# Müslüman Görünmek Başka, Müslüman Olmak Başkadır!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/musluman-gorunmek-baska-musluman-olmak-baskadir
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-02-16T03:31:40+02:00
- Güncelleme: 2014-02-16T03:31:40+02:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Etrafımdaki herkes gibi ben de
‘Müslüman’ olduğumu, İslam’ın, yerine getirmiş olduğum zahiri ritüellerden
ibaret olduğunu ve dinin de herhalde bu olduğunu, forma sığdırılmaya çalışılan
bu dinin yeterli olduğunu fazlasının kişinin aklına zarar verebileceğini
düşünüyordum. “Daha başka ne olabilir ki?”
Ama bununla beraber maneviyatımın
hiçbir zaman tatmin olmadığını, “Allah aşkı ya da Allah korkusunun” neye
benzeyebileceğine dair bir fikir yürütemediğimi, bu aşk ve korkunun dışa
yansıması, fiiliyata yansıması hatta yaşamın her anına yansıması gerektiğini de
biliyordum. İbadetleri korkudan yaptığımı düşündüğüm zamanlar bile olmuştur. Oysa
din sevgi merkezli olmalıydı, çünkü Rahman ve Rahim olandan gelen bir şeydi.
Hem sadece şekilsel olarak icra edilen ritüellerin ifadesi olarak algılanan
‘din’imin beni günahlardan alıkoymadığını, otokontrolü kazandırmadığını, kendime
istediklerimi ötekiye istemediğimi de fark ettiğim zaman; ‘yüreğimin kuşun
yüreği gibi çarpmadığını da’ itiraf ediyordum.
“Lafızcı, şekilci, görünen, zahir;
geçici olan dünya hayatını ve dünyadaki cezai müeyyidelerden ‘kurtarmaya’
yarayan”, Maddi İslam ile; “Dünya hayatıyla beraber ebedi hayatın cezai
müeyyidelerinden de kurtarmaya vesile olan, ‘Kamil İnsan’  karakter ve
kişiliğini oluşturan” Manevi İslam arasında sıkışan bir hayat…
İslam tarihinde ve İslam toplumunda
daha çok tartışıla gelen Maddi İslam olmuştur. Fıkıh geleneğimize bakıldığında
cezai müeyyidelerin sadece maddi İslam yönüyle alakalı olduğu görülecektir.
Oysa Maddi İslam’ı ve fıkıhsal farklılıkları doğuran ve biçimlendiren Manevi
İslam’ın tetiklediği dinamiklerdir. Maddi
İslam; fenomonolojik yani imaj, Manevi İslam ise; içerik, muhteviyat ve öze
tekabül eder.
Her inanç, ideoloji ve doktrin hayata
döküldüğünde bir form, bir biçim kazanır. Bazen asıl olan öz ve mesaj imaja
kurban edilir. Günümüzde her alana sızan bu hastalık, maalesef bu naif alana da
sızmış bulunmaktadır. Hakikat ve maksat, mecaz ve araca dönüşünce hakikat, maksat
ve vermek istenilen mesaj kirletildiği gibi sadece Maddi İslam ile yaşayıp
Manevi İslam’dan nasiplenmemek aynı şekilde din-i mübin olan İslam’ı anlamamak
dolayısıyla; İslam’ı ve dinin sahibini de layıkıyla tanımamaktır.
Dini sadece birkaç şekil ve pratiğe
indirgediğimizde; bu, önünü alamayacağımız bir ‘riyakârlık, gösterişçilik, din
bezirgânlığı, din tüccarlığı, din kisvesi altında türlü türlü rezalet ve
kepazelikleri saklama, hatalara dini kılıflar bulma’ türünden enva-i çeşit
manipülasyonlara neden olacaktır.
Bu da insanı zamanla iç âlemden yani;
“O ıslah olmuş ise bütün beden de ıslah olmuş” anlayışından mücerret dışsal,
şekilci bir İslamî yaşayış tarzına sürükler. Ve bu anlayış, insanların İslam’ın
sadece ‘maddi’ kısmıyla ilgilenmesini önceleyerek şekilselliği ön plana
çıkarmayı önemli ve gerekli kıl(acaktır)mıştır.
