# Kudüs İzlenimlerimiz (II)

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/kudus-izlenimlerimiz-ii
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-11-11T17:51:28+02:00
- Güncelleme: 2015-11-11T17:51:28+02:00
- Yazar: KADİR ÜRÜNDÜ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Tel Aviv, 1927’lerde 7 Arap kasabası üzerine kurulmuş
bir şehir. Tel Aviv’de nispeten modern bir yapılaşma dikkat çekse de
İstanbul’umuzdan da Antalya’mızdan daha geride olduğunu belirtmeliyim.
 Tel Aviv, aynı zamanda dünyanın en iyi dokuzuncu kumsal şehriymiş.
Haliyle de çok fazla turist çeken bir şehir. Aracımız sahil yolundan devam
ederken çok katlı yüksek binalar dikkatimizi çekiyordu. Yolumuza, Tel Aviv’le
neredeyse birleşik olan Yafa’dan devam ediyorduk. Yafa, Osmanlıdan kalma
eserlerin günümüze kadar korunduğu mistik, güzel bir Filistin şehridir. Toz
bulutu ve bunaltıcı bir havada indiğimiz bu tarihi ilçede birbirinden ihtişamlı
yapılarının önünden ilerlerken toz bulutunun çöktüğü sahile aldırış etmeden
yüzen turistleri gördük. Osmanlılar döneminden kalma tarihi bir camide
namazlarımızı kıldık. Cami, tadilat ve restorasyondan yeni çıkmıştı.
 Filistinlilerin imkânları dar olduğundan ve İsrail yönetimi birçok
faaliyetleri engellediğinden Filistinlilere ait meskûn yerler çok eski ve
bakımsız binalardan oluşuyor. Bunu Müslümanlar için kutsal birer mekân olarak
bilinen camilerde, yatırlarda, türbelerde de görmek mümkün.  Yafa’da
kılınan namazın ardından Kudüs’e doğru yola koyulduk. Yafa’dan Kudüs’e kadar
uzanan yaklaşık bir saat süren yolculuk boyunca hemen hemen meskûn mahal
olmayan boş arazi yok gibiydi. İç kesimlere kurulu kasabaların ışıklarını
görmekle yetiniyorduk. Yollar, inişli-çıkışlı ve yeşilliklerle dolu bir
ormanlık alanın arasından geçiyordu Kudüs’e!...
İşgal
edilmiş Filistin toprağı olan Tel Aviv’den pis postalların gölgesinde olan
Kudüs’e varmıştık. Otelimize vardık ve otele yerleşme ve kısa bir istirahat
faslından sonra odamıza yerleştik. Yerleştik yerleşmesine ama!..
Aması
içimizi derin bir üzüntünün içine sürüklemişti bile..
İslam
dini temizlik dinidir ve temizlik olmadan yapılacak tüm ibadetleri de
bildiğiniz gibi reddetmiştir. Maalesef daha önce ziyaret etmiş olduğum Mekke ve
Medine gibi Kudüs’te de tuvalet sıkıntısı İslam dinine ve Müslümanlara
yakışmayan bir durumla karşı karşıya bıraktı bizleri.
Taharet
yapılmadan abdest alınmaz, abdest olmadan da ibadet yapılamayacağını biliyoruz.
Müslümanlar için kutsal olan gittiğim her üç şehirdeki tuvaletler alafranga
dediğimiz klozet tipi tuvaletlerden oluşuyordu. Mekke ve Medine'de klozet
yanında bol tazyikle akan ve birden bastığınızda her yanınızı ıslatacak bir
fıskiye varken Kudüs'te bulunan otelde su bir yana musluk bulmak na-mümkündü.
Lobi görevlisinden odalarımıza birer ibrik bırakılması talebinde bulunarak en azından
idare edemeyeceğimiz durumdan bir nebze de olsa kurtulmaya çalıştık.
 Mescid’i Aksa’da İlk Namazımız
Rehberimizin
“Sabah namazı için Mescid-i Aksa’ya birlikte gideceğiz, uykuda kalmayın.
Herkesi zamanında lobide göreceğim” şeklindeki sıkı tembihi üzerine zaten
duyduğumuz heyecanla yarı uyanık yarı uykulu geçirdiğimiz gecenin bir vaktinde
herkesten önce otel lobisindeki yerimizi almıştık. 
Sabah
ezanının sesi ile çıktığımız otelden yürüme mesafesini de ezan sesinin
refakatiyle kat ettik. Mardin sokaklarını andıran abbaralı geçişler, Mardin ve
Kudüs’ün kardeşliğini bir kere daha hatırlatıyordu bizlere.
Tarihi
Mardin’imizin revaklı çarşısını andıran sokaklar ve Hasan Ayyar tipi küçük
esnafların karşılıklı dükkânlarla ticaretlerini yaptıkları sokaklardan geçerek,
onlarca İsrail polisinin kapısında nöbet tutarak adeta istila ettikleri
Mescid’i Aksa’nın kapısından içeri girmek için önümüzde kimliklerine el
konulduktan sonra ancak mescide girişlerine izin verilen Kudüslü gençlerin
geçişini beklemek zorunda kaldık. 
Mescid’e
attığımız ilk adımda bile bizi derin bir üzüntüye sürükleyen bu manzaranın
etkisiyle yaşadığınız moralsizlik karşısında kendinizi aşağılanmış
hissetmemeniz mümkün mü?
İsrailliler,
Filistinli gençlerin gösterilerinden korkuyor, rahatsız oluyorlar ve gençleri
çoğu zaman camiye sokmuyor ya da camiye geçişlerine izin verdiğinde de ya yaş
sınırı getiriyor veya cami çıkışında verilmek üzere kimliklerine el koyuyor.
 Türkiye’de camiler açık gençlerin çoğu camiye gelmez, burada gençler camiye
girmek istiyor fakat İsrail’in engeliyle karşı karşıya kalabiliyor. İnsan,
“Kimin toprağında kimi engelliyorsunuz!” diye çıkışmaması için kendisini zor
tutuyor. 



























İşte
bu duygular içinde 144 dönümlük dikdörtgen şeklinde bir arazinin tam orta
yerinde bulunan ve duvarları mavi fayanslarla kaplı, altın kaplamalı kubbesi
ile her taraftan görülen Kubbet- üs Sahra’ya doğru adımlarımızı
hızlandırdık. 
-Devamı bundan sonraki yazıda....

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/kudus-izlenimlerimiz-ii)