# Sokak Çocukları'mızzz'!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sokak-cocuklarimizzz
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-03-02T21:52:05+02:00
- Güncelleme: 2013-03-02T21:52:05+02:00
- Yazar: KADİR ÜRÜNDÜ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Güneydoğum Derneği’nin sokak çocuklarını konu
eden paneline konuşmacı olarak davetliydim. Panel yöneticisi Mardin eski
milletvekili  Sayın Nihat Eri, beni anons
ederken, bu panelin Kızıltepe’de gerçekleştirilmesi fikrinin benim bu konuyla
ilgili olarak daha önceleri yazmış olduğum makalelerimden doğduğunu belirtirken
açıkçası beni de duygulandırdı. Kendilerine bu ince davranışlarından dolayı
ayrıca da teşekkür etmek istiyorum. Yazdıklarımın bir yerlerde karşılık
bulduğunu böyle bir organizasyonla somut olarak görmek elbette ki ziyadesiyle
mutlu etti beni.


Gelelim paneldeki konuşma faslına; aslında
aşağıda yazmış olduğum sunum yazısıyla gelmiştim panele. Ama salonda gördüğüm
ortam bu sunum yerine sözlü konuşma şekliyle hissettiklerimi sunmaya zorladı
beni. Öyle de yaptım.


        “Sokakta çocuk
çalıştırılmaması gerektiğini, zira sokakta çalıştırılan çocukların bir adım
ötesinde kendilerini bekleyen bir takım tehlikelerin içinde bulmalarının zor
bir durum olmadığını dillendirdim ilk olarak.  Doksanlı yıllar ve öncesinde köylerden
kentlere göç henüz başlamamışken Mardin ya da Kızıltepe'nin gündeminde sokak
çocuğu mefhumu yoktu aslında. Zira o zamanların köy odası olgusu aynı zamanda
çocuklarımız için de bir okul niteliği taşıyordu. Ancak boşaltılan köylerden
şehir merkezine başlayan akınla birlikte baş gösteren ekonomik sorunlar sokağa
doluşan çocukların sayısında da bir patlamaya neden oldu. Ardından dejenere bir
gençlik ve yükselen popüler kültür özentisi içerisinde büyüyen başıboş bir
nesil oluştu. İşte bu gençlik, bir takım uyuşturucu ile madde bağımlılığının
sirayet ettiği büyük bir potansiyele dönüştü ve önlem alınmaması durumunda da
büyümeye devam edeceği gözüküyor. Bu bağımlı gençler artık günümüzde birer
tehdit unsuru olarak karşımıza çıkabiliyorlar. Yanlarından ayırmadıkları kesici
ve delici aletleriyle özellikle de mesai saatleri dışında ve hemen her kurumun
bahçesinde ya da metruk binalarda yaptıkları uyuşturucu alemleri ile o kötü
alışkanlılarını maalesef sürdürüyorlar. Ve bu gençler her geçen gün biraz daha
artıyor. Bunlar için tedbir alma zamanı gelmiş ve çoktan geçmiştir.
Kızıltepe’de madde ve uyuşturucu bağımlısı gençlerin sayısını binlerle ifade
edebiliriz. Gençlerin rehabilitasyonu ve topluma kazandırılması için bu
gençlere bir rehabilitasyon merkezinin kurulması zorunlu hale gelmiştir. Bu
gençler, potansiyel birer tehlike. Bu tehlikeden uzaklaşmanın tek yolu,
gençlerin enerjilerini boşaltabilecekleri Sosyal, sanatsal ve sportif uygulamalara
yer veren birkaç merkeze kavuşmalarıyla mümkün olacaktır.” Özetiyle bitirdik
konuşmamızı…


Panel sırasında elimde olan ama o ortamın
kabarttığı duygularla konuşmaya başlayarak ertelediğim sunum yazısını şimdilik
paylaşmakta yarar görüyorum…


Çocuklarımız…


İster ileri ister geri ve isterse kendi halinde seyreden bütün
toplumlar için kutsallığı olan çocuk dünyası maalesef birçok ana başlık altında
parçalanmış ve rehabilitesi zor tablolar ile yaşantımızda hüzünler yaratmış
bulunmaktadır. 


Göç, işsizlik, parçalanmış aile ve daha birçok nedenden ötürü
yaşamlarını çocuk kutsallığı çemberinde değil, yaşamın girdaplarında geçiren
mağdur ve mazlum çocuklarımız!


Ülke genelinde kanayan ve çözümü maalesef henüz
gerçekleştirilemeyen çocuk kavramları ana başlıkları ile şu isimlerle karşımıza
çıkan çocuklarımız!


·        Suç İşleyen Çocuk!


·        Sokakta Çalıştırılan çocuk!


·        Sokak çocuğu!


·        Suça eğilimli çocuk!


·        Madde Bağımlısı Çocuk!


Göreve gelen her hükümetin ana politika malzemesi olarak vitrine
koyduğu aile kavramı ve çocuk dünyası ile ilişkin politikalar henüz ülkemizde
geçerlilik kazanmamış ve çocuk geleceğinin mundar edildiği birçok menfi olay,
gazetelerin üçüncü sayfalarındaki saklılığını devam ettirmektedir. Elbetteki
sosyal politikalar her geçen gün uygulanma ve gelişme süreci sergilese de yine
de istenilen düzey yakalanmış değildir. Toplumsal duyguyu tetikleme özelliği
olan çocuk, sokakta karşımıza selpak satarak ya da ayakkabı boyayarak
çıktığında bizler mantıksal değil duygusal yaklaşımlarla bir çocuk ile aslında
ticaret yapmaktayız. Hal böyle olunca o çocuğun çocuk olma hakkını elinden
almakta ve onu sokağa mahkum etmekteyiz. Sokak kendine has kanunlar ile
bezenmiştir. Sokağa ne amaçla olursa olsun alışmış bir çocuk  sokak
kanunlarına uyum zorunluluğu içerisinde olmalı çünkü aksi halde sokakta
barınması olanaksız hale gelir. Sokak bir çocuk için tüm hayal dünyasını
kapatıp yaşamak için direnç durumunu geliştirir.  Yaşandığına tanık olduğumuz bir çok gasp ve
cinayetin baş rolünü oynayan tinerci dehşetinden ötürü insanların sokağa
çıkmasını korku sendromuna çeviren unsurlar yine çocuklardır. Ben bir gazeteci
olarak bunları yazmaktan hicap duyarım aslında. Çünkü manevi değerler ile
bezenmiş bir toplumsal yapımız vardır ve bu yapı içerisinde kadın ve çocuk en
önemli unsur iken son 10 yıl içinde bu iki unsur yaşadıkları mağduriyetle
toplumsal duyguda yerlerini kaybetmişlerdir maalesef.


Her gün bir kadın daha şiddet görürken, dünyanın bir milyar
kadınla şiddete karşı dans etmeleri ya da meclisimizde halay çekmeleri
trajikomik bir halden başka bir şey değildir aslında ve bu kadınların sