# Kral Çıplak

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/kral-ciplak
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-11-23T16:37:34+02:00
- Güncelleme: 2012-11-23T16:37:34+02:00
- Yazar: ŞEREFXAN CİZİRİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

            Ünlü Danimarkalı yazar 
H.C.Anderson’un bir öyküsünün başlığıdır, bu Kral Çıplak benzetmesi. 
Dünyaca ünlü olan bu öyküyü herkes duymuş, okumuş, örnek göstermiş, 
deyimlerde kullanmıştır. O nedenle öyküyü burada tekrarlamayacağım. 

Ama kısaca olarak şunu söyleyeyim; Kral çıplak olduğu halde resmi bir 
törene çıkmış ama etrafındakiler Kralın elbisesiyle ilgili kendisine 
övgüler diziyorlarmış. Gerçeği bir türlü Kral’a söylemiyorlarmış! Yani 
gerçekleri hem Kraldan hem de kendilerinden saklıyorlarmış. Netice de 
Kralın çıplak olduğunu herkes biliyormuş ama bunu doğrudan söylemek 
tabii ki herkesin kârı değilmiş… Dalkavuk olan gerçek görüşünü söyler mi
 hiç?

            Ben bilindiği gibi sık olarak Nusaybin yerel gündemiyle ilgili yazılar 
yazıyorum. Görüşlerimi de lafı fazla dolandırmadan, şunu bunun etkisinde
 de kalmadan, siyasi kaygılardan uzak yazmaya çalışıyorum.

            Son yazdığım yazılarda Yerel sorunlar adı altında iki makale yayınlandı.
 Yetmiş civarında yorum ve cevap yazıldı. Bizler de hemen hepsini, 
yazara hakaret ve saldırı olmasına rağmen yayınladık. Çünkü fikir 
özgürlüğü bunu gerektiriyor.

Bu yazılarda Belediye Eski Başkanı Mehmet Tanhan’ın hakkında aleni 
olarak halk arasında söylenenleri ifade etmeye çalıştım. Bunun 
ikiyüzlülük ve ahlaksızlık olduğunu yazdım. Eleştirilerin
 zamanında yapılması gerektiğini hatırlattım, siyasi sorumlu kişilerin 
salt arkasından konuşulmaması gerektiğini vurguladım, dostluğu rantla 
bir tutan zihniyeti eleştirdim. vs, vs.

            Ben yıllar önce de Mehmet Tanhan’ın Belediye Başkanı olduğu dönemde de 
daha somut yazılar yazdım. Yanlış adımları eleştirdim, belediyedeki 
şaibeli uygulamaları anlatmaya çalıştım. Mehmet Tanhan da ellindeki tüm 
kozları bana karşı kullandı; tehdit, şantaj, karalama gibi yöntemlere 
tevessül etti ama yazılarımdan dolayı da mahkemeye hiç başvurmadı.

            Şimdi ise Mehmet Tanhan burada olmadığı bir dönemde, yani görevde 
olmadığı bir dönemde avukat olan yeğeni Kamuran Tanhan aracılığıyla 
benim yazılarıma cevap vermek için yargıya başvuruyor. Hayırdır 
inşallah! Herkesin bu konuları açık olarak konuştuğu, savunduğu, dile 
getirdiğini bildiği halde, mahkeme kararıyla kendi görüşlerini sitemizde
 yayınlatıyor ve var olan bir gerçeği inkâr etmeye çalışıyor.  Olacak iş
 mi bu!?

            Bizim görüşümüze göre mahkeme kararı yanlış olmasına rağmen, yargıya 
saygımızdan dolayı bu karara bizler uyuyoruz. Yalınız hesabına geldiği 
zaman yargıdan kaçan, hesabına da geldiği zaman yargıya başvuran 
insanlara da ne ad veriliyor? Bu gayet belli değil midir?

