# Sınırları Aşan Gelişmeler

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sinirlari-asan-gelismeler
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-11-28T21:07:16+02:00
- Güncelleme: 2013-11-28T21:07:16+02:00
- Yazar: AHMET AKGÜL
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan ile Irak Kürdistan’ı Başkanı
Barzani’nin arasında önemli bir buluşma gerçekleşti.Çözüm sürecinde böylesi bir
buluşmanın Diyarbakır’da gerçekleşmesi sadece Türkiye’de değil uluslararası
arenada da büyük ilgi uyandırmış ve bir takım ülkeler içten içe bu durumdan rahatsız
olmuştu.
Bölgeden de heyecanla izlenen bu buluşmada en fazla merak edilen
husus, Türk ve Kürt milliyetçi çizgisinin tavrı idi.Nitekim her iki cenahın
kendisine ait bakış açısıyla rahatsızlığını beyan ettiğine ve açık tepkilerini
ortaya koyduklarına kamuoyu şahit oldu.
Son aylarda PKK/PYD ile ilişkileri ekşimsi moda ilerleyen Barzani’nin
Diyarbakır gibi önemli bir şehirde Erdoğan ile bir araya gelmesi şu mesajı
vermeye yönelikti. 
“Kürtlerin daha barışçıl ve akıllı politikalarla huzur ve ekonomik
refahı yakalayabildiğine örneklik teşkil etmekteyiz. Bu huzur ve refah tüm bölge
haklarının ve Kürtlerin hakkettiği bir durumdur. Bu yüzden Kürt tabanın
nazarında masanın tek belirleyici aktörü sadece PKK değildir.”
Bu durum, uzun yıllar Kürt hareketini temsilen  tek aktör olarak faaliyet yürüten PKK çizgisinin
Kürt toplum nezdindeki itibarına ve etkinliğine zarar vereceği endişesini
beraberinde getirdi ve tepkileri gecikmedi.
Kürt hareketini temsil noktasında Öcalan ve Barzani arasında
süregelen liderlik mücadelesi aslında yeni bir durum değil..
Bir yanda Kuzey Irak’ta ve diğer Kürt bölgelerinde saygınlığı
iyiden iyiye artan Barzani,
Öte yandan siyasal veya ideolojik temelde KDP ile anlaşmazlığı olan,
Türkiye, Suriye ve İran’da etkinliğini hissettiren ve Barzani’nin liderliğini
sorgulayan PKK çizgisi..
Diyarbakır’daki buluşmanın Kürt ulusçuluğunun önderliğinin sadece
Öcalan’a ait olmadığına, PKK çizgisinin doğduğu ve geliştiği topraklarda dahi Barzani
liderliğinin etkinliğini arttırabileceğine dair Mesut Barzani tarafından Kürt
toplumuna verilen açık bir mesaj niteliğindeydi.
PKK siyaseti ile siyasi ve ideolojik doku uyuşmazlığı söz konusu
olan Ak Parti’nin Mesud Barzani’ye yaptığı bu davetin ayrı bir anlamı vardı.
“Kürt kimliğinin tanınması ve bir takım hakların verilmesi noktasında
kafamda soru işareti yok. Ama masadaki muhatabımın ideolojik söylem ve devam
eden eylemlerinden de rahatsızım.Ne kimlik mücadelesi ve hak arayışlarına devam
eden Kürtler’in, ne de masa başında bizlerin tek muhatap seçeneği ile kalmaması
gerekiyor ki burada Barzani gibi ikinci bir seçenekte var.”
Bütün bu mesajların ötesinde açık olan bir husus var ki o da; hem
Türkiye’nin hem Irak bölgesel Kürt yönetiminin huzur ve ekonomik refahını
sürdürmesinin öncelikli koşulu, bir an önce Kürt meselesinin çözüme
kavuşturulmasıdır.Yani hem Türkiye’nin ciddi atılım yapmasının, hem Irak
bölgesel Kürt yönetiminin yakaladığı refah trendini sürdürmesininyolu bu
ittifaktan geçmektedir.
Geçtiğimiz hafta DİKA heyeti ile Japonya ve Kore’ye yaptığımız çalışma
ziyaretinden aldığım önemli notlardan birisi de şu idi. Her iki ülkede Irak bölgesel
Kürt yönetimi topraklarında çok ciddi yatırımlar yapmak istemektedir. Lakin bu
yatırımlara girişmek için de olmazsa olmaz şartlarından birisi Türkiye’nin
garantörlüğü meselesi..
Bu şu anlama geliyor. 
1- Bölgedeki
tüm Kürtlerin huzur ve refahı Türkiye ile ittifakına kilitlenmiştir. 
2-
Türkiye’nin bölgesel liderliği de Kürt sorununu bir şekilde çözmeye kilitlenmiştir
 
Nisan ayı itibariyle Kuzey Irak'taki yabancı menşeli 2296 firmanın 1148'ini
Türk firmalarının oluşturduğu, 2003 yılında 829 milyon dolar olan ihracatın 2012
yılı itibariyle 10.7 milyar dolara çıktığı ve bu ihracatın büyük bir bölümünün Kuzey
Irak'a yapıldığı, bu bölgede 50 binden fazla Türk vatandaşının, başta inşaat
olmak üzere birçok sektörde çalıştığı, bölgede ticaret ve inşaat sektörüne yüzde
70 oranında Türkiye’den gidenlerin hakim olduğu dikkate alındığında Japonya ve
Güney Kore’nin bu şekilde şart koşması da tabii görünüyor.
Diyarbakır buluşmasının hemen ardından Neçirvan Barzani’nin gelişi
ise, Türkiyenin, Irak Kürdistanı ile sürmekte olan ekonomik, ticari, enerji
tabanlı ve siyasal ortaklığın sürdüreceğine yönelik başlatılan sürecin devamı
niteliğinde olmuştur. Neçirvan Barzani, Kuzey Irak petrolü ve doğalgazını
Türkiye üzerinden taşıyacak imzaları atmak üzere dün Türkiye’ye gelip Başbakan
Erdoğan ile görüştü ama petrol anlaşması imzaları Irak Merkezi Yönetimi ile yapılacak
görüşmelerin sonrasına bırakıldı..
Bölgedeki petrol ve gazı Türkiye üzerinden uluslararası piyasalara
taşıma planında başarıya ulaşmak için en kritik dönemece girdik. Petrol ve gazın
Türkiye’ye gelmesi, Azeri gazından sonra Kuzey Irak gazında da vananın başına
geçecek Türkiye’yi kuşkusuz bölgenin en önemli enerji oyuncularından biri
yapacaktır. Pek tabi ki, stratejik öneminin yanı sıra ekonomik olarak da
Türkiye’nin gaz faturasını düşürecektir.
Irak merkezi yönetimi, Türkiye ve Irak bölgesel Kürt yönetiminin
elini güçlendirecek bu anlaşmaya öteden beri kuşku ile bakmış ve kendisi
dışlayarak yapılacak herhangi bir anlaşmadan rahatsızlık duyacağını çeşitli
şekillerde dile getirmiştir.
Hali hazırdaki Irak mevzuatı gereği Bağdat yönetimi Kuzey Irak’ta
çıkarılan petrol gelirin yüzde 87’sini, Kürt Bölgesel Yönetimi ise yüzde 13’ünü
alıyor. Her ne kadar  Barzani yönetimi
Ankara’dan önce Bağdat’a gidip her türlü güvenceyi vermiş ise de Türkiye bu
noktada merkezi hükûmeti rahatlatmak zorunda olduğunu biliyor.
Nitekim imzaların atılması beklenen dünkü görüşme sonrası Başbakan
Erdoğan’ın, Maliki yönetiminin son dakikada da olsa pürüz çıkarma ihtimalini
ortadan kaldırmak için Bağdat ve Erbil'e ziyaret planladığı söylendi.
Şahsi kanaatim, sözlerimin başında ifade ettiğim gibi Kürtlerin
huzur ve refahı Türkiye ile ittifakına kilitlenmiş, Türkiye’nin bölgesel
liderliği de Kürt sorununu bir şekilde çözümüne kilitlenmiştir
Açılacak petrol vanalarının bir sonraki adımda sınırları
açabileceği ihtimalini uzak görmüyorum. Bunun getireceği
rahatsızlığın sonucu olarak İran, Irak merkezi hükümeti, PKK gibi bölgesel
aktörlerin ortak çıkarlar ve hesaplar etrafında yeni ittifak arayışlarının
oluşabileceğini zannediyorum.





















































Sağlıcakla kalın
USTAD  27.11.2013

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sinirlari-asan-gelismeler)