# Pireye kızıp yorgan yakmak

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/pireye-kizip-yorgan-yakmak
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-03-05T14:16:45+02:00
- Güncelleme: 2014-03-05T14:16:45+02:00
- Yazar: MUHAMMED İKBAL SAYLIK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

2012’nin
son günlerinde başlayan toz duman hali içinde hızla önümüzdeki 3 seçimden ilki
olan yerel seçimlere doğru yol alıyoruz.Bu seçimleri
önemli yapan unsurlardan birisi de 2002’de kurulan ve AK Parti-Gülen cemaati
ittifakının bozulmasıdır.



O tarihten
bu yana istisnasız her seçimde ve referandumda kader birliği yapan bu iki unsur
şimdilerde kılıçları çekmiş ve amansız bir kavgaya tutuşmuş vaziyette. 


İddialar,
suçlamalar, kasetler, dinlemeler ortaya saçılmış durumda. 


Seçimin
yapılacağı 30 Mart gününe kadar bu hesaplaşma ve mücadele devam edecek. 


Ve savaşın
bu ilk kapışmasının etkisi ortaya çıkacak. 


Bunun ardından
da hemen ikinci raund başlayacak; yani önümüzdeki yaz yapılacak
Cumhurbaşkanlığı seçimi için mücadele başlayacak. 


Ve eğer
hala taraflardan birisi teslim olmadıysa üçüncü raund olan 2015 genel seçimleri
muhtemelen son raund olacak. 


Gelinen
nokta itibariyle tarafların geri adım atma eşiği çoktan aşıldı. 


Bu saatten
sonra geri adım atan kaybedecek. 


Bu savaşın
sonunda bir taraf tamamen kaybedecek, ancak diğeri de kazansa bile hasarsız ve
salimen atlatmayacak bu badireyi. 


Görünen
şu ki bu mücadelede an itibariyle her iki taraf yara almış olsa da asıl zararı
Gülen cemaati görmüştür. 


Çünkü mevcut
durumda savaş, AK Parti’nin güç alanı olan siyasi arenada devam etmektedir. 


Bu durum
tıpkı bilmediği, tanımadığı bir coğrafyada, o coğrafyanın hâkim gücü ile
savaşan yabancı bir gücün içinde bulunduğu durum ile eşdeğerdir. 


Gülen Hareketi
her ne kadar dini bir hareket olarak başlamış olsa da, bu niteliğinden
sıyrılalı çok uzun zaman oldu. 


Bu durumu,
harekete mensup yazarlar da çeşitli defalar dile getirdiler. 


Gülen hareketi
artık büyük bir sermayeye hükmeden, iş bağlayan, ihaleler dağıtan, devletin tüm
kadrolarına nüfuz eden/etmeye çalışan sosyolojik bir harekettir. 


Öyle olduğu
için yani dini boyuttan çıktığı için de “dokunulmazlığı” kalkmıştır, eleştiriye
ve saldırıya açık bir konuma gelmiştir.
Bugün mevcut
güç mücadelesinde ülkedeki diğer dini grup ve cemaatler de Gülen hareketine
karşı tavır alıyorlarsa bunun bir sebebi işte bu hareketin dini hareket
kimliğinden çıkmasıdır. 


Elbette
başka sebepleri de vardır, kısaca sıralamak gerekirse ilk aklımıza gelen
sebepler şunlar olabilir: 


İlk ve
en önemli sebep olarak şunu sayabiliriz; dini cemaat ve gruplar en geniş
manasıyla serbestlik ve özgürlüğe AK Parti döneminde ulaşmışlardır. 


Şimdi yaşanacak
bir değişim, mevcut kazanımların kaybedilmesi ve geçmişin karanlık günlerine
dönülmesi anlamına gelecektir. 


Diğer bir
sebep olarak da dini grup ve cemaatlerin Gülen hareketine yönelik geçmişten
beri gelen mesafeli tavırlarını görebiliriz. 


Dini cemaat
ve gruplar özellikle 28 Şubat döneminde baskı ve zulme maruz kalırken,
konjonktüre uyan Gülen hareketi bu süreci kazasız belasız atlatabilmişti. 


Dindar kitleler,
Gülen’in merhum Erbakan’a karşı mesafeli tutumunu ve Ecevit’e yönelik “şefaatçi”
yaklaşımını unutmamaktadır. 


Yine AK
Parti’nin küresel güçlere karşı duruşu da diğer cemaatlerin takdirini toplarken
Gülen grubu bu duruşu ve politikayı eleştirmiş ve karşı çıkmıştır. 


Nitekim
Fethullah Gülen’in Mavi Marmara girişimini açıkça eleştirmesi, bu gruba mensup
gazetecilerin hükümet ve cemaat arasında ilişkilerin bozulmasının miladı olarak
Mavi Marmara olayını göstermeleri de diğer cemaat ve grupların Gülen hareketine
karşı açıkça tavır almalarına sebep olmuştur. 


Özellikle
son dönemde ortaya çıkan binlerce kişiyle ilgili dinleme iddiaları, Gülen’in
cemaat mensuplarıyla yaptığı konuşmalarda bir dini liderden çok bir siyasi
lider ve hatta bir patron profili çizmesi (ihale dağıtılması, işadamlarının
ziyaret edilmesi vs.) halkın bir dini cemaatten beklentileri ile
örtüşmemektedir. 


AK
Parti tüm eksikleri, defoları ve hatalarına rağmen her seçimden zaferle ayrılmaktadır,
bu seçimde de farklı bir tablo ortaya çıkmayacaktır. 


Çünkü AK
Parti yeni Türkiye’nin mimarı olmuştur. 


Ne dini
cemaatler ne de halkın büyük bir bölümü 2002 öncesi karanlığına dönmek
istememektedir. 


Bugün bir
yolsuzluk veya haksızlık varsa bile bunun bahane edilerek hükümetin
devrilmesine rıza gösteren kimse olamayacaktır. 


Çünkü eğer
bu gerekçeyle (veya başka sebeple) hükümet devrilirse, 2002 öncesinin
karanlığına geri dönülecek, demokratik, ekonomik, hukuki vs. tüm kazanımlar
kaybedilecek, Kürt sorununda gelinen merhale kaybedilecek, eskinin çatışma,
kriz ve sorunlarla dolu ortamına dönüş yapılacaktır.


Burada söylediklerimden
kesinlikle “yolsuzluk varsa göz yumulsun” anlamı çıkarılmamalıdır çünkü bu tür
pisliklere bulaşan varsa gereği yapılacak, yapanlar hesabını mutlaka
verecektir; herkes buna bu şekilde inanmaktadır. 


Bakın
bu konuda henüz ispat edilmemiş iddialar üzerine bile Başbakan Erdoğan gereğini
yaparak, suçlanan isimleri görevden aldı, yargı süreci de devam ediyor. 


Gerçekten
suçlu varsa cezasını çekecek. 


Bugün
bu operasyonların asıl amacının yolsuzluk vs. olmadığını artık herkes çok iyi
görüyor. 


Amaç çok
açık, 2002’den beri sürekli yapılmak istenen yine sahneye konuluyor. 


Geçmişte
Menderes’e, Özal’a, Erbakan’a yapılan da son 11 yıldır yapılmak istenenin aynısıydı. 


Bu millet
bu üç ismi vesayete kurban etti, ama bu sefer şartlar farklı. 


Hiç
kimse bu halktan pireye kızıp yorganı yakmasını beklemesin.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/pireye-kizip-yorgan-yakmak)