            Bana verilen cevap yazısını lütfen dikkatlice okuyun… Bizim temel 
görüşümüz bu konuda şudur; burada mahkemenin müdahalesini gerektirecek 
herhangi bir gerekçe yoktu…

            Mehmet Tanhanın Avukatı ise şuradan buradan, hukuk elkitaplarından 
öğrendiği bazı terimleri yan yana dizerek, konumuzla doğrudan ilgisi 
olmayan iddiaları ileri sürüyor. Yazının ana temasını düzgün olarak 
kavramamış olan Avukat Bey, burada dile getirilen değerleri algılamaktan
 da yoksun bir biçimde, düşmanlık, saldırı, kişi hakları, nefret, 
zihniyet, mesnetsiz, kanıt, itibar vb. gibi kavramları bağlamından 
koparak, güya bana cevap yetiştirmek istemiştir. Durumdan vazife 
çıkarmıştır elbette! Hâlbuki ben yazımda açık olarak diyorum ki 
‘’Kalaycıda kaplar var siz ise diyorsunuz ki çarşıda atlar var!’’ 

Böyle alakasız cevap olur mu hiç?

            Avukat Bey bunları ileri sürerken, aynı zamanda basın özgürlüğü, fikir 
ve düşünce özgürlüğünde aynı bütünlük içinde değerlendirilmesi 
gerektiğini de unutuyor galiba. Çünkü bu bütünlük hesabına gelmiyor 
tabi! Ben Mehmet Tanhan ‘ın arkasında konuşanları eleştiriyorum, Avukat 
Bey ise beni eleştiriyor! Dayısına Avukatlık yapmak hukuksal ve etik 
açıdan ne kadar şık bir şey olabilir ki? Söz konusu düşünce ve mesajları
 doğru kavramakta bir sorun mu var sanki! Kimin zihniyeti, kimin aklı 
burada karmaşıktır? Kim kötü niyetlidir? Kim akraba siyaseti güdüyor? Bu
 nasıl bir ruh halidir? 

            Bu bağlamda Müvekkili olan dayısına acaba Avukat Bey hangi borcu geriye 
ödemeye çalışıyor ki? Bunu bilen zaten biliyor! Haberiniz olsun! 

            Ben bugüne kadar Belediye Eski Başkanı Mehmet Tanhanla iş yapan 
müttehitlerden, arsa sahiplerinden, mühendislerden, esnaftan, yakın 
siyasi çevresinden rant ve yolsuzluklarla ilgili çok şeyler dinledim. 
Yüzlercesini diyeyim! Ama bunları yazılarımda somut olarak dile 
getirmedim. Mehmet Tanhanın çarpık icraatıyla ilgili çok şeyler bildiğim
 halde, bunları yazımlarımda ima bile etmedim. Bizler yazarız, 
gazeteciyiz, aydınız ama savcı değiliz ki! Bu bağlamda sadece siyaset 
ahlakı açısından oluşan sorunları dile getirmeye çalıştım…

            Sözü ve özü bir olmayanları eleştirmeye çalıştım. Bugünde bunu yapıyorum.

            Buna rağmen inkârcı bir tutum için de olanlara da anlatacaklarım var 
elbette… Konulardan bir tanesini fazla ayrıntıya girmeden kısaca şöyle 
anlatayım: Nusaybin’de halk arasında en çok koşulan konuların başında 
elbette imar ve yapılanma sorunları var…

Bu bağlamda konuyu iyi bilenlerin konuştuğu somut bir imar problemi şöyledir. Malumunuz;
 Mardin Yolu üzerinde, Demir Yolunun hemen Kuzeyinde başlayarak Barış 
Petrole kadar uzanan ve ortalama olarak iki kilometrelik yol, Eski İmar 
Planına göre 50 metre genişliğindeydi. Belediye Eski Başkanı Mehmet 
Tanhan görev yaptığı on yıllık dönemde bu yolun Batısına düşen tüm tarım
 arazilerini değişik nedenlerden dolayı imara açmadı. Arazi sahipleriyle
 Mehmet Tanhan bir türlü anlaşamadılar. Hangi çıkarlar bu arazilerin 
imara açılmasını engellediyse, nedenlerini iyi sorgulamamız gerekmez mi?

