# Kültür Platformları

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/kultur-platformlari
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-02-27T17:09:07+02:00
- Güncelleme: 2012-02-27T17:09:07+02:00
- Yazar: ŞEREFXAN CİZİRİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Toplumumuzda kültür hep üvey
evlat uygulamasına tabi tutulmuştur. Kültürel etkinlikler ve eserler pek fazla
insanımızın dikkatini çekmiyor. Kültürel
etkinlik daha çok eğlence kültürüyle özdeş olarak algılanıyor, öyle
tanıtılıyor. Eğlence aslında kültürün çok basit bir biçimidir. Elbette
kültürel etkinliklerde gülmenin de önemli bir işlevi vardır. Böyle algılandığı için
de, sanki kültürel etkinlikler önemsizmiş gibi davranılıyor. Hâlbuki kültür
toplumların en önemli dayanaklarından birisidir. Ekonomi de böyledir. Mimarlık
ve İnşaat da böyledir… Ama herkes siyaset konuşuyor, her yerde siyaset var,
siyaset evlerin içine kadar girmiş ama siyaset de, siyasi sorunların önünü bir
türlü açamıyor.


Çözüm konusunda Bağdat tembelleri
gibi yerlerinden bir türlü kıpırdayamıyorlar. Siyaset coğrafyamızda birçok
açıdan iktidar düşkünlüğüne dönüştürülmüş bir etkinlik haline gelmiştir.


Siyasi kuruluşlar kısır bir döngü
için de aynı semazenler gibi dönüyorlar. Suya bakan Narkisos gibi kendi
siluetlerine âşık olmuşlar ve temel anlayışları da bu eksen etrafında dönüyor.
Hareket noktaları şudur; ‘Allahın namusu
ve Peygamberin şerefi üzerine yemin ederim ki, ben aradan çekilirsem bu
memleket harap olur!’ diyorlar. Hâlbuki siyasetin asıl gerçeğinde onların
bir kıymeti harbiyesi de yoktur. Aslına bakarsanız küçük bir toplumsal arenada
hep kendi etraflarında dönüyorlar… 


Kendi ekseninde bu kadar uzun
süre dönmenin, toplumsal gelişmeye ne yararı olabilir ki? Siyasi sorunların
kısır döngüsünden bir türlü çıkamıyorlar, siyasette yaratıcı da olamıyorlar,
onlar için bu kısır siyaset bir yaşam biçimi haline de gelmiştir. Kısır siyaset
bir kısım siyasetçileri olduğundan fazla tatmin ediyor. Hatta bundan haz bile
duyuyorlar. Bu kısır siyasete müptela olmuşlar. Bu siyaset her şeyden önce bir rant kapısı olmuştur. Her açıdan ticaret
mantığıyla siyaset yapılıyor. 


Dönemin egemen siyasetinde sen
ben kavgası, çekememezlik, bireysel çelişkiler ve çıkarlar hep ön plandadır.
Büyük davalar hep geri plandadır. Büyük dava bir süs eşyasına dönüştürülmüş,
bir dekor haline getirilmiştir ve bir mistik ritüele evrimleştirilmiştir. Küçük
davalar ise siyasetin belkemiği olmuştur!


Emek hırsızları bu alanlarda tabi olarak cirit atıyorlar…


Ben bu tutumu açık olarak kültür
eksikliğine bağlıyorum. İnsanların ufkunu açacak, demokrasi kültürünü
yaygınlaştıracak, emeğe ve bilgiye itinayla yaklaşacak, fikir tartışmalarını
özendirecek, toleransı egemen kılacak olan maya, kültürel etkinliklerde
saklıdır. Kültürel etkinlikler bilindiği gibi buzları eritir, insan enerjisini
verimli bir biçimde kullandırır, gerçekleri bulmamızda yol gösterici olur.
Kültürel tartışmaların olmadığı bir alanda ise, sadece kaba bir güç gösterisi
vardır. Kibir ve ihtiras vardır… 


Gerçekten kültürsüz bir siyaset
aynı yavan bir aşa benziyor.


Bizim toplumuzda yavan aşla
açlığını gideren milyonlarca insanımız var…


Bu insanların kültürel
etkinliklere ihtiyacı var.


Şimdi ben koru, kaba, çıkarcı ve güç gösterisine önem veren bu siyasi
ortamı yumuşatmak için, kültürel arenalara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Kültürel arenalar, sahneler, buluşmalar bizi öz benliğimizle özdeşleşmeyi daha
da kolaylaştıracaktır. Gerçek düşman ile yapay düşman arasındaki belirsizliği
ortaya koyacak, bilgi ve cehalet arasında sınırlar belirginleşecek, gerçek
diyalog da, işte o zaman egemen bir davranış haline gelecektir. Çünkü kültürel
bir varlık olan insan, siyasi bir varlık olan insandan daha çok birbirine yakın
duruyor. Kültür bilindiği gibi birleştiricidir, yaratıcıdır, eser ve fikirlere
ağırlık verir, anlamayı öne çıkarır.


Mesela kitaplar yayınlanıyor, gazeteler çıkıyor, müzikler yapılıyor,
söyleşiler, paneller düzenleniyor. Ama bizler bu kültürel etkinlikler ne
kadar önem veriyoruz ki? Bu eser ve etkinliklerde ortaya çıkan fikir, davranış
ve söylemlerin ciddi olarak takipçisi olabiliyor muyuz? Daha dolu ve anlamlı
etkinliklerin, daha iyi eserlerin yayınlanması için ciddi çabalar sarf ediyor
muyuz? Bu konularda uyarıcılık görevlerimizi yeterince yerine getiriyor muyuz?


İşte ben bu eksikliklerin
giderilmesi için Kültürel Platformlara ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Söz
konusu Kültürel Platformların temel amacı kültürel etkinlikleri, tartışmaları,
söyleyişleri, fikir alış verişlerini özendirmek olmalıdır. Bu bağlamda aramızda
var olan hiç kimseyi ötekileştirmemek gerekiyor. Sohbetler herkese açık olmalı,
herkese hitap etmeli, her kesimi konuşmaya, fikirlerini beyan etmeye, onlara
fırsat vermeyi, eserlerini bizlere tanıtmaya açık yüreklilikle davet etmelidir.


Kültürel Platformlar ‘biz bize’ mantığını kırmalı ve
toplumumuzda var olan tüm kesimlerin temsilcilerini diyaloga davet etmelidir.
Bu Kültürel Platformlar birbirimizi dinleme, anlama, farklı görüşlere saygı
gösterme ve empati kurma alanları olmalıdır. 


‘Biz bize’ mantığı sekter ve
dışlayıcıdır. İnsanlar arasında düşmanlığı ve çatışma kültürünü özendirir.
Kültür Platformlarının mantığı ise bunu tam tersi olmalıdır.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/kultur-platformlari)