# Paket, Umut ve Huzurlu Bir Yaşam!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/paket-umut-ve-huzurlu-bir-yasam
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-10-03T23:49:36+03:00
- Güncelleme: 2013-10-03T23:49:36+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Oluşan yeni
iradenin anlayış ve yaklaşım tarzı ve niyetinin; yıllarca ihmal edilenler başta
olmak üzere yurttaşlarının tümünü artık ihmal etmeyeceğini, kendi haline terk
etmeyeceğini aksine sahipleyeceğinin göstergesi; “böyle gelmiş böyle gidecek”
anlayışının red edildiğinin nişanesi ve ırk, inanç ve grup haklarının da
ötesinde artık bireyin haklarının da devlet tarafından korunacağının umudunu
vaad eden bir paketten; on yılların beraberinde getirdiği sorunların tümünü
içermesini ve çözümlerini karşılamasını beklemek elbetti ki gerçekçi bir istem
olmayacağı kadar bu paketi bu niyetle hazırlayanlara bariz bir haksızlık da
olacaktır.
Umuttur
hayatı yaşanır kılan. İşte bu yüzdendir ki ümitsizlik inananların şanından
sayılmamıştır. 
Son
bir aydır gündemi işgal eden, içeriğinin ne olduğu veya ne olacağı tartışılan,
açıklandığı günden beri değişik bakış açılarıyla gündemin ilk sırasına oturan
“Demokratikleşme Paketi”, maalesef coğrafyamızda yaşanan tarihi arka geçmişe
bakılmadan üstün körü, kaba bir ideolojik körlük ve ucuz politik yaklaşım ve
polemiklerle itibarsızlaştırılmaya, önemsizleştirilmeye çalışılıyor.
Oysa
bu pakete bağlanan umutlar vardı ve her tohum gibi bu umutlar da yeşermek için
bir zemine ihtiyaç duyar. Bu umutların yeşermesi için de sadece bir zemindi bu
paket! Bu coğrafyada yaşayan tüm halkların haklarını, menfaatini ve maslahatını
barındıran umutları yeşertebilecek olan “Demokratikleşme Paketi”, kronikleşmiş
birçok meseleyi çözmeye de matuf. 
Şoven
anlayışı sembolize eden bazı dayatmaları, sembolik de olsa kaldıran adım veya
adımlarla beraber; başörtüsü ile kamusal alanda çalışma yasağına getirilen
özgürlüğü, Manastır arazisinin manastırın kendi vakfına iadesi ile birçok
yerleşim yeri isminin iadesini ve q, w, x gibi harflerinin kullanılmasının
(yani artık sadece trt6 ve Anadolu ajansının değil kürdçe yazmanın yurttaşa da) suç sayılamayacağı taahhüdünü de içermesi, çıkılan bu yolculuğun daha rahat
geçmesi için elbette ki espire edici olacaktır. Kanımca bunlar, bu pakete; hüsnü
zan ile yaklaşmaya yetmiyorsa da bari sui zanla yaklaşmaya engel olabilmelidir.
Zira bu paketi inşa edenlere pek çok umut bağlanmıştır. Hiç kimsenin bu
umutları daha doğmadan boğmaya hakkı yoktur. Hüsnü zan ile bakıp iltifat etmek
aklıselimin şiarı ve gereği olacaktır. Bu paket, yaşamın vesilesi olan umudun
tohumunu yeşertecek zemini oluşturduğu gibi bundan sonra toplumsal helalleşme
mi denir, toplumsal pişmanlık mı denir veya genel af mı denir, bunun yolunu da
açmıştır.
Ayrıca
tarihteki demokrasi mücadeleleri incelendiğinde; demokrasinin yerleşip
kurumsallaşması için zamana, olgunlaşan şartlara ve bazı reformlara ihtiyaç duyulduğu
müşahede edilecektir. Bu reformların belirli zaman dilimlerinde belirli
içerikleri kapsayan“Paketlerle” yapıldığı da görülecektir.
Burada
bize düşen: “Biz ne yapıyoruz veya eksik gördüğümüz konularda biz ne gibi bir
katkı sunabiliriz” sorularının cevabını gerekli mercilerle paylaşmak olacaktır.
Şahsen
ben, paket açıklandıktan sonra; hükümetin önemli mevkilerinde bulunan birçok
şahsiyetten duyduğum gibi başbakanın siyasi baş danışmanı Yalçın Akdoğan’ın da
bir TV programında “Demokratikleşme Paketini” değerlendirirken:
“CHP’nin nötür MHP’nin ise negatif bir anlayışla “Demokratikleşme Paketine”
muhalefet etmesi, demokratik reform ve kazanımlara bigane kalması bu
topraklarda yaşayan halkların hakları açısından menfidir…” yaklaşımını
önemsiyor ve bu konuda önerilere açık olduklarını hatta öneri beklediklerinin
bir serzenişi olarak okuyorum.
Bu
konuda sorumluluğu sadece siyasi argümanlara yüklememek gerekir, kendini aydın
sayan herkese görev düştüğü kadar halka da sağduyulu davranmak düşer.
Aydın olmak için Türkten uzak durmak, mesafeli davranmak;
Kürdü veya başka bir etnisiteyi yok saymak ve bunun tam aksi bir davranış ve
anlayışta bulunmak da gerekmez. Belki de bugüne kadar yaşanılan acıların çoğu
bu kriter sebebi ile yaşanmıştır. Artık bu algı ve kriteri değiştirmenin ve
birbirimize tahammül edebilme kültürünü egemen kılmanın zamanı gelmiştir. Zira
birbirimize tahammül etmediğimizde, ortak kültüre sahip olmadıklarımıza
tahammül etmek zorunluluğuyla karşı kaşıya kalabiliriz. Bunun ispatı için o
kadar uzağa gitmeye de gerek yok, başımızı kaldırıp etrafımıza bakmamız yeterli
olacaktır.
Paylaştığımız ölçüde bütünleşebileceğimizi, aksi davrandığımızda
da bölünmelerin oluşacağının farkına varmalıyız artık. Paylaşmak için de
öncelikle birbirimizi olduğumuz gibi tanımamız, anlamamız ve kabul etmemiz
gerekir. Paylaşmadığımız zaman aidiyet duygusunun da oluşmayacağını ve aslında
bunun bölünmeyi de beraberinde getireceğini unutmamalıyız. 
Bu
yazımda; herhangi bir siyasi partiyi övdüğüm veya herhangi bir siyasi parti
veya anlayışı yerdiğim zinhar anlaşılmasın. Ben, sahip olduğumuz renkleri
zenginlik saymamız, birinin diğerini ötekileştirmeden ve hiçbir rengi yok
saymadan; bunlar veya şunlar bu sorunu veya bu coğrafyanın bağrında yaşayan
halkların sorunlarından herhangi birisini çözerse, siyaseten güçlü olur
algısından uzak durmamız gerektiğine inanıyorum. Zira bu kadar aydır
insanımızın ölmemesini önemsediğim kadar, bu durumun bir zaman dilimine bağlı
kalmaması adına nelerin yapılması gerektiğini birbirimize söylememiz ve
kolektif bir algı ve akıl ile bunu başarmamız gerektiğine inandığım için
yazdım. Başarabiliriz, yeter ki samimi olalım…

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/paket-umut-ve-huzurlu-bir-yasam)