# Sevilmeyen İnsanlar!..

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sevilmeyen-insanlar
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-10-03T20:49:01+03:00
- Güncelleme: 2013-10-03T20:49:01+03:00
- Yazar: AHMET ÇINARBAŞ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

            Elbette
her ülkede sevilmeyen insanlar vardır.
            Ama
bu “sevilmeyen” kelimesinin sihrine bir bakmak gerekir.
            Sevilmeyen;
gazeteci ise neden sevilmez?
Yazar ise neden sevilmez? 



Hele  ikisi  bir arada ise neden sevilmez?
            Esnafsa
neden sevilmez?
            Memursa
neden sevilmez?
            Bürokratsa
neden sevilmez?
            Siyasetçi
ise neden sevilmez?
            Sanatçı
ise neden sevilmez?
            Bu
sayıyı onlarca artırmak mümkün. 
Ama ben günümüzde  -bazılarına göre- çok az sevilenlerden
bahsetmek istiyorum:
            Yazar
ve gazetecilerden...
            Gazeteci
ve yazar da insandır. O da hata yapabilir. Hatta suç ta işleyebilir. Ama herkes
gibi o da bedelini öder. İnsanlar “Bedelini ödeyecekleri şeyi yaparlar.”
            Ama
“benim gibi düşünmüyor” ya da “ben en doğrusunu bilirim ve yaparım” kompleksi
içinde olan herkesin, aydınlara, eli kalem tutanlara saldırması doğaldır.
            Çünkü
bu insanlar beyinleriyle değil, çoğu kez işkembeleriyle düşünürler.
            Bu
tür insanların tenkitleri çok acıdır. Zira,  kendi kusurlarını görmezden
gelerek başkalarını eleştirirler.
            Çünkü
bu tür insanlar; eleştirme ile hakaret arasındaki ince ayrımdan habersizdirler.
Zira cahillikleri böyle emreder.
            “İnsan
olmakla, insana benzemek aynı şey değildir.”
 İnsan olduğunu
sanan insancıklar, etraflarındaki herkese saldırırlar.
            Salyalarını
her yere, herkese bulaştırırlar. Çünkü beyni ile düşünmeyenler, ya ayakları ile
düşünürler ya da işkembeleriyle.
            Bu
tür insanlar, cehaletin timsali olduklarını bile bilmezler.
            Bilgiden
yoksun, cehaletleri zirveye vurmuş, okuma alışkanlıkları sıfıra yakın ve sadece
kendi menfaatlerini gözetirler. Toplumun varlığı onlar için anlamsızdır, değeri
yoktur. Bu  tür insanlar, toplumda sadece "biz varız" diye kendilerine değer verirler.
            Kamuoyu,
ya da kamu vicdanının onlar için değeri yoktur.
           Onlar,
sözde Müslümandırlar aynı zamanda…
                        Herkesin
kendileri için yaşadığını sanırlar. Tıpkı horoz gibi. Zira horoz, güneşin
doğmasının kendisi için olduğunu sanır.
            Onlar
hep, “Nalıncı keseri gibi kendilerine yontmaktan başka bir şey bilmezler.   




Halbuki Dünya’da 7 milyar insan varsa, Yaradan, bir o
kadar da insan karakteri yaratmıştır. Esas mesele tüm karakter ve düşüncelerin
bir arada barınmasından  rahatsız
olmamaktır.
            Bireysel
menfaatler veya görüşler için yapılan eleştiriler, sadece yapanı yaralar.
Bunlar bunun bile farkında değildirler.
            “Gerçekler
hiçbir zaman şüphelerden kötü olamaz.” Her kim ne yaparsa yapsın, ne söylerse
söylesin, kendi fikridir ve sadece kendini bağlar. 































































 Not : İki yazı evvel kaleme aldığım "Yasinê Bekûl ve Mardin'e Hizmet" yazıma gelen birkaç eleştiride güya ben yazının konusunu bir kitaptan alıntı yaparak ele almışım. Bu böyle değildir. Ben Yasinê Bekûl zamanında yaşamadım, dolayısı ile hakkındaki bilgileri onu tanıyanlardan dinleyerek öğrendim. Yazı konusuna mesnet teşkil eden olayı Sayın Tomas ÇERME'den dinlemiştim. 

Anlatmak istediğim bir olayı, yaşanmış başka bir olaydan mizahi benzetme yaparaktan işlemem en doğal hakkımdır. Bu hakkıma saldırma doğrusu hiçte adil değildir. Saygılarımla...

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sevilmeyen-insanlar)