# Referandum'da Bilinçli Tercih Yapmak

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/referandumda-bilincli-tercih-yapmak
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2017-03-27T22:06:57+03:00
- Güncelleme: 2017-03-27T22:06:57+03:00
- Yazar: OSMAN YILDIZ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Referandum nedir? Nasıl uygulanır? Sorularıyla başlayalım…


    Referandum; Siyasî
iktidar tarafından alınan bir kararın yönetilenler tarafından kabul edilip
edilmediğini belirlemek için yapılan halkoylamasıdır. Halkın yönetime doğrudan
katılma biçimlerinden biridir. Birçok ülkede çeşitli biçimlerde uygulanır.
Referandumun sonuçları hukuksaldır. Çünkü referandum bir yasama organı
tarafından hazırlanarak kabul edilen hukuksal bir metnin halkoyuna
sunulmasıdır. Türkiye'de bugüne kadar üç kez referandum yapıldı. İlk referandum
27 Mayıs Hareketi'nden sonra oluşturulan Kurucu Meclis'in hazırladığı 1961
Anayasası'nın halkın onayına sunulmasıydı. İkinci referandumsa 12 Eylül
1980'den sonra kurulan Danışma Meclisi'nin hazırladığı anayasanın kabulüyle
ilgili olarak yapıldı. Üçüncüsü, 6 Eylül 1987'de 1982 Anayasası'yla eski siyasilere
getirilen siyaset yapma yasağının kaldırılması için yapılan referandumdur.


Peki bunlardan neler 
öğrendik….Bir çok şey öğrendiğimiz kesindir.Gelişen ve değişen ülkelerde
ihtiyaca cevap bulmak için belli zamanlarda bu tür uygulamalar olması doğaldır.


16 nisan referandumunda nasıl bir yol izleyeceğiz.Tavsiyem
oylayacağımız şeyin  içeriğini
araştırın,öğrenin ve bilerek oy kullanın.Yakında güzelim Türkiye'mizin evet,
hayır oynayacağı zamana geldik sanırım. Daha önce birkaç kez Referandum yapıldı
bu ülkede.Anlayacağınız bu işe pek yabancı değiliz yani.Ama sakın ha…Üst
paragrafta yazdığım “evet-hayır oyunu” değil bu.Bu bir siyasi parti tercihi de
değildir.Bu bir gelecek ile ilgili tasarruftur.Sadece bugünümüzü değil
yarınımızı da etkileyecek yaklaşımdır.Özellikle İlk olarak oy kullanacaklar
bazı yakıştırmalara maruz kalmamak için bilerek oy kullanmaları gerekir.


        16 Nisan’da
yapılacak Referandum ile mevcut 
estirilen hava belli kesimdeki İnsanların kendi Türkiye'lerini yaratma
çabaları olarak yansıtılıyor.Bu durum 
bize zarar veriyor. Toplum olarak bir arada kalmamız gerekli, ama biz
sürekli bölünüp duruyoruz. Çatışmaları olumlu yönde çözmek yerine, çözümden
sürekli uzaklaşıyoruz.Soruyorum ne yapılmaya çalışıyor?Türkiye bir değişimler
ülkesi, dahası hiç bitmeyen değişikliklerin hayatı yaşanılası kılmaktan uzak
tuttuğu bir ülke. Bir yeni değişikliğin daha kapımıza dayandığı şu günlerde
insan sormadan edemiyor ne zaman bitecek bu işkence diye? Her gelenin toplumu,
düzeni, yapıyı kendi isteğine göre düzeltme çabası... Neden? Neden, sürekli bir
sonraki sefere tekrar değiştirilecek değişiklikler yapıp duruyoruz? Evet,
Türkiye’de bir şeylerin değişmesi gerekiyor; ama bu değişikliklerin herkesi
kucaklayan değişiklikler olması gerekmez mi? Peki o zaman biz neden bizi bölen,
kutuplara ayıran değişimleri oylayıp duruyoruz? 


       Şu an
itibariyle önümüzdeki anayasa değişiklik referandumunda toplumun farklı
kesimlerinin hem fikir olduğu bir nokta bulunabilmiş değil. Diğer bir deyişle,
oylayacağımız bu değişiklikler gelecekte güç dengeleri değiştiğinde tekrar
değişmeye aday olacak ise,bu boşa kürek çekmek değildir de nedir? Hukuk denilen
olgunun Anayasa denilen kurallar bütününün insanca bir yaşam için en iyi
olanını keşftemek, yaratmak bu kadar mı zor? Yirmibirinci yüzyılda, uygarlık
bunca ilerlemişken elimizdekini en iyiye çevirmek dururken neden sabitleyici
değilde iki de bir siyasi konjektöre göre değişebilen kanunlar yaratıyoruz
ki?Neden siyasi  bir  birliktelik sağlanamıyor, ortak
müştereklerimizi çoğaltamıyoruz.?  


