# Osmanlı İmparatorluğunu İçerden Bir Adam Yıktı! (2)

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/osmanli-imparatorlugunu-icerden-bir-adam-yikti-2
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-09-06T23:17:19+03:00
- Güncelleme: 2014-09-06T23:17:19+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Bir adamın ihaneti bir
devleti yıkmaya yetiyorsa, neden bir adamın sadakati de bir devleti kurmaya ve
kurtarmaya yetmesin? 
Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın
Reisi Cumhur, Ahmet Davutoğlu’nun da Başbakan olması, başta onların ve bu
harekete/davaya gönül vermiş olan insanların günlük, küçük ve kişisel hesaplar
peşinde olmadıklarını aksine kişisel hesaplarını ve kişiliklerini sahip
oldukları "Mefkûreye" feda edebileceklerinin/ettiklerinin ve
sadakatin göstergesi sayılabilir. Ve ancak böylesi bir sadakat ile böylesi bir mefkûreye
sahip olanlar, milli politikalar oluşturup geliştirebilirler...
İçerden biri(leri)nin
eliyle enjekte ettirilen virüs neticesinde 'hasta adam'a dönen Osmanlıyı
hatırlayın! İşte o güçlerin uzantıları olan günümüz emperyalist ve küresel
güçler, içi boşaltılmış olan kardeşliği yeniden tesis eden, gücünü dış
mihraklardan değil de halktan alan ve ekonomik istikrarla birlikte İslam âlemine
kaybettikleri maziyi ve sahip olmaları gereken sorumluluk ve özgüveni
hatırlatan Sayın Erdoğan ve Davutoğlu’nun varlığından rahatsız olmaktadır. Zira
Ak parti, Erdoğan’ın Reisi Cumhur, Davutoğlu’nun Başbakan olmasıyla siyasi bir
parti olmaktan ziyade; “batıcı ve gayri milli bürokrasiyi, millileştirme”
hareketine dönüşmüştür.
Burada yine “Batılılaşma İhaneti”
kitabının önsüzünden bir pasajla devam etmek istiyorum:
“Artık bir takım tabuları
bir tarafa atıp hiçbir baskıdan yılmadan doğruları kesin olarak koymanın zamanı
gelmiştir. Yarım asırlık bir geçmişe bakan Cumhuriyet devri nesilleri, sloganlar
ve vecizlerle doldurmuş kafalarını ağır ağır yeni bir mili oluşumun tan
ağırtılarına doğru kaldırıyorlar. Zamanla yok edilen aydın direnme gücünün yeni
belirtileri fark ediliyor. Halkımız artık mukavemetinde yalnız kalmadığını, bir
aydınlar kitlesinin kendi davasının bayrağını taşımaya hazır olduğunu sevinçle
hissediyor. Meselelere tarihimiz açısından bakan bu aydınlar yarınki
Türkiye’nin habercisi olmanın mesuliyet duygusu içindedir.”
Kitabın giriş bölümünde
ise şöyle denilmektedir:
“At izinin it izine
karıştığı günümüzde neyin güzel neyin çirkin, 
neyin haklı neyin haksız, neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda da
aynı bulanıklık sürüp gitmektedir. Bazı mihrakların kasten doğurduğu bu
bulanıklık, günümüzde gençliğin kafasını karıştırmaktadır. Bütün ömürleri
devlet ve millet düşmanlığının müşahhas örnekleri ile dolu şahsiyetlerin
 aksine, ömrünü imanı, milleti ve devleti yolunda tüketenlerin
 olarak sunulması bu vasatta çelişkileri arttırmakta; gençler,
yakın tarihimizin sayfalarını çevirmekten adeta ürkmektedirler. Çünkü daha önce
 kaynaklarca olarak tanıdıklarının
, olarak tanıdıklarının olduğu gerçeği
karşısında düştükleri sıkıntının rahatsızlığı içindedirler.
Paşa’nın yabancı müşavirleri 
Tanzimat Fermanını
Fransız kanunlarından tercüme yönü ağır basan Ceza kanunu takib etti (1840).
1841’de ise, yine Fransız modeline uygun bir ticaret kanunu hazırlandı. Fransız
medeni kanununa benzer bir medeni kanun yamak için hazırlıklara girişildi.
Ulema, bu tür kanunlaştırmaları tenkit etmeye başladı. Meclis-i Vâlâ’ da
Ticaret kanununu şeraite uygun olup olmadığı sorulduğu zaman, Reşid Paşa
küstahça bir cevap verdi: ‘Şeriatın bu konuda yapacağı bir şeyi yoktur.’ 
Reşit Paşa’nın bu
kanunlaştırma faaliyetlerinde ve diğer faaliyetlerinde yabancı bazı
yardımcılardan faydalandığı anlaşılmaktadır. Nitekim tekrar İstanbul’a dönüp
vazife aldıktan sonra, Fransa’da iken tanıdığı kimseleri yanına toplamaya
başlamıştır. Bu maceraperestlerin çoğu Paris’in gazete idarehanelerinden veya
bulvarlarından toplanmıştı. Fransa’da bedava politikacılık yaparken, Türkiye’ye
gelir gelmez dolgun maaşlara nail olan bu adamlar ıslahat işlerinde mütehassıs
sıfatıyla istihdam edildiler. Bu efendiler de derhal bir (Comite de Salut Public) halinde içtima ederek muhtelif
nezaretlere tekabül eden bir takım tali komitelere ayrıldılar. Bu meydanda
bizzat Doktor Barachin’in reisliği altında bir murakabe komitesi teşkil etti.
Bu adeta kâğıt üzerinde mükemmel bir ıslahat hükümetiydi. Böylece Reşid
Paşa’nın Fransa’dan getirdiği avenesiyle hükümet içinde hükümet kurduğu
anlaşılmaktadır.”
Bugün AK Parti
hareketinin Sayın Erdoğan’ı Reis-i Cumhur ve Sayın Davutoğlu’nu Başbakan
yapması tarihte yaşanmış olan bu müessif ve müessir olayların ve gelişmelerin
güncellenmesini arzu edenlerin heveslerinin kursaklarında kalması ve bu
minvalde karşı bir atak ve başkaldırıdır. Halkın desteğini de arkasına alan
bu hareketin bu ‘Mefkûreden’ ayrılmaması için dua etmek gerek!























 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/osmanli-imparatorlugunu-icerden-bir-adam-yikti-2)