# Sahipsizlik Tartışması

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sahipsizlik-tartismasi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-04-23T13:21:42+03:00
- Güncelleme: 2012-04-23T13:21:42+03:00
- Yazar: ŞEREFXAN CİZİRİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Birkaç yıl önce sitemizde
Nusaybin Sahipsiz Midir? Diye birkaç yazı yazmıştım. Bu yazılar epey
tartışıldı. Farklı yorumlar yapıldı. Tartışmalara katılanlar görüşlerini açık
olarak dile getirdiler. Savunduğum görüşlere olumlu bakanlar oldu, olumsuz
değerlendirme yapanlar da oldu. Herkes bu konuda kendi bakış açısını dile
getirdi. Normal olan da zaten buydu.

Şimdi yine yazar arkadaşımız Hasan Tayfur Nusaybin’in sahipsizliği konusunda
bazı görüşleri dile getirmiştir. Yazar haklı olarak Nusaybin’i ilgilendiren bazı
konularda şikâyetlerini dile getiriyor. Endişelerini bizlerle paylaşıyor. Bu
görüşlere katılırsınız ya da katılmazsınız, bunlarda sizin demokratik
hakkınızdır. Kesinlikle saygı duyulması gerekir. Ama bakıyorum yine aynı
olumsuz reflekslerle Hasan arkadaşımızı eleştirenlerin sayısı yine epey
kabarıktır. 


Yani bu konuda bir arpa boyu
kadar ilerleme yok.


Şimdi şunu hemen vurgulayalım;
Nusaybin’in asıl sahipleri olması gerekenler neden Nusaybin’in sahipleri
olduklarını unutuyorlar? Nusaybin’in asıl sahipleri neden sahip olma
görevlerini yeterince yerine getirmiyorlar? 


Mesela bir bağın sahipleri kendi
görevlerini yerine getirmiyorsa, bu bağın sahibi yoktur demek kadar saçma bir
şey olabilir mi?


Sahip var ama o sahiplik
görevlerini yerine getirmiyor. Sorunun özü buradadır. Vatandaşlık ve
yurtseverlik görevlerini yerine getirmeyenler devamlı sahipsizlikten
yakınıyorlar.


Şunu çok iyi biliyoruz;
Nusaybin’in sahibi, Nusaybin halkıdır. Bütün katmanlarıyla halk Nusaybin’in
sahibidir. Burada yaşayan herkes Nusaybin’in sahibidir. Memur, esnaf, eğitimci,
yerel otoriteler, siyasi partiler, sendikalar, zenginler, yoksullar, işsizler,
evet Nusaybin’de yaşayan herkes ilçemizin sahibidir. Bu bağlamda görevden
kaçmak en kolay yoldur. Görevi, konumu ne olursa olsun, Nusaybin’de yaşayan
herkes, Nusaybin’in gelişmesine katkı sunmak zorundadır.


Nusaybin’in gelişmesi için
uzaydan mı adam getireceğiz? Uzaylılar mı bizi kurtaracak?


Neden hep kurtarıcı arıyoruz ki?
Asıl kurtarıcılar bizleriz!


Kendi yağımızda kavrulmamızdan
başka yolumuz ve imkânımız yoktur. Enerjimizi, olanaklarımızı, potansiyelimizi
akılcı ve demokratik olarak kullanırsak, birbirlerimizin farklılıklarına
tahammül edersek gerisi kendiliğinden gelir. Bu tutum ve görevlerden kaçmak,
bunları savsaklamak, çözümleri başkasından beklemek tembellerin işidir.


Bizde en fazla konuşan ve bağıran
tembellerdir! Beceriksiz olmalarına rağmen ortalıkta şov yapmayı çok severler.
Benim Bağdat’a Halife diyorlar!


Bilindiği gibi Nusaybin’in
tembelleri ve beceriksizleri çoktur! 


Aynı Bağdat tembelleri gibi pasif
özelliklere sahiptirler… 


Ben Nusaybin’e ne vereceğim
diyenlerin sayısı bu bağlamda epey azdır. Buna karşılık, Nusaybin bana ne
verecek diyenlerin sayısı da epey fazladır! Bu denklem de yılların ihmalkârlığı
sayesinde bir hastalık haline gelmiştir. Sen bir şeyler vermiyorsan, bir katkı
sunmuyorsan, nasıl bir şeyler alma hakkına sahip olacaksın ki? 


Bir şeyler ver ki bir şeyler geri
alabilesin! Emek ver ki emeğinin karşılığını alasın!

Şunun altını bir kez daha çizelim; herkes kendi gücü oranında Nusaybin’e bir
şeyler verebilir.


Herkesin bu konuda sunacağı
katkılar vardır. Yeter ki doğru ortamları, platformları ve örgütleri bulalım.


Nusaybin viran olursa bana ne
diyenler, önce kendilerini sorgulamalıdırlar. Bu tutumun temelden değişmesi gerekiyor.
Asıl sorun da bu arabeskleşen tutumdadır.  Orhan Gencebay ne diyordu;
efkâr bastı gönlüme yine feryat ediyor! Umursamazlığın bu kadarı da olur mu?
Feryat etmemek elde değil. Hem umursamaz olacaksın hem de sahipsizlikten
şikâyet edeceksin! Kahve köşelerinde geyik muhabbeti yaparak, mangalda kül
bırakmayanlar,


Nusaybin sahipsizdir diyerek ne
kadar samimi olabilirler ki?


Nusaybin sahipsiz ise sen niye
sahip çıkmıyorsun?


Ben bu umursamazları düşünürken,
aklıma ünlü İtalyan Marksist Antonio Gramsci’nin bir sözü geldi. Ne diyordu
Antonio Gramsci? Umursamayanlardan nefret ederim! Diyordu. Demek ki
umursamayanlar sadece bizim gibi toplumlarda yoktur. Umursamazlık her toplumda
vardır. Önemli olan sabırla her türlü umursamazlıkla mücadele etmektir. Umursamayanları
bilinçlendirmektir, davranışlarını değiştirmek için onlara yol ve imkân
sunmaktır.


Bunu başardık mı, Nusaybin’e
sahip çıkarların sayısı da çoğalacaktır. 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sahipsizlik-tartismasi)