# Konağın Mülkiyetine Konan Kimdi?

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/konagin-mulkiyetine-konan-kimdi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-01-17T14:45:15+02:00
- Güncelleme: 2013-01-17T14:45:15+02:00
- Yazar: A. VAHAP OMUZLAR
- Kategori: KÖŞE YAZISI

                     HASTA  ATLARI  RENÇPERLERE  SATANLAR KİM? 
Sorunlar
 gübre yığını gibi 'biriktirerek' içten içe alevsiz yanarken ilerde 
sıkışarak daha da geniş patlama ve dağılmalara neden olacağının somut 
verileri gözlerimizin önünden öylesine kayması hem tuhaf hem de çok 
düşündürücü.
Derinden alevsiz yanan gübreyi Mardin'deki süvari 
birliğinin hastalanmaya başlayan 'kadana'' denilen atlarının rençper 
insanlara satılmasına başlandığı haftalarda çocuk sevincime diyecek 
yokken,sorgulamaya başladığım andan itibaren de hep üzüntüye dönüştü 
kurban edilen atların dereye yuvarlanışlarını.Abdé Kendo,Beşir Çazmé,Beşir Broke ve şu anda 
İstanbul'da ikamet eden H.Hüseyin'e 'hasta at' sattılar.Trajediyi 
gören/duyan biz çocuklar yıllar sonra da olsa etkisini unutamadığımız 
'kurbanlık dilsizlerin' yankılanan acı seslerinin 'vahşete 
dönüşen'dereyi kim unutabilir ki;kaç Kamil amca,kaç Hüseyin ya da kaç 
kurbanlık at?Alınan her atın barındığı ahırdan çıkarılması bir 
yana ''mağduriyetimin karşılığını alabilir miyim?'' diye hasta atları 
baytardan rapor alarak valiye başvuruda bulunmak,ekmek teknesine tekrar 
kavuşmanın gayreti ve sevinciydi.İnfaz günü için belediyece görevlendirilen zabıta 
mangasının atış mahallinde zavallıların neleri yaşayacaklarından 
habersizce halkın meraklı bakışlarından yüreklerine indirilen 
kurşunlarla koca koca atlar ''Belsık Deresi'nden'' çocukların ve 
derinden yankılanan seslerle buluşarak,anlaşılmaz uğultularla damlara 
taşırdı ıslık çalan rüzgar.Mezopotamya'ya Diyarbakırkapı'dan tam da 'Kırkıs 
Kayası' yakınlarından bakıp mahallemizi çöplüğe dönüştüren bir suvari 
bölüğünün kışlası ve komutanlarıydı hasta atları satanlar (?)Bu mahalleye sağlıklı atlarına taytlarını giyerek 
binen,halklarıyla tanışan Arap asıllı ABD'li iki genç kadının ''Mrs.Düe 
ve Mrs.Flenk'' olduğunu Nasra Şımmes(Çilli) yazar Zekiye Dayar'a 
anlatıyor 1950'li yılları Mardin'den:''...... Arazide görkemli geniş bir konak inşa 
ederler.Eğitimli oldukları her hal ve tavırlarından belli olan bu iki 
bayan Mardin'e çok şey öğretmişlerdir.Süryanileri Protestanlıkla 
tanıştırarak kimi kesimlerde rahatsızlık yaratmalarıyla beraber 
(Diyarbakırkapı Mahallesi'ne) içinde kolleji,hastanesi,sanat okulu,su 
sarnıcı,çiçek kokan avlusunun bahçesi ...... Öncelikle Süryani 
kadınlarına iğne oyası ve nakış öğretilmiş,icra edilmiştir.''Arizona Kilisesi'nin,Ortadoks Mardin Süryanilerinin 
protestanlaşması misyonuyla gelen iki bayanın Mardin halklarını 
tanıdıktan sonraki faaliyetlerine son verdikleri yaptıkları konak ve 
halk yararına ifa ettikleri hizmetlerin karşılığını alamamış,Zekiye 
Dayar'ın ''Dilde Destan Yürekte Yara'' yazısına konu olmuştur:''Görkemli konak,ihtilal zamanında (1960) çoğu 
aileye sığınak olmuş,kızlarımız kaçırılmak istenmiş çoğu aile de buraya 
sığınmış. ...... O sancılı dönemde herkes bir şeylerini 
yitirdi.Yaşamlarını yitirenler de oldu.Mrs.Flenk ve Düe Amerika'ya 
sürüldüler,diğerleri ya kaçtı ya da kaçmaya fırsat bulamadan ...Tıpkı 
hekim ve kızı gibi;mezarların,konağın bahçesinde iken belirsiz bir zaman
 zarfında toprağın büyük bir bölümü 'kışla' tarafından istimlak 
edilirken kayıplara karışmıştır.Okul ve hastane olarak göze çarpanlar 
(Bugün için) kültür evi olarak restöre edilmiştir.''Ya konağın bahçesiyle ilgilenen iki bayanın 
ihtiyaçları olan alış-verişlerini yapan,atlarını hazırlayan ve konağın 
temizliğine bakan sonradan konağın mülkiyetine sahip olan/ konan kimdi?
Diyarbakırkapı/Mişkin
 Kapısı ya da ''Bebılmişkiyyé'' Mahallesi Askeri Kışlası'nın dönem 
komutanlarının halklara yönelik dayatma ve süründürme politikaları 
bugünkü  yargıyı kofullarına alarak aynı tahakkümü Mor Gabriyel 
Kilisesi'nin hazineye devredilmesine  karar mercii olmadı mı?Bizim camilerimizin üstüne dokusuna ve geleneksel 
değerlerine zarar verilerek kiliseler inşa edilseydi dürüstçe tepkimiz 
ne olurdu?Ya da emek verilerek Mardin'in 
mimari dokusuna uygun olarak inşa edilen bir konağın ve içindeki sağlık 
merkezinin,atölyelerinin yıkılarak ilgili Askeri Kışla'nın arazisine 
eklenerek mülkleştirilmesine yanıtınız ne olur?Mardin'de yaşayan Süryani halkımızın 
1915,1955,1960,1967 ve 1974 yıllarında ülkemizin her yerinde özellikle 
1955'in 6-7 Eylül saldırılarında Rum,Süryani ve diğer azınlıkların yaşam
 hakkına,mal ve gayri menkullerine 'talan' başka tanımla 'ganimet' diye 
el konulmuş bugün için başımıza bir feodalitenin devamına ve savaş 
getirilerinin derinleşen savaş politikalarının barışı tehdit eden 
boyutlara erişmesine neden olduğu 'gün gibi aşikar' olduğudur. Yerelimizde Süryani diye 'Nasara' diye tanımlanan halklarımız için genel olumlu kanının:
''Medehuli ıl- Mıslimin mığğın feriğ bé'arin./Medehuli ıl Nasara elfın mo yığtıl fara.''
                                                                       Süryani Ozan: Miğail Kırılmaz(Bana Müslümanları övdüler,kafaları boş,gamsız./Süryanileri övdüler bini bir fareyi bile öldüremez.)

Bu gerçeği hep birlikte yaşayan halklar Miğail'le 
birlikte özeleştirilerine mazhar olan şarkılarla yeni bir sayfa 
açtıklarını bilirim.
Olumsuzluklar bir daha yaşanmasın;kalıcı barışa hep sahip çıkılsın... 
www.suryaniler.com (kültürler kaybolmasın/renkler solmasın)


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/konagin-mulkiyetine-konan-kimdi)