         Eğer birileri
bizim Türkiye’yi bu şekilde davranarak daha yaşanılır bir ülke haline
getireceğimizi sanıyorsa yanılıyor. Çünkü her yapılan değişiklik her iktidar
değişikliğinde yeniden değiştirilecekse ne gerek var değişiklik yapmaya. Oysa
bizim; hepimizi kucaklayan, hepimiz için yapılması gereken kalıcı
değişikliklere ihtiyacımız var. Öyleyse hiçbir işe yaramayacak, aksine yeni
çatışmalar, yeni tartışmalar yaratacak değişiklikler için oylama yapmanın ne
anlamı var? Çatışma  ve  ayrıştırmaların olmadığı, gerçekte
insanların  huzur ve mutluluğunu
sağlayacak ve Türkiye’yi dünyada rekabet edebilecek duruma getirecek bir
anayasa’yı oylamamız gerekmez mi?.Bunu da bilinçli bir şekilde, başkalarının
yönlendirmesiyle değil,siyasi bir düz bakış olmadan geniş bir perspektiften
bakılarak düşünceyi ifadeye,ifadeyi uygulamaya hiç kimseyi kırmadan-incitmeden
yansıtmalıyız.İlerisi için güzel bir tecrübe ve geçmiş olumsuz tecrübeleri
silecek bir yaklaşım sergilenebilirse, böyle bir başarıyı yakalayabiliriz.


          İnsan, çok rahat çatışma içerisine
girebilen bir varlıktır. Örneğin; arzuları, istekleri, amaçları ve hedefleri
ile değerleri, inançları, düşünceleri ve duyguları arasında çatışma
yaşayabilir. Kolaylıkla çevresindeki insanlarla kişilerarası ilişkiler
üzerinden çatışmalara girebilir. İçinde yaşadığı sistemin kuralları, içinde
yaşadığı grupların (ailesi, arkadaş çevresi, iş hayatı, toplumsal yapı vb.)
normları veya içinde yaşadığı fiziksel koşullar (hava şartları, coğrafi
koşulları vb.) ile çatışma içerisine girebilir. 


      Görüldüğü üzere;
insan, hayatın içerisinde farklı alanlarda pek çok çatışma ile mücadele etmek
zorunda kalır ve bu çatışmaları çözebildiği ölçüde mutlu ve huzurlu bir yaşam
sürer. Eğer çatışmalarınızı çözemeyen bir birey iseniz onları dışarı yansıtmaya
başlayabilirsiniz. Ve sonuçta sürekli öfkeli, kızgın bir insan olup çıkabilir,
hem kendinize hem de elinizdeki gücün dozuna göre etrafınıza kan kusturan bir
insan haline gelebilirsiniz. Kişisel ve toplumsal mutluluğun özü çatışma çözme
becerilerinde yatar.


       Öyleyse
bugünden tezi yok, Türkiye’nin acilen çatışma çözmek için kullandığı yöntemleri
olumsuzdan olumluya çevirmesi gerekiyor. insanları evetçi hayırcı diye asla
ikiye  ayırmamalıdır.Toplumun
farklılığını ayrışma olarak değil, aksine 
zenginlik olarak görmelidir.Toplumun farklı grupları ve  insanları çemberlere ayıran, çatışmaları
körükleyen yaklaşımlardan vazgeçilmelidir.Topluma yarardan çok zarar getirecek
yaklaşımlar  sergilenmesi  durumunda,maalesef bu referandum da boşa
geçmiş olacaktır.Ondan dolayıdır ki, oranları ve sayıları ne olarak
yansıtılırsa yansıtılsın, sonucu ne olarak çıkarsa çıksın en olumsuz  şeklinden bile Türkiye bu durumu olumluya
çevirmesini  bilmelidir.Böyle bir
güce,yapıya  ve tecrübeye sahip
olduğumuzu zannediyorum. Bu da siyasi olarak söz sahibi olan kişilerin
becerisi  ve ferasetlerine  bağlıdır.


       Önümüze konulan
anayasa değişim oylaması Türkiye’yi kamplara bölecek ideolojik bir oylama
havasına getirilmiş durumda. Bizden kendi mahallemizi seçmemiz veya  o mahalleyi desteklememiz isteniyor. Sakın
ha..Bu duruma düşmeyin.Bilinçli ve kutuplaşmadan bu oylamayı atlatmasını
bilmelisiniz.Asıl önemli olan ayrılmamaktır. Toplum olarak birlikte kalmak ve
birlikte hareket etmektir. Ülkemiz için iyi olanı, herkesin kucaklayacağı bir
değişikliği hep birlikte gönül rahatlığı ile geçekleştirmek varken; bizi bölüp
parçalayan bir değişiklik hayırlı, yararlı ve geleceği olan bir değişiklik
değildir. Çünkü ben artık üzerime giydiğimle komşumu, arkadaşımı, eşimi, dostumu,
ülkemin insanını diğeri haline getiren seçimler 
ve tercihler  yapmak istemiyorum.
O nedenle; anayasa değişikliğine birbirimizi dışlamadan,farklı göstermeden
tercihimiz ne olursa olsun sandığa gitmeliyiz.


