# Medya, Eğitim ve Çocuk Üçlemesi   

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/medya-egitim-ve-cocuk-uclemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2019-04-29T12:11:00+03:00
- Güncelleme: 2019-04-29T12:11:00+03:00
- Yazar: MUHAMMED DAĞ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

İçerisinde
yaşadığımız yüzyılın eğitim felsefesi bireyin kendi öğrenmelerini kendisinin
inşa etmesine dayanmaktadır. Yapılandırmacı eğitim olarak tanımlanan bu eğitim
paradigması, öğrencilerin ders işlenişinde sürece aktif olarak katılım
gösterdikleri için daha üst düzeyde bilgi ve becerilerin kazanımı
gerçekleşmektedir. Diğer taraftan ders içi etkinlikler yoluyla öğrencide merak
oluşturularak öğrencinin daha çok soru sorması sağlanmaktadır. Böylece çocuğun ileriki
yaşamında sorgulayan birey olarak yetişebilmesinin de altyapısı oluşmaktadır. Eğitim
sürecinin sadece okulla sınırlı olmadığı, medyanın da bireyi ve toplumu eğitici
işlevi büyük önem kazanmaktadır. İzlenen yayınların niteliğinin her yaş grubuna
uygunluğunun tartışma konusu olduğu gerçeği yatmaktadır. Bu nedenle medya
kuruluşlarının yayın yönetmenleri tarafından yayın akışı hazırlanırken
özellikle çocukların televizyon programlarının içeriğinden olumsuz
etkilenebileceklerini göz önüne alarak hazırlamaları oldukça önemlidir. Gündüz
kuşağında çocukların izlediğini göz önüne alarak o yaş seviyesine uygun ve
eğitici yönü ile ön plana çıkan programları yayın akışına almaları, doğru bir
yaklaşımdır.



 


Medya
okur-yazarlığı kavramı, bilinçli medya takipçisi ve kullanıcısı olmayı ifade
etmektedir. Çağımızın, bilgi çağı olduğu ve bilgi teknolojilerinin yaşamımızın
vazgeçilmez unsuru haline geldiği günümüz bilgi toplumunda, bilginin
demokratikleşmesinin yanında kolay erişilebilir ve yayılabilir olması da
yaşadığımız çağın temel özelliklerindendir. Bilgiyi olduğu gibi kabul eden
değil; onu çeşitli süzgeçlerden geçirerek değerlendiren, sorgulayan ve
anlamlandıran birey, bilinçli bir medya okuryazarıdır. Medya Okuryazarlığı’nın
okullarımızda –seçmeli de olsa- ders olarak okutulması, içinde bulunduğumuz
çağa ayak uydurabilen bilinçli bireylerin yetişebilmesi açısından anlamlı ve
yerinde bir uygulamadır. Bu noktada, çocuğun, sorgulayan bir düşünsel yapıya
sahip olabilmeleri için anne ve babalar ile birlikte eğitimcilerin de dikkat etmesi
gerekmektedir.
Birey,
dünyaya geldiği ailenin dilini öğrenir. Dolayısıyla bireyin zekâsı,
yaşantıları, üretimleri kendi anadili aracılığıyla olmaktadır. Bu açıdan
bakıldığında dilin, bireyler arasında iletişim sağlayan en önemli araç olduğunu
söylemek mümkündür. Dil, aynı zamanda bireyin kendi duygu ve düşüncelerini diğer
bireylerle paylaşmasını da sağlaması açısından işlevsel bir role sahiptir. Bu
bağlamda dil, gerek birey ve gerekse toplum yaşamı açısından oldukça önemlidir
Ayrıca dilin toplumsal-kültürel farklılaşmalar döneminden itibaren de
birbirlerinden -doğal olarak- farklılaştığını, böylece farklı dillerin ortaya
çıktığını da söylemek mümkündür. Bu, her şeyden önce dil”in sahip olduğu
doğallık ve canlılık özelliği ile yakından ilgilidir.


 Günümüzün
uygarlık seviyesi, kültürel, teknolojik, akademik gelişmelerin ve birikiminin
sonucudur. Bireyin sahip olduğu bilgilerin, yazı aracılığı ile sonraki
kuşaklara aktarılması sonucu bilim ve kültür alanında ilerlemeler sağlanmıştır.
Dolayısıyla düşüncenin ifade edilişi ve yazılı hale getirilerek kalıcılığını
sağlamak, “birikim” ve “ilerleme” açısından önemlidir. Bu aşamada düşüncenin
hangi dile ait olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Kaldı ki önemli olan,
bilginin işlevsel olması ve bireyin yaşamına ışık tutmasıdır. Çünkü “bilgi” her
şeyden önce insanlığın yaşamını kolaylaştırıcı ve onun yaşam standartlarını
yükseltebilecek imkânların oluşmasını sağlaması açısından değerlidir.


 Eğitim süreciyle
çocukların, dünyayla rekabet edebilecek konuma gelebilmeleri için sosyal,
duygusal, akademik yönleri başta olmak üzere çocuğun bir bütün olarak
gelişimine önem verilmesi gerekmektedir. Anne-babalar ile eğitimcilerin,
çocuğun kendini ifade edebilmesi için gerekli şartları sağlaması durumunda
iletişim ve özgüven duygusu gelişmiş çocukların yetişebilmesinin önünü
açacaklardır. Çocuklar arasındaki bireysel farklılıklar da dikkate alınarak
öğrenme içerikleri ve değerlendirme süreçleri buna göre organize edilmelidir.
Çocukların, yarınlara en iyi şekilde hazırlanması, hepimizin ortak
sorumluluğunda olduğunun bilincinde olmamız gerekir.  

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/medya-egitim-ve-cocuk-uclemesi)