; “Onları yola getirmek senin boynuna
borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. 2/272” ilkesini
hafızalarında diri tutarak ihtida ve tebliği birbirine karıştırmamaya dikkat ve
özen göstermeliler. Zira hala tebliği anlayamayanlar var,
asrımızda tebliği de tebliğ etmek gerekiyor sanırım.
 





























@/MBHedbi

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/islam-hukuku-ve-devlet-hukuku)