         Değerli
okuyucularımız daha önceki bir çok yazımda “Dünya değişiyor-Türkiye’de değişmek
zorunda” hatta değişimden korkmamamız gerektiğini  dile 
getirmiştim.Korkmamız gereken olumsuz 
durum insanların farklı farklı kutuplara ayrıştırılmasıdır.Bu durumun
önüne  geçmeyi becermeliyiz.İnsanın
fıtratı gereği sahiplenme,yön verme  ve
söz sahibi olma yani isteklerde sınırsızlık bir yapıya  sahiptir.Ülkemizin  geçmiş siyasi 
tarihine  baktığımızda,
siyasi  iktidarlar var olan mevcut  sistemin üzerine bir şeyler koymak, muhalefetin
de kendine  göre bazılarına  karşı çıkışını  her 
görmüşüzdür.Fakat siyasi 
tarihimiz  içerisinde bu
hamleler  çoğu  zaman bazı bedellere sebep  olmuştur.En kötü  bedel de insanların birbirlerinden
uzaklaştırılması olmuştur.


      
Dolayısıyla  şimdiler de de
insanların kendi Türkiye’lerini yaratma çabaları diye yansıtılmaya  çalışılan uğraşların sivrileştirilmesi, bu
yaklaşıma karşı  farklı bir  sivrileştirme çabaları toplumun geneline
ve  bize zarar veriyor.Asıl olan toplum
olarak bir arada kalmamız gerekirken, en basit şekli ile davranışlarımızda ve
söylemlerimizle sürekli bir şekilde bölünüp duruyoruz. Çatışmaları olumlu yönde
çözmek yerine, çözümden sürekli uzaklaşıyoruz. Eğer farklılıklarımızla birlikte
bir arada yaşamayı beceremeyeceksek daha fazla tartışmaya gerek yok diye düşünüyorum.Eğer  herkes kendi grubu içerisinde istediği
değişikliği istediği gibi yapacaksa,herkesin kendine göre bir mahkemesi,
anayasası, eğitim, sağlık, ekonomik sistemi olacaksa ve bu düşünce devamlı  hasıl olacaksa farklı bir  Türkiye’den bahsediyoruz demektir.Aksi durum
halkın çoğunluğunun tercih ettiği ne varsa ona uymak  ve diğer kesimi mutlu etmek için genişletmek
gerekir.Bunu başarabilirsek ki, başarabilecek bir yapımız,geçmişimiz  ve tecrübemiz vardır.Böyle olursa kavga da
olmaz gürültü de. En azından nasıl bir ülkede yaşayacağımızı biliriz. Nasıl bir
geleceğimiz olacağını biliriz. En azından her attığımız adımda birilerini
yaralamaktan vazgeçmiş insanlar oluruz; ki bu bile Türkiye’de yaşamı bir miktar
mutlu kılmak için yeterli olacaktır. 


           Çünkü yeterince birbirimize vurduk.
Yeterince birbirimizin içini  kanattık.
Artık birbirimize sarılmalı, dolayısıyla kucaklaşmalıyız. O yüzdendir ki;
anayasa değişiklik  tercihine toplum
olarak firesiz katılım gösterelim.Maddeleri bilinçli ve sağduyu ile
okuyalım,inceleyelim,yorumlayalım ve ona 
göre tercihimizi yapalım.Tercihlerimiz ne  olursa olsun fark etmez. Gerçekçi
değişiklikler yapılmasını, ülkemizin birliğini ve beraberliğini korumak adına
bizi birbirimizden ayırmayacak yeni yapılanmaların oluşturulmasını talep
edelim.


           Bir gerçek durumu  asla ve asla gözden kaçırmamak gerekir.Dünya
daki küresel güçler belliki, gözlerini 
ve yönlerini başta Türkiye  ve
İslam coğrafyasına çevirmiş durumda.Doğa boşluk kabul etmiyor değerli
dostlar…Sizin yaratacağınız bir boşluğu bir başkasının kapatmak istememesi  veya iştahını her zaman kabartmaması
düşünülemez.Dünya  değiştikçe Türkiye’de
değişecek.Bu Referandum ne ilk nede son olmayacak.Bunun bir politik siyasi
parti seçimi değildir.Bu bir sistem değişikliğiyle gidilecek ve yönetilecek
yolun ilk adımıdır.Uzun vadede getiri ve götürüsünü iyi okuyabilmek
önemlidir.En muhalif olduğunuz kişi ile bunu tartışın,muhabbetini yapın,fikir
alın verin fakat asla birbirinizi kırmayın.Çünkü sistem  devam ederken siz yine o insanlarla aynı
yerde olacak beraber yaşayacaksınız.


 


 Birlikten kuvvet
doğar.Birlikteliğimiz daim olsun.Kalın sağlıcakla..

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/referandumda-bilincli-tercih-yapmak)