# İslam ve Millet

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/islam-ve-millet
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-11-20T21:18:41+02:00
- Güncelleme: 2013-11-20T21:18:41+02:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Toplum dar bakıyorsa, bol giyinmeniz problem olabilir. Hak,
hukuk, eşitlik ve adalet için yerinde ve zamanında tavır takınmak ve bu konuda
“mahalle baskısından” korkmamak gerekir. Zira zamanı geçtikten sonra yapılan
mertlik ve söylenen sözler, tarihi geçmiş ilaç misalidir.
İslam’da
hiçbir kimliğin inkârı yoktur. Aksine İslam, barışın idamesini, tüm renk ve
kimliklerin tanınmasına bağlamıştır. Allah’ın elçisi veda hutbesinde; “ Ne
arabın aceme, ne de acemin araba üstünlüğü vardır. Üstünlük ancak Allah’ın
takvasındadır” demiştir. 
İslam
anlayışına göre; “Milletini sevmek, ırkçılık değildir. Milletinin haksızlığına
rağmen, milletine arka çıkmak ve desteklemek, ırkçılıktır.” 
Peygamberimize
(s.a.s.) birileri geldiğinde,“Meni-l qewm = o kimdir? Hangi millet/ulus? Hangi
ulusun elçisi?” diye sorardı. Yani böylesi sorular ile yanına gelenleri ve
hangi milleten olduklarını açık bir şekilde tanımak isterdi. Şayet kendini ulus
veya aşiret ile tanıtmak, ırkçılık olsaydı, peygamberimiz (s.a.s.) böyle yapmazdı.
Hatta yeri geldiğinde ihtiyaç üzerine kendileri de “Ben Abdulmuttalibin
oğluyum” derlerdi. 
Millet
kendiliğinden millet olmaz, milletleri millet yapan ve ayakta tutan, dinî ve
millî bakımdan kıymet kazanmış değerleridir. Ayrıca onlara ahlak olmuş ve
islamla çelişmeyen bazı törelerin etkisinin de unutulmaması gerekmektedir. 
Bir
ırka mensup olan birisinin güçlü ve gururlu olabilmesi için, yani kendisine
özgüven duyabilmesi için, namus, şeref, din gibi şeylerinin olması ve korunması
gereklidir. Her ne şekille olursa olsun, bir cemiyet/ulusta bu değerler ayaklar
altına alınıyorsa veya varlık ve yoklukları aynı derecede sayılmak sureti ile
yıpratılıp değersizleştiriliyorsa, o cemiyet/ulus bozulmaya veya yok olmaya
sürüklenir. 
Bu
düşüncenin doğruluğu tarihten de gayet iyi anlaşılmaktadır. İyi bilinsin ki
kadim Mısır, kadim Yunan, kadim Roma, Bizans ve Osmanlı bu sebeplerden
yıkılmıştır. Günümüzde dahi hangi örgüt halklarının dinî ve millî değerlerinden
uzaklaşırsa alt olur. Kazananlar da ancak bu değerleri sahiplenerek
kazanacaklardır. 
İslam
benleri bizi yapmayı başarmış olmakla beraber bizi biz yapan değerlerin kıymet
kazanmasına vesile olmuş, onlara ilahî anlamlar da yükleyerek değerlerinin daha
da artmasını sağlamıştır. Bizce mantıklı görünmekle birlikte gerçekte
birlikteliğimizi içten içe kemiren hasletleri ise yasaklayarak bağlılığın
kuvvetlenmesini sağlamıştır. İslam dini, ona inanan milletlerin etrafına ikinci
ve daha kapsayıcı bir kalkan olmuştur.
İslam;
Allah adına insanlığa karşı sorumluluk silsilesi ve hayatı yaşanabilir kılan
düsturlar manzumesidir. En alt seviyeden en üst seviyeye ulaşıncaya kadar,
herkes üstüne düşeni yapmakla mükelleftir. 
Hz.
Ömer’in halifeliği döneminde genç bir kadın, uzunca bir süre kocasından ayrı
kalmış ki kadınlık duyguları ona galip gelmiş ve durumunu şöyle ifade etmiştir:

“Gecenin karanlığı her yeri sarmış, kocamın yokluğu beni uykusuz
bırakmış. Yemin ediyorum ki eğer Allah korkusu olmasaydı, yatağımın her yeri şu
an kıpırdıyor olacaktı.” 
Hz.
Ömer bu sesi duyar ve hemen bu kadının durumu üzerine bir araştırma yapar. Hz.
Ömer olayı öğrendiğinin ertesi günü hemen kızı Hafsa’nın yanına gider ve ona
sorar; Acaba bir kadın kocasından ne kadar ayrı durabilir? 
Dört
ay cevabını alınca o adalet sahibi halife, sınırda nöbet tutan komutanlara bir
ferman gönderir; “ Hiçbir asker dört aydan fazla ailesinden ayrı tutulmasın.” 
Yani
herkes sorumluluğuna düşen kısma dikkat ederse, her şey düzgün ve dürüst bir
şekilde mecrasında akacak ve hak ettiğine ulaşacaktır-her hak, sahibini bulacaktır.
Nasıl ki süt emmeleri için kuzular koyunların arasına salınınca, her kuzu
annesini kendiliğinden bulur, aynen öyle. 
İdealist
ve misyon sahibi olan kimsenin, inanç ve milli değerlerine sahip çıkması ve
gücü nispetinde bu her iki değerine etki edecek olan menfi/kötü hasletlerin,
toplum ve aile içinde yer tutmaması için gayret sarf etmesi önemlidir… 
Bundan
dolayı, burada Siyonistlerin 21 maddesinden bahsetmek istiyorum. Siyonistlerin
21 maddeleri vardır ki bu maddelerle dünyaya hâkim olmayı umut ederler. Bu
yazıda o maddelerin sadece 6 tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum. 
1-
Genç nesilleri ahlaka mugayir telkinlerle ifsat etmeli. 
2-
Aile hayatını yıkmalı-ayaklar altına almalı. 
3-
İnsanlara aşağı sınıflarla tahakküm etmeli. 
4-
Sanatı zayıflatarak edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hale sokmalı. 
5-
(Dini ve milli)Mukaddesata hürmeti yıkmalı, hürmetle anılan kimseler hakkında
rezilane vakalar uydurup yaymalı. 
6-
Kalabalıkların vakitleri, eğlenceli oyunlarla geçirtilmeli, herkes düşünmekten
alıkoyulmalıdır. 
İyi
ve dürüst olduğunuza inanıyorsanız, bu konuda yemin etme gereği de duymamalısınız!
Zira davranışlarınız size şahitlik edecektir ve şahidin hazır bulunduğu bir
konuda-davada yemine başvurulmaz.
 
@/MBHedbi
Milat gazetesi: http://www.milatgazetesi.com/ISLAM-ve-MILLET-/49279#.Uo0LecTJSMw

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/islam-ve-millet)