# Medya ve istihbarat arasında kalan ölümler

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/medya-ve-istihbarat-arasinda-kalan-olumler
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-01-09T21:10:08+02:00
- Güncelleme: 2012-01-09T21:10:08+02:00
- Yazar: NEVZAT ÇİÇEK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

135 haneye sahip Ortasu köyünde diğer köylere nazaran nüfus göç 
vermemiş; 1990 yılında bin 110 kişinin yaşadığı köyde, nüfus 2000 
yılında 821, 2011 yılında ise 954 kişi olarak kayda geçirilmiş. Nüfusun 
başlıca geçim kaynakları, hayvancılık, kömür ve tarım olarak kaydedilmiş
 devletin resmi bilgilerine, kaçakçılık görülmek istenmemiş, ya da kayıt
 dışı olduğu için evrakta da kayıt dışına itilmiş.
Şırnak Uludere Ortasu Köyü, yüreklerin yandığı, yüreklerin yaktırıldığı bir köy.

Sekiz öğretmenin bulunduğu köyde dört çoban ve 80 korucu resmi kayda geçirilmiş. Köy sıfır noktasına yakın bir köy.

Son yapılan seçimde AK Partinin köyden aldığı oy 14, CHP’nin 3 ve 
BDP’nin desteklediği bağımsız aday Selma Irmak’ın oyu ise 392 kişi.

Bu tablolar üzerinden hemen birileri biz bunların zaten onlarla 
birlikte olduklarını biliyorduk tezini işlemesin, ben başka bir 
sosyolojik gerçeğe dikkati çekiyorum.

Katliam ve Ortasu ile analiz yapanların birinci olarak 
cevaplaması gerektiği birinci soru PKK’ya karşı kurulduğu söylenen bir 
yapının BDP’ye oy vermesini nasıl açıklamak gerekiyor? Acaba buradan 
kendi okumalarımızı da masaya yatırmamız gerekmiyor mu?

Bölgede kaçakçılık üzerinden meseleyi tartışmaya açmak Uludere’de yapılanları meşrulaştırmaktır ya da manipülasyon yapmaktır.

Kürtçe Hattın aşağısı, hattın yukarısı diye bir deyim vardır. 
Kaçakçılık yıllardır bölgenin gerçeğidir ve Uludere’de insanlar taziyeye
 bile giderken, bir kısmı da hala bu işini yapıyordu? Onlar için sınırın
 öbür tarafı evin bir odasından diğerine geçmek gibidir. Kağıt üzerinde 
bölünen sınır aslında onların pratik hayatında bölünmüş bir sınır 
değildir.

Mustafa Kemal’in en büyük yanlışlarından biri bu sınırı böyle kabul 
etmesidir. Ya Musul ve Kerkük’ün içerisinde olduğu bir sınır kabul 
edilmeyecekti, yada bu haliyle bu sınır bu ülke hudutlarına dahil 
edilmeyecekti.

Uludere Faciası ile ilgili olarak en vahim hataların başında basının 
ilk saatlerde bilginin Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan gelen bir 
istihbarat bilgisi neticesinde bombalamanın yapıldığının net olarak 
ortaya çıkarıldığının söylenmesi idi. Bu tür bilgilerin iddia olarak 
verilmesi gerekirdi, yönlendirme yapılmaması ve sadece fotoğrafın 
çekilmesi gerekiyordu. Genelkurmay, hükümet ve daha da önemlisi yazılı 
ve görsel basın meseleyi vermekten uzak dururken, bir kısım 
meslektaşımızın bu bilgiyi öncelikle sosyal medyada sonra da açıkça 
ifade etmesi şık olmadı.

Gazeteci zaten böyle bir bilgi almışsa, bu çok büyük bir iddiadır ve 
bunu kimseye vermeden gazetesinde paylaşır, olağan olması gereken budur.

Gazeteciler gibi Genelkurmay’ın da yaptığı açıklamalarda net ifade 
kullanması da aslında vicdanları tatmin etmeyen bir diğer gelişmedir. Bu
 tür olaylarda soruşturmanın selameti açısından falan kişinin görevden 
alındığı veya araştırmaların devam ettiği cümleleri aslında daha çok 
kullanılmaydı.

Uludere ile ilgili olarak Taraf Gazetesi Yazarı Namık Çınar’ın 
katıldığımız televizyon programında çok güzel bir ifadesi oldu. Kendisi 
de emekli bir asker olan Çınar, istihbaratın nereden geldiğinden ziyade,
 bombalama için emir verenin, uçakları kaldıran iradeye bakılması 
gerektiğini söylüyor bize.

Olayın daha ilk saatlerinde Mazlumder ve İHD’nin hazırladıkları ön 
rapor ve sonrasında aralarına diğer kurumları da hazırladıkları rapor 
nedeniyle öncelikle bu iki kurumu kutlamak gerekiyor. Haksızlık 
karşısında susmadılar, bölgeye koştular ve kamuoyuna objektif bilgi 
veren bir rapor hazırladılar.

Mazlumder ve İHD’nin raporunu okuduğunuzda aslında olayın bilerek 
yapılmış bir olay olduğunu, yerel istihbaratın saf dışı bırakıldığını, 
bir şeylerin gizlendiğini rahatlıkla görebiliyorsunuz. Bu nedenle olay 
hakkında sağlıklı değerlendirme yapmak isteyenlerin mutlak suretle bu 
raporlarları okuması gerekiyor.

Uludere faciası üzerinden siyasetin dili yasın dili değildir. Bu 
nedenle Meclis’te grubu bulunan partilerin kullandığı söylemler 
kamplaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Türkiye, bu ateşten çıkmak istiyorsa siyasi partiler aşıklar gibi 
atışmaktan vazgeçsin, iş birliği yapsın ve masum insanların bombalanması
 üzerinden siyaseti dizayn etmek isteyenlerin oyunlarını engellesin.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/medya-ve-istihbarat-arasinda-kalan-olumler)