Yapılan bu maddi işlerin bir ruhu
(sağlam bir niyet ve ihlâsı) yoksa maddi kısmı zaten değersizdir... İbni Ebi
Şeybe, Abdullah b. Amr'dan rivayet etti: Resulullah (s.a.s) buyurdular ki;
"Bir zaman gelecek ki (insanlar) toplanıp camilerde namaz kılacaklar ve
aralarında bir tek mü'min bulunamayacak."  Maddi İslam yani zahiricilik dış görüntü; zamanla
sadece bir kalkan olarak kullanılmaya başlandı. Nasıl ki ihsana ulaşmamız
için“görüyormuşçasına ibadet etmemiz” gerekir, takvaya ulaşmamız için de
görüyormuşçasına günahtan uzaklaşmamız gerekir.
Kur’an hafızı olmak ve Kur’an’ın
muhafızı olmak! Rivayet edilir ki; Harun Reşid’in bir papağanı varmış ve bu
papağan da Kur’an okurmuş. Mesele Kur’an’ı hıfz etmekte değil, uygulamakta. Ayrıca
İslam, yapılacaklar kadar yapmadıklarımızı da önemser. Yaptıklarımızdan sorumlu
olduğumuz kadar yapabilecek güç, imkân ve potansiyelimiz varken yapamadığımız
iyi şeylerden de sorumluyuz. Bu bağlamda birinin dindar olup olmamasında
yasaklananları işlememesi, işlenmesi gerekenleri yapması kadar, yapabileceği
halde yapmadıkları da belirleyicidir.
Bir birey, maddi ve manevi İslam’ı
birleştirmedikçe, ikisini beraber yaşamadıkça yalnız ‘Maddi İslam’ı’ tek başına
yaşamak; Allah ve peygamberlerin arzu ettiği ve ebedi hayatta fayda sağlayacak
olan İslam’ı yaşamış sayılmaz. Maddi
İslam; sadece günü kurtarmak veya hemcinslerin toplumunda ‘itibar’ kazanmaya
yarar. 
İlk dönemde: Sadece uhrevi mertebelerin
oluşmasına katkı sunacak şekilde veya hem dünyevi hayatın huzurlu bir şekilde
idamesini hem de uhrevi hayatın selametini sağlayacak şekilde dünyayı ahretin
mezrası olarak algılayıp birleştiren yorumlamanın neticesinde oluşan İslam
anlayışı vardı. Fakat saadet döneminden uzaklaştıkça tarihi süreç içinde:
Dünyevileşmiş egemen elitlerin hırs ve makama ulaşmaları adına ön açıcı olacak
şekilde algılayıp yorumlamaları neticesinde oluşan bir ‘İslam’ gelişti. Bu da
İslam toplumunda Kûfelileşmeyi beraberinde getirdi. Günümüz Müslüman toplumları
Hüseynilerin yanında durmamakla Kûfelileşen bir karaktere büründüklerinin
farkına varmadan aslında bir nevi kendi sonlarını da hazırlamakta olduklarının
farkına varamıyorlar. “Kendinizi (övüp övüp) temize çıkarmayın. Allah, kimin
takva sahibi olduğunu çok iyi bilir. 53/32”
Müslüman görünmek ve Müslüman olmak
ayrı şeylerdir. Dr. Fehmi Şinnavi'nin de dediği gibi; "Namaz kılıyor, oruç
tutuyor, hacca gidiyor, kısacası islam'ın öngördüğü bütün ibadetleri yerine
getiriyor olsak bile, şayet hakları ellerinden alınmış, zulme ve gadre uğramış
kardeşlerimizin sorunlarıyla ilgilenmiyorsak, onların sorunları karşısında
dilsiz ve sağır olmayı tercih ediyorsak, hiç kuşkusuz bütün bu amellerimizin-ibadetlerimizin
hiçbir faydası olmaz. Biz biliyoruz ki bütün bu ibadetler, zulme karşı
direnmeyi gerektirir. İbadetlerin özünde bu anlayış yatar."
 @/MBHedbi

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/musluman-gorunmek-baska-musluman-olmak-baskadir)