# Latin harfleriyle yazılan Kürtçede yazı dili ile konuşma dilinin birbirine karıştırılması sorunu

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/latin-harfleriyle-yazilan-kurtcede-yazi-dili-ile-konusma-dilinin-birbirine-karistirilmasi-sorunu
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-12-28T18:16:12+02:00
- Güncelleme: 2012-12-28T18:16:12+02:00
- Yazar: CîHANê HESûNî
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Twitter: Xurcik

Kürtçe tarihte farklı alfabelerle yazılmıştır. 


Kurmanci ve Zazaki (Dımıli, Kırdki) lehçeleri günümüzde
çoğunlukla Emir Celadet Bedir Han’ın alt yapısını hazırladığı Latin harfleriyle
yazılmaktadır.


Bu alfabeden önce çoğunlukla Arap alfabesi kullanılıyordu.
Arap alfabesinde yazı dili ve konuşma dili çoğunlukla aynıydı.


Ancak Latin harfleri temelli Kürt alfabesinde kimi
durumlarda durum böyle değildir.


Bu durumdan haberi olmayan kimi kimseler sesli yayım
organlarında yazı dili ile konuşma dilini birbirine karıştırdıkları için yanlış
seslendirme yapma yoluna gidiyorlar.


Emir Celadet Bedir Han, Roger Lescot ile beraber yazdığı
gramer kitabında şöyle demektedir:


Ê ile sona eren bir sözcük, y ile başlayan bir ek alırsa,
sözcüğün son ünlüsü “e”ye döner. Ör: Pê, ayak; peyên min…


… Bazı ağızlarda, ve daime ê’nin î’ye yakınlığı
nedeniyle, y’den önce gelen ê’nin yerini e değil, i alır. Önceki örnekleri
alacak olursak:


Ör: Pê: piyên min, wan piyan.  Rê: riya min, di vê riyê re.  Dê: diya wî, vê diye. 


Emir Celadet Bedir Han, yazıldığı gibi okunabilecek bir
gramer yapısı hazırlama yoluna gitmiştir.


Ancak, Bedir Han’ın hazırladığı alt yapıyı biraz daha
geliştiren günümüzün dil bilimcileri, bu noktada bir sorunun varlığını bize
bildiriyor:


Dil biliminde kelimelerin köklerinin değişmemesi gerektiği
ilkesi…


Gerçi bu ilkeyi tüm dillere uyarlamak imkânsızdır. Ancak
bunu Latin harfleriyle yazılan Kürtçe alfabeye uyarlarsak şu sonuca varırız:


Kelimenin kökü: Dê


Sonuna gelen ek: -ya


C. Bedir Han’ın tezi üzerinden “diya” şeklinde
yazdığımızı farz edelim. Kelimenin manasını bilmediğimizi ve sözlüğe bakmamız
gerektiğini düşünelim. “Diya” kelimesinin sonundaki “-ya” ekini çıkarırsak elimizde
geriye “di” kelimesi kalır ki bu da kelime kökü olarak manasızdır ve sözlükte
böyle bir kelime bulamayız.


İşte bu sebeple söz konusu kelimeyi, köküne hiç dokunmadan
“dê+ya” şeklinde yazıp “diya” şeklinde okumamız gerekecektir.


Bu durum, aşağıda örneklerini vereceğim daha farklı
durumlarda da geçerli olacaktır.


Ancak “kelimelerinin sözlükteki şekillerinin
değiştirilmemesi gerektiği” kuralından habersiz olan kimseler,
sesli/sesli-görüntülü yayım yapan yayım organlarında yazı dilini aynen olduğu
gibi okudukları için çok garip bir sesler topluluğu ortaya çıkıyor:


 


Yazılış şekli: Sûreta Beqereyê


Okunması gereken şekli: Sûreta Beqerê


 


Yazılış şekli: Sûreta Fatîheyê


Okunması gereken şekli: Sûreta Fatîhê


 


Yazılış şekli: Dêya wî li ba wî ye


Okunması gereken şekli: Diya wî li ba wî ye


 


Yazılış şekli: Pêyê wî hêj erd negirtiye


Okunması gereken şekli: Piyê wî hêj erd negirtiye


 


Yazılış şekli: Rêya wê şaş e


Okunması gereken şekli: Riya wê şaş e


 


Yazılış şekli: Nimûneya wan, wek nimûneya wî
ye


Okunması gereken şekli: Nimûna wan, wek nimûna wî ye


 


Yazılış şekli: Ez ne koleyê wî me


Okunması gereken şekli: Ez ne kolê wî me


 


Yazılış şekli: Pereyê min li balê maye


Okunması gereken şekli: Perê min li balê maye


 


Yazılış şekli: Zavayê wan zilamekî baş e.


Okunması gereken şekli: Zavê wan zilamekî baş e.


 


Yazılış şekli: Xwedê şîfaya xêrê bişîne


Okunması gereken şekli: Xwedê şîfa xêrê bişîne


 


‘İsa+yê, Mûsa+yê, Xweda+yê gibi çok az sayıda kimi kelimeler
ise bu kuralın istisnası olup yazıldıkları gibi okunurlar.


 


Örneklerde de görüleceği gibi:


-Sözlük dilini ve kelimelerin sözlükteki orijinal
şekillerini koruyoruz.


-Kelimenin kökünün sonundaki sesli harfi ve ekin
başlangıcındaki “y” sesini yazıyoruz ancak okumuyoruz.


-Bu şekilde dili, atalarımızdan miras kaldığı şekilde
konuşuyoruz.


-Bununla beraber dil biliminin, dilin daha iyi
kullanılmasıyla ilgili olan bu kuralının uygulanmasından kaynaklı olarak ortaya
çıkan bu durumu okunuş şeklinin de kuralı hâline getirme gibi bir durum söz
konusu olamaz, çünkü yüzyıllardan beri süregelen okunuş şeklinin insanların
eliyle suni olarak değiştirilmesi gibi bir durum mümkün değildir.


(Bu yazıyı ve eski yazıları internet sitemizin şu adresinden
okuyabilirsiniz: www.mardinlife.com )

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/latin-harfleriyle-yazilan-kurtcede-yazi-dili-ile-konusma-dilinin-birbirine-karistirilmasi-sorunu)