            Nedenlerini de ancak olayların içinde olanlar tam olarak anlatabilirler…
 Tüm duyduklarımızı elbette burada yazmayacağım… Ama ne hikmetse 
Belediye Eski Başkanı Mehmet Tanhan bir daha seçilmeyeceğini bildiği 
halde, belediyedeki görevi bitmeden kısa bir dönem önce, söz konusu olan
 tarım arazilerini imara açtı. Neden? Yeni alanı imar açarken de, 
yukarda dile getirmeye çalıştığım yol sorununu da garip bir biçimde 
değiştirdi. 50 metrelik yolu, bir gece yarısı kararıyla 30 metreye 
indirdi! 

            Etrafında dolaşan siyasilerden pek fazla aykırı bir ses de yükselmedi o zaman…

            Şimdi de arkasında konuşuyorlar. Ben de zaten bu ikiyüzlülüğü dile 
getirmeye çalıştım. Bu bağlamda herkesin sorması gereken, özellikle de 
siyasilerin sorması gereken şu sorular olmalıydı; İmar Planında geniş 
olan bir yol hangi imar yasalarına göre ve neden daraltılıyor ki? Hem de
 Nusaybin gibi daracık sokakları ve yolları olan bir ilçede bu 
değişikliğin sebebi nedir? Bu yol daraltmanın altında hangi çıkar 
ilişkileri yatıyordu? Yapılan değişiklik kimlerin hanesine artı değer 
olarak  geçti?

            Ortalama olarak iki kilometrelik güzergâhta 50 metreden 30 metreye inen 
yol, ortalama olarak 40 dönüm arazı demektir. Rakamlar ortalama olmasına
 rağmen sorulması gereken şudur; bu 40 dönümlük arazi, getiri olarak, 
haksız rant olarak, yolsuzluk olarak kimlerin hanesine yazıldı? Kimler 
bu değişiklikten yarar gördü? Nusaybin Belediyesinin bu konuda bir 
yararı var mıydı? Bu sorulara cevap bulmak her vatandaşın hakkı değil 
midir? Siyasi kurum ve belediyenin yeni yönetimi bu konuda ne yapmıştır 
şimdiye kadar?

En basit bir hesapla bu arazi eski parayla otuz-kırk trilyonluk bir 
getirisi vardır. Herhalde bu arazi buhar olup uçmadı ya! Bu 
değişikliklerden Nusaybin’in yoksulları mı yararlandılar sanki? 
Kadınları mı? Gençler mi? Yollarımız mı genişledi? Siyasi mücadelede 
hayatını kaybeden ailelere yardımlar mı yapıldı? Şehit ailelerine sahip 
mi çıkıldı? Siyasetin cefasını çekenler mi bu değişiklikten 
yararlandılar sanki? Yoksa üniversitelerde okuyan yoksul gençlerimize mi
 yardım yapıldı da bizler duymadık? Ya da şiddete maruz kalan kadınlara 
evler mi inşa edildi? Burada Belediye Eski Başkanı kamusal yetkisini 
kimlerden yana kullanmıştır? Eğer Nusaybin Belediyesinin bu 
değişiklikler ve uygulamalardan bir yararı yoksa o zaman kesinlikle 
gündeme getirmemiz gereken konu şudur; yetkisini kötüye kullanan bir 
belediye başkanı var karşımızda! Bu yapılanında kanun ve siyasette bir 
tanımı vardır.

            Bu yazdığımız konunun sadece "le lesidir, bunun bir de lo losu vardır’’ elbette.

            O da zamanı gelince gelecek…

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/kral-ciplak)