# Şeytanî Dil ve Yansımaları!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/seytani-dil-ve-yansimalari
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-06-28T10:53:07+03:00
- Güncelleme: 2013-06-28T10:53:07+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Kişi kalbindeki kötülüğü ya ıslah
etmeli veya öyle davranmalıdır. Tabi ki sonuçlarına da katlanmayı göze almalıdır.
Aksi takdirde hayatı yalandan ve aldatmadan öteye geçmez.

Devrim de devrim diyen insanlar tanırım. Fakat devrim nedir diye
sorsanız, “devrim yapmamız gerekirken bunu öğrenmeye zaman harcayamayız”
derler.
Şimdi soruyorum devrim nedir bilir misiniz? Cevabını da ben, kendimce vereyim; en büyük devrim aslına dönebilmektir. Evet, en büyük devrim,
hedeflerine ulaşmak ve karşı tarafı yenmek için; şeytanın dili olan yalan ve
aldatmadan uzak kalabilmektir. Hatırlayın! Allah’a yemin ederek fakat buna
rağmen yemininde samimi olmayıp yalanla aldatan kimdi? Peki, ya aldatılarak
asli vatanından kovulan, çıkarılan!
Bir yalanla başladı
âdemoğlunun dünyadaki serüveni. Şeytan, Âdem’e yalan söyledi! 
İnsanı dünyaya süren
yalandı. Ancak bu serüvenin en acı olan yanı da insanoğlunun aslından
uzaklaşarak, bu aldatıcı yolu öğrenip tüm çirkinliklerini bu şekilde örtbas
etmeye başlamasıdır.  Yalan insanı
özünden uzaklaştırdı. Bu durum meselenin can alıcı noktasıdır. Çünkü insan
yalanla özünden uzaklaşmaya başladığı andan itibaren dünyada; kaos ve kargaşa,
şiddet, taciz ve tecavüz, kısacası “sınırları aşmanın” her türlüsü baş
göstermeye başladı. 
       Dünyanın hali ortada; dün
bugünden iyiydi…
Kaç
tane aşığınız var? Veya şöyle mi sormam gerekiyordu: Kaç sevgiliniz var?
Dünya,
servet, makam, cennet ve Allah! 
Yalan,
şeytanın dilidir. Maalesef şeytanın dili, insanoğlunun sürüldüğü ve kalbine alarak çok değer verdiği şu dünyada; tüm dillere baskın geldi... Şimdi meselenin
yansımasına dikkat edin. Kalbi sağır eden yalandır. Bir yerde yalan çoğalmışsa
kalpler sağırlaşır, kulaklar duysa da! Başka bir ifade ile: Bir yerde kalpler
sağırlaşmışsa ve sadece kulaklar duyuyorsa, bilin ki orada yalan çoğalmıştır. Ve
kalp duymuyorsa sizi, kulaklara boşuna bağırmış olursunuz!
İnsanoğlu kaç dil bilirse bilsin,
şeytanın dilini kullanmayı bırakmadıktan sonra, kullandığı kelimelerin ne önemi
var, neye yarar ki dilin hangi ırka ait oluşu? Dünyada yaşanılanlarda, insanların
kullanmaya alıştığı şeytanî dilin yansımaları yadsınamaz!
Siz hangi dili kullanıyorsunuz? Cevap vermeden önce az durun ve
düşünün! 
Terimler, tanımlar, şerbetliler,
kazıkçılar, yuvarlayanlar, hoplatanlar, zıplatanlar, ezberleyip konuşanlar,
kendinden başka her şey olmaya çalışanlar, gündeme ağzı sulananlar. Acı çekeni
kavurup dibi tutuncaya kadar ateşe koyanlar, onlar yandıkça bunları yaşayanları
yazdıkça meşhur olanlar. Sevmediklerini en küçük fırsatta kuyuya atanlar,
boğmaya çalışanlar! Kendilerinden saymadıklarına hayat hakkı tanımayanlar! Ya
bizden olmalısınız yoksa…, diye başlayan cümleleri kuranlar!
Kimiz, kimlerleyiz,
kimlerle olmalıyız, kimden taraf olmalıyız? Böylesi bir dünyada ve bugünlerde
bu sorular daha da bir önem kazanmış!
"Hani Rabbin, meleklere; 'Ben
yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti de; melekler 'Orada bozgunculuk
yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni, överek yüceltiyor
ve kutsal sayıyoruz' demişlerdi. Allah da 'Sizin bilmediklerinizi ben bilirim'
demişti. 2/30"
Sonunda şeytan onun akılını da karıştırıp 'Ey Adem, dedi, sana ebedilik
ağacını ve eskimeyen bir saltanatı göstereyim mi?' Bunun üzerine (ikisi) ondan
yediler. Böylece kendilerine çirkin yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı
ile örtmeye çalıştılar. 20/120-121"
Yalan ne kadar çok söylenirse bozgunculuk ağacı da o kadar dallanır
budaklanır. Bu ağaç ne kadar dal budak salarsa, gölgesi de o kadar kişiyi
kapsamına alır ve gölgesine aldıkları da ondan etkilenir.
Bozgunculuk ağacını kurutmak, o da Allah’ın bileceği iş ama istikamet
kılıcıyla kesmek veya doğruluk aşısı ile olacağı inancındayım. Asrımızda iyi
geçinenlerin yaptığı sadece o ağacı budamaktır.
Oysa unutulmamalıdır ki; budanan ağaç daha çok serpilir! Demek ki sadece
budama yapılmayacak, bununla beraber ''aşı'' da yapılacak!
İnsanoğlu, ürettiklerini kuşanarak savaşıp dururken, yine ürettiğiyle
öğütülür. Geriye de insanlığın yüzkarası olan; kimsesizler veya toplu
mezarlıklardaki kemikleri olur.
Temiz suyu özümseyen ve önemseyen ne azdır! Çoğunluğun bu dili
kullanarak yozlaştığı ve aslından uzaklaştığı bir dönemde, orijinal kalmayı
başarabilmek önemlidir. Herkesin bu kadar
konuştuğu bir asırda, 'susmayı' başarabilmek belki de aslına dönebilmek adına erdemli
bir direnişin ilk eylemi olabilir.  
Şimdi size neticeyi ifade edeyim: Yalan
beyan dışında, hiçbir şeyden korkmayın ve unutmayın ki; ağaçtan maşa edinenin
er geç eli yanar! Allah büyüktür ve doğruların yanındadır. Daha ne!





























































 @MBHedbi

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/seytani-dil-ve-yansimalari)