# Müslüman Eliyle Katledilen Müslümanlar!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/musluman-eliyle-katledilen-muslumanlar-47450
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-10-30T00:59:01+02:00
- Güncelleme: 2013-10-30T00:59:01+02:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

En büyük sınav: Kendimizle sınandığımız
sınavdır…
Allah, bizi davet ettiği
Kur’an hakkında; "Hayat ve dirilik verendir 8/24" diyor, ama bugün
Kur'an’ın ardından gittiğini varsayanların coğrafyası ölüm kusuyor. Hiçbir anlayışı bireyler üzerinden
sorgulamamalı, aksine bireyleri anlayışlar üzerinden sorgulamalıyız... Kan üzerine kurulan bir medeniyeti,
ancak viran kalpleri şefkatle inşa ederek yıkabilirsiniz. Bazen daha sen
derdini anlatmadan seni anladığını sananlar var.  Bu, derdini defalarca anlattığın halde seni
anlayamayanlardan daha da zor olsa gerek.
Tarihi ve özellikle de kendi
tarihini bilmeyenlerin, huzurlu ve güçlü bir istikbal inşa etmeleri zordur. Bu
bağlamda artık; “Devlet Baba” anlayışının “Devlet Ana” anlayışına dönüşmesinin
zamanı gelmiştir. Zira asrımız, zorbalıkla değil şefkatle yönetmenin daha
verimli olacağı bir asırdır.
Bundan dolayı bu coğrafyanın
"Siyaset Akademisi"nden önce "Adab-ı Muaşeret Akademisi" ve
“Tarih Akademisi”ne ihtiyacı vardır.
İnsan, bedelini ödemeyi göze
almadığı şeyi istememelidir. Birilerinin bugün bile korktuğu analitik düşünme
biçimi, sorgulama ve diyalektik olmasaydı; Kilise hala cennetten arsa satıyor
olacaktı. Hak ve doğru olan bir söylemle batılı savunup, birilerinin hukukunu
sümen altı etmeye vesile kılmak aldatma ve zulmün yeni versiyonudur.
"Hak, hukuk ve insanlık
için" diyerek kendi çıkarını önceleyen, ideolojik körlük ile kötünün
iyisine razı olan bir toplumda yaşamak! Çevresine
yaranmak için, hak olmadığını bildiği halde, hak olmayanı hak gibi göstermeye
çalışmak ve bu bağlamda çirkin bir üslup kullanmak ancak kişinin kendi değerini
düşürür.
Tamam da hakkı ve doğruyu söylesek de kim
dinler bizi, deyip zinhar haktan vazgeçmemeliyiz. Umudumuzu kaybetmeden birbirimize
hakkı ve doğruyu tavsiye etmeliyiz.
Müslüman eliyle öldürülen
Müslümanların, gayrı müslimlerin eliyle öldürülmesinden fazla olması içler
acısı bir durum. Cennete gideceklerine inanan günümüzün sözde Müslümanları, bu
halleriyle cennete girseler orayı da cehenneme çevirirler. Bugün sözde
Müslümanların eliyle; sadece Müslümanlar katledilmiyor, islam da baltalanıyor
ve tabiri caizse katlediliyor. Bu öyle bir hal aldı ki artık yaşam ve huzur
için gelen İslam; terör kelimesiyle aynı cümlede anılır oldu…
Ne kadar kutsal kitap
okursanız okuyun, uygulamadıktan sonra… Kur’an, “…hakkı ve sabrı tavsiye
edenler hariç tüm insanların zararda olduğunu…” vurgulamaktadır. O’na göre yaşamadıktan sonra neye inandığının pek de bir önemi kalmaz! Kişi inancını bu hayata ne kadar
yansıttıysa Allah da ona ahirette o denli bir yaşam hazırlayacaktır.
Samimi bir Müslüman olmaktır
hedefim, bunun için halkımdan uzak durmam şart olmadığı gibi ırkçı olmam da
gerekmez. Bende bulunmayan iyiliklerle beni övenin, kızgınlığında beni bende
olmayan kötülüklerle yâd edeceğinin bilincindeyim. Halkımız, olayların
taraftarlarının dışında; olaylara müdahil olabilecek samimiyet ve kabiliyete
sahip “Üçüncü Şahıslara” ihtiyaç duymaktadır. Zira içinde "Üçüncü Şahıs"
bulunmayan milletler herhangi bir kargaşada fevri davranıp bunu daha da büyük
bir kargaşaya dönüştürebilirler.
Bu bağlamda bizlere düşen,
kardeşimiz dahi olsa haksızı uyarmak ve kırmadan dökmeden; hakka dönmesi için
uyarıcı, yol gösterici ve yardımcı olmaktır. Mü’min, “Haksız kardeşin de olsa
sen mazlumdan taraf ol ilkesini” savunmalıdır. Zira Rabbül-Alemin anlayışıyla
yaklaştığımızda evrensel olan bir Allah’a, rahmeten lil-Alemin anlayışıyla
gönderilen evrensel bir peygambere inananların anlayışı ve dünyaya bakış açısı
da evrensel olmalıdır. Sadece kendimizden sorumlu değiliz.  Zira bizler, “Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa
bir koyunu. Gelir de adl-i İlâhî sorar bizden onu!” kültürünün
mirasçılarıyız.   
Bu ve benzeri konularda
camilerimize çok iş düşmektedir. Tabii birçok alanda olduğu gibi artık Cami
anlayışımızı da gözden geçirmeliyiz. Zira “Yer (yüzü) bana temizlik aracı ve
mescit kılındı.” diyen bir peygamberin ümmeti olan bizler, camiye etrafı dört
duvarla çevrili ve belirli bir alana sıkıştırılan bir bina anlayışıyla
yaklaşmamalıyız. Camilerimizi tıpkı saadet asrında, Peygamber Mescidinin
işlevselliği gibi hayatımızın merkezine taşımalıyız. 
Ve unutmayalım ki; Kan
üzerinden siyasi hesap kuranları, ancak kalp üzerinden siyaset yapmayı
başarabilenler durdurabilecektir. Özgürlük; kutsal bir şeydir, ahlaksızlık,
"namussuzluk", yolsuzluk ve başkasının sınırına tecavüz asla
değildir!
1434 yıl önce 23 yıl içinde semadan yeryüzüne
inen Kur'an'ı; yeryüzünden kalbimize indirmek için daha kaç yüzyıl
bekleyeceğiz?
 

































@/MBHedbi

Bu yazım aynı tarihte milat gazetesinde de yayımlandı: http://www.milatgazetesi.com/MUSLUMAN-ELIYLE-KATLEDILEN-MUSLUMANLAR/48156#.UnA96_nJSMw

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/musluman-eliyle-katledilen-muslumanlar-47450)