# Şikâyet Et, Şikâyet Et, Şikâyet Et

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sikayet-et-sikayet-et-sikayet-et
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-08-21T11:03:40+03:00
- Güncelleme: 2013-08-21T11:03:40+03:00
- Yazar: VEYSİ ELMASOĞLU
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Efendimiz,
“Caruke, caruke, caruke” diye buyurarak komşuluğun hakkının ne denli büyük olduğunu
vurgulamak istemiştir. Hatta “Cebrail (a.s.), komşu hakkının
öneminden o kadar bahsetti ki, komşu komşuya mirasçı kılınacak zannettim.” Hadisi
ile bu hakkın ne boyutlarda olduğunu zihinlerimize kazımak istedi.  Komşuluk üzerine farklı konu ve varyantlarda en az otuz kırk
hadise ulaşabiliriz.
Fakat heyhat!
Başbakanın daima bahsettiği “benim milletim” var ya, işte onlar hadisi dinlemedi
de Erdoğan’ı dinledi. Evet abi. İlk dava açıldı. İlk gün “yok canım o kadar da
aklını peynir ekmekle yemiş biri bu ülkede olamaz, olmamalı” demiştim. Maalesef
varmış: İstanbul’da Hilal K.
isimli ablamız, Beşiktaş belediye başkanı seçilmeyeceğini bile bile komşusunu şikâyet
etmiş. Hanfendi iç savaş çıkacağından korkmuşmuş… Şimdi bazılarınız diyecek ki “
E, git sen bunları tencere tava çalarak komşu hakkına girenlere söyle.” ben de
diyeceğim ki “Gözüm siz onlara dinsiz diyorsunuz. Hadisi ne yapsınlar?” 
Tencere tava çalanlar bu konuda bilinçsiz diyelim. Anne babaları
gavurdu(!) onlar da gavur(!) olup çıktılar. Onun milleti, çok dindar… O çok
dindar milleti komşularla iyi geçinip onlara hakikati anlatmak varken, neden şikâyet
yoluna başvurdu? 
İlk gün neden kendi partisinden ya da yandaşlarından biri çıkıp, “Sayın
Usta. Ne dediğini kulağın duyuyor mu? Her zaman dile getirdiğin kültürümüzde
öyle bir şey var mı? Siyasi olayları komşuyu komşuya düşürme çirkefliğine
düşürürsek, bu vebali nasıl öderiz? Her şeyi bir tarafa bırak, bu bir acizlik
göstergesi değil midir?” diye birkaç cümle söylemedi???
Her şeyden önce acizlik… Hadi tamam! Tencere tava çalmak gürültü sınıfına
girer. Kanun maddesi var. E, ışık kapatıp açmak veya hiç açmamak veya çıkıp
şehrin dışında bir yerde oturup hiç ses çıkarmadan durmak gibi eylemler
olsaydı, o zaman ne yapacaktınız? Gürültü mü kardeşim, rahatsızlık mı? Ramazan
boyunca gecenin bir yarısı çalan davula ne demeli? Bazıları da ondan rahatsız
oluyor. AKP’nin iftar programı hemen evimizin önünde yapıldı. O gün ne ezanı
duyabildik, ne televizyonda okunan Kuran’ı ne de verilen vaazı. Ciddi ciddi
söylüyorum rahatsızlık vericiydi. Ama o kadar komşumuz hatta akrabamız gitmiş
katılmış. Ne yani siyasi tepkime olarak “Aha, Erdoğan ‘gürültü çıkaranları
mahkemeye verin’ demişti. Hem hükümeti yeni çıkardığı kanunla bu tür sokak
faaliyetlerini sınırlıyor. Polisi arayayım da gelsin, müdahale etsin” mi
deseydim. O derece alçalsa mıydım?
Siyasi hesaplarımız uğruna toplumu iki kutuplu hale getirmek. Komşuları
birbirine düşürecek kadar vicdansız olmak. Görüşlerinizin uyuşmadığı insanlarla
selamı sabahı kesmek. Uyduruk davalarla uğraşmak. Yasal engeller katalogundan “seç
beğen” yaptırmak...  Bunların faydasızlığını
ve yapanlarını tükettiğini geçmişte çok gördük. Üstelik “yeni Türkiye” bunlara
uygun değil. Madem eskinin statükocu üslubunu takınacaktınız, neden bazı
şeyleri değiştirdiniz, yok madem değiştirdiniz neden statükoculuğu kendinize
yar seçtiniz?
 Uzun
Yıllardan Sonra…
Sevgili İçişleri Bakanım, Hemşehrim,
Size özel teşekkürlerimi sunuyorum. Neden mi? Uzun yıllardan sonra bana
bir nostaljiyi yaşattınız? Çocukluk günlerime döndüm vallahi. Kızıltepe’den
Diyarbekir’e gidişte üç aramadan geçerdik. 
Hamdolsun! Dün yine aynı şeyi yaşadım. İzmir’e giderken dört farklı
noktada aramadan geçtik. Hatta biri çok sıra dışıydı: Otobandıydı. En azından
duble yolda olsaydı. İkisi askerlerin el yoklamalarıyla esrar ve sigara(duyduğuma göre) arama
şeklindeydi. Diğer ikisi ise film sahnesi gibiydi. Köpekler eşyalarımızı bir
güzel yaladılar. Hayvancağız özellikle benim iki koliye ve çuvala çok abandı.
Kolilerde sabun, çuvalda da meyan kökü vardı. Sakallı ve bandanalı polis abimiz
eşyalara baktı ve köpeği çekti. İnşallah adı geçen ürünler sakıncalı değildir.
Yoksa kendimi ihbar etmiş sayılırım. 
Şimdi diyeceksiniz ki “Dünya’nın en gelişmiş ülkesinde bile….” Aman diyeceğim
devamını biliyorum. Sadece şunu merak ediyorum: Vekil arkadaşlarına kadar
karşında olan herkesi denetleyip, takip edip, hatta telefonlarını dinleyebilen;
Mısır’daki darbenin İsrail tarafından yaptırıldığı bilgisine ulaşabilen bir
hükümet, neden bir kaçak malın bilgisine o kadar zor ulaşıyor? 























Madem istihbarat alınmış, daha derin bilgiler edinilsin noktaya
operasyon yapılsın. Onlarca otobüste binlerce insan o kadar aramayı beklemek
zorunda mı? Ben eşyalarımı köpeğe yalatmak zorunda mıyım? Eşyalarım her aramada
su ve çamur yemek zorunda mı?  Bazılarının
bavulu, kolisi falan yırtılmak, dağılmak zorunda mı?

Haftaya görüşmek üzere...

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sikayet-et-sikayet-et-sikayet-et)