# Rol Model Kabaysa

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/rol-model-kabaysa
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-10-14T02:17:22+03:00
- Güncelleme: 2013-10-14T02:17:22+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

“Tanrı, iradesini hâkim kılmak
için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi
iradelerini hâkim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar.” diyor Giardano
Bruno. 
Unutulmuş veya
unutulmaya yüz tutmuş birçok "İnsani" değeri hatırlatmak ve artık
yaşanmaz hale gelen hayatı yaşanır kılmak için gönderilen İslam, maalesef
günümüz Müslümanlarınca ters-düz edildi ve tam aksi bir istikamete kondu. Zira
"Tebessümü sadaka sayan" bir dinin mensupları olan müslümanlarının
günümüzdeki hali hal değildir. Tebessümün yerini, kin ve nefretin dışa
yansıması olan asık surat, ekşi yüz ve çatık kaşlılık almış! Maalesef demekten
başka söylenecek bir şeyin olmaması ne acı! 
Hal böyle olunca,
bedenle beraber ruh da yara almaya başlar. Ruh yara aldı mı acı büyür bedende.
Böyle olunca da sevgi dışında buna derman bulamazsınız. Kirlenmiş olan iç
dünyamızı ancak sevgi temizleyebilecektir. Sevginin tesis edilebilmesi için de
sıkılmış yumrukları açmalı, birbirimizin elini tutmalı ve birbirimize
sarılmalıyız. "Sarılmak" evrensel bir tedavi yöntemidir. 
Asık suratlılığın ve sıkılı
yumrukların başlıca nedenlerinden birisi de; İslam’dan önce var olduğu gibi
İslam’dan sonra da var olmayı başaran ataerkil anlayıştır. Bu anlayış,
Asrısaadette; katledilen küçücük masum kız çocuklarına tanınan yaşam hakkı ile
"Sizin en hayırlınız eşine (ailesine) iyi davrananınızdır ." vb.
hadislerle sloganlaştırılarak kırılmak istendiyse de, bazı coğrafyalarda kısmen
tutunmayı başardı. Buna rağmen İslam âleminde karakteristik bir yapıya sahip
olan Hz. Aişe ve Rabiatul-Adeviyye benzeri kadınlar da oldu. 
Dünya
iktidarlarında Ataerkilliğin kronikleşmesi, cinsiyet olarak kadın fakat
karakter ve anlayış olarak erkeksi davranan idarecileri de oluşturdu. Bu da, bu
tarz anlayışın değişiminin kolay olmayacağının habercisiydi. 
Birçok konuda Hz. Ömer ve Hz. Ali
(K.v) gibilerin bile danıştığı Hz. Aişe ve Hasan Basri (K.s) gibilerin
danıştığı Rabiatul-Adeviyye de bir kadındı. Ama nedense zamanla kültürümüzde;
“Kadına danışma, danışmak zorunda kalırsan dahi söylediğinin tam tersini yap”
anlayışı hâkim oldu. Bu anlayışın neden ve nasıl oluştuğunu ve hangi İslami
referansa dayandığını hala da anlamış değilim. Ki kaynaklara dayanmadan söylenen
her söz bizi (yani sadece söyleyeni) bağlar. Fakat bu anlayış, kadınlara ön
yargıyla yaklaşılmasına vesile oldu. Ön yargılı olanlarda da yapıcı ve olumlu
eleştiri bulunmaz. Bunu da bilmeliyiz. Ama günümüzde yaşanılanlar, bu anlayışla
büyüyen nesillerin bilinçaltının nasıl bir tahribata uğradığını bariz bir
şekilde göstermektedir. Her konuda olduğu gibi İslam'ın kadına bakışı da
hepimizin dilinde fazlasıyla mevcut, fakat olması gereken yer olan yaşantımızda
ise maalesef eksik. 
Gölgemizden
şikâyet etme lüksümüz yok, zira bizi taklit etmekte... İşe kendimizi
sorgulamakla başlamalıyız… Zira yanlış önermelerle yapılan işler, vicdanın
kirlenmesine neden olur ki bu kir; hak ve hakikatları görmeye engel olan kesif
bir perdeye dönüşür. ‘Çirkin’ işleri bile kendince sebep ve bahanelerle
meşrulaştırır. 
Kadına uygulanan şiddet konusunda
olduğu gibi diğer tüm şiddet eylemlerinin son bulması için yeni rol modellerin
oluşturulması gerekir. Çünkü şuana kadar “Ancak anneyi/kadını döven ‘erkektir’
” anlayışını hâkim kılanlar rol model oluşturuyordu. Bu bağlamda “Kızını
dövmeyen dizini döver” anlayışını benimsedik ama; peygamberimizin kızını
dövmediğini tam aksine sevdiğini unuttuk. 
Toplumda bu
zihniyetin değişmesi gerekir ki bu bağlamda sevgi ve saygı eksenli
oluşturulacak bu yeni anlayışta babaya çok görev düştüğü kadar anneye de düşen
görevler vardır. Zira yarının babaları-anneleri olan çocuklar, anne kucağında
büyür. Tecrübelerin dışında, çocuklar ile yetişkinlerin anlayışları aynı
derecededir denilebilir. Hatta çocukların ahlaki temelleri daha anne karnında
oluşmaya başlar da diyebiliriz. Bu yüzden hamilelik dönemindeki kadının
dinlediği müzik dahi, çocuğun ahlaki (kişilik) gelişimine tesir edici
niteliktedir. Bundan dolayı, hamile kadının yediğine, içtiğine ve davranışlarına
dikkat etmesi kadar; kin, nefret, haset, kıskançlık vb. duygulardan uzak
durması da önemlidir. 
Şiddetin son bulması için ayrıca
devlet, anne-babanın bu konuda eğitim görmesini (Zorunlu Kılmalı) önemsemeli ve
üstlenmelidir. Bu konuda kimin bir fikir varsa hemen paylaşmalıdır. Zira
zamanında gösterilmeyen tavrın, söylenmeyen sözün, tarihi geçmiş ilaçtan farkı
yoktur. 
Sadece kadına
şiddet konusunda değil, futbol ve benzeri tüm şiddet eylemlerinin önlenilmesi
konusunda da, devlete görev düştüğü kadar medyaya da bu konuda sorumluluk
düşmektedir. Zira artık futbolda görülen kimi görüntüler, ringlerde bile
görülmüyor. İlk başta Medya reyting için; taciz, tecavüz, soygun ve şiddet
sahnelerine ve senaryolarına ‘övgü’ haberlerinin manşetten verilmesinden
vazgeçmelidir. Hakim olan yanlış algı: Reyting, dolayısıyla daha çok reklam ve
daha çok para! Bu da; hedefe ulaşmak adına “her şeyin, her yol, tavır ve
davranışın mubah olduğu” anlayışını çocukların bilinçaltına yerleştirmektedir
ki bu da korkunç bir çöküşün başlangıcı olacaktır. 
Geç olmadan birbirimizin elini
tutalım. Eli teslim etmek güvendir, huzurdur. O nedenle birbirimizin elinden
ellerimizi yoksun tutmayalım! Bundan korkmayalım. 

























@/MBHedbi

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/rol-model-kabaysa)