# Kocaman Bir Asır Heba Edildi; Neden veya Kimler İiçin?

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/kocaman-bir-asir-heba-edildi-neden-veya-kimler-iicin
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2011-08-07T16:08:48+03:00
- Güncelleme: 2011-08-07T16:08:48+03:00
- Yazar: M.NAZIM GÜLER
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Böyle gelmişse, böyle gitmeli midir; hayır, ama nasıl? Artık
böyle gidilemeyeceği, herkesçe anlaşılmış gibi görünüyor olsa da; nedense, asıl
çözüm üretmekte, herkes bocalayıp duruyor.


Türkiye'deki insanlarda kişilik ve şahsiyet, derin güçlerce
(Ergenekon vb. ile) iğdiş edilmiş ve neredeyse insanların toplumsal kişiliği öldürülmüştür.
Ne ile? Ülkede yaşayan tüm halkların haklarının inkârı ve kültürlerinin
asimilasyonu kırbacı zoru ile.. Yoksa ne olmuş bütün bu insanlara ki,
gördükleri, öfkelendikleri bunca haksızlıklara karşı doğru ve istikrarlı bir
direnme ve tepki gösteremiyorlar?


Resmi Tarihteki sunî yalanlarla, halklarımız, geçmişlerinden
ve kökenlerinden koparılmıştır ve tabii ki, benlik ve kişiliklerinden de... Asimilasyona
direnerek ayakta kalabilen tek halk, Kürtleri de, herkese “öcü” olarak aşıladılar;
“Bölücü” öcü diye!..


Çünkü Kürtler, özgürleşirse, diğer bütün halklar, şu veya bu
şekilde var olacaklar ve kitleselliklerine göre az veya çok, onların kültürel
özgürleşmeleri gündeme gelecek ve ”derin” düzenbazların yazdıkları uydurma
resmi tarihten bir tek doğru sayfa ellerinde kalmayacaktır. Hepsi uydurma
yalanlara dayandırılmış; yalan tarih, yalan Kemalizm, yalan milliyetçilik,
yalan dincilik, yalan devrimcilik vd. tüm bu yalanların sihri, ancak Kürtlerin,
doğal haklarına kavuşması ile bozulabilecektir... Yalanlar biterse, kendileri
de bitecektir; işte tüm telaşların asıl kaynağı da budur!.


Birilerinin (özellikle Kürtlerin) hak araması, zaferle
taçlanırsa, her haksızlığa karşı hak aramak moda gibi yaygınlaşacaktır. Böylece
öldürdükleri toplumsal kişiliklerin üzerindeki sihir bozulacak, sır perdesi
kalkacak ve hiç kimse, hiçbir haksızlığı artık kabul etmeyecektir. Kürt
özgürlük rüzgârı, azınlık halklar üzerindeki ölü toprağı savuracak ve her halk,
kendi gerçek kimliğiyle yüzleşebilecektir. Sonuçta, derin güçler çözülecek ve
insanlar, gerçek toplumsal kişiliklerine kavuşacaklar; toplum, demokratikleşebilecektir.


“Kemalist”lerin en çok sansürledikleri bizatihi Atatürk
değil midir? Başta, “Nutuk” olmak üzere onun her şeyi sansürlenmiş ve sözüm
ona, onu korumak için de “Atatürk’ü koruma yasası” nı çıkarmışlar(!). Kime
karşı; onu tüketip bitirenler bizatihi kendileri değiller midir?


Laiklik, diyorlar; oysa reeldeki (sadece “Hanefi” mezhebine
dayalı olan) din, bizatihi devletin resmi dinidir. Devlet ve din birbirinden
ayrı değildir ki!. Devletin her yanlışına kılıf bulabilen, özgürlükten yoksun,
devletin her emrine amade hizmetkâr bir “din” vardır ortada. Öyleyse, bizde “laiklik”
diye bir yaşam yoktur, yaşanmadı ve yaşanamıyor…


Milliyetçilik diyorlar; Türk olmayan herkes, zorla Türk’tür
ve  en “Türkçü” olanları da, köken itibariyle
Türk olmayan naylon “Beyaz Türk”lerden oluşuyor nedense!.. Hiç kimse,  gerçekte kendi milliyetinin milliyetçisi
olamıyor sonuçta. “Türk” olmak için, kendi milliyetini inkâr etmek zorunda
bırakılan “Türk” olmayan halklardan sair insanlar, nasıl milliyetçi
olabilsinler ki?! Onlar, zaten baştan milliyetsizleştirilmiş oluyorlar.


Halkçılık diyorlar; devletin yarattığı sunî bir ulusta, halk
da yoktur, halklar da.. Realitedeki devlet, ulus için değil; ulus, bu devlet
için vardır. Devlet, halklara tepeden bakan ceberut bir amir ise; yani halkların
hizmetkârı değilse, orada halkçılık, diye bir şey olabilir mi; olamaz elbette!.


Türkiye’deki partilere baktığımızda, görülecektir ki hiç
biri Türkiye partisi sayılamaz. Nedeni de gayet açıktır. Eğer Doğu ve Güneydoğu
Anadolu Bölgelerini “Türkiye” içinde sayıyorlarsa ve orada bir Kürt sorunu
yaşanıyorsa (ki politikleşmiş Kürtler buraya “Kürdistan” diyorlar) ve bu
sorunla ilgili kendi parti programlarında hiçbir madde koymamışlarsa, o
partiler, Türkiye partileri değildir ve sayılamazlar. O bölgelerdeki bölgesel
sorunu, yani Kürt sorununu, kendi parti programlarına almayan her parti, o
bölgeyi, “Türkiye” içinde yok sayıyordur ve onların temel sorunlarını da kendilerine
dert etmiyordur, demektir.


O zaman neden Kürt sorununu önceleyen partilere ( HEP’ ten BDP’ ye kadar gelen
“Kürt” orjinli partilerinin hepsine) sürekli “Türkiye Partisi değilsiniz”,
suçlaması yapılıyor ki? Hangi “Türk” partisi, Türkiye partisidir ki, “Kürt”
partilerinden Türkiye partisi olmalarını talep edebiliyorlar?


Türkiye, diye, resmi sınırların içindeki coğrafyanın tümü
kabul edilecekse, bu ülkede, iktidarı hedefleyen her parti, aynı coğrafyada var
olan her sorunu çözmeğe aday olmaları ve somut çözüm planları da parti
programlarında yer alması gerekmez mi?. Var mıdır peki? Hayır. Hiçbir partinin
programında bu yoktur; öyle ise o partiler, “Türkiye Partisi” değiller. O zaman
Kürt sorununu önceleyen, Kürt tabanlı partilerin de “Türkiye Partisi” olmaları
gerekmiyor. Hele Federal bir yapılanmayı hedefleyen Kürt partilerine ise hiç
gerekli olmamalıdır, mantıksal olarak.


Tüm var olan haksızlıkların temelinde ve odak noktasında
tutulan temel sorunun aktörü Kürtler, haklarına kavuşmalı ve özgürleşmeli ki,
tüm özgürlükler, onların özgürlükleri peşinden sırayla gelebilsin ve ta ki tüm
haksızlıklar da son bulabilsin. Ancak o zaman haksızlıklardan arınmış, özgür
halkların eşit ve gönüllü birlikteliği gerçekleşebilecektir. Böyle bir
birliktelik, oluşacak her haksızlığa karşı da ortaklaşa tepkilerle karşı koyulabilinecektir.
Yoksa zor ve haksızlık üzerine kurulu, halklar arasındaki güvensizlik
nedeniyle, herkes, her haksızlık karşısında hep kendisini yalnız görecektir. Ve
tabiidir ki, her alandaki haksızlıklar da hep sürecektir; ne halklar özgür
olabilecek; ne farklı kültürler yaşatılabilecek; ne işçiler sınıf bilinçli
olabilecek ve ne de memurlar, aydınlar gerçek kişiliklerine sahip
olabileceklerdir.  Bu sihri bozmak için
birer mum yakmak yeterlidir.


Selam ve sevgi ile kalın.


 M.Nazım Güler


info@mnazim.com

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/kocaman-bir-asir-heba-edildi-neden-veya-kimler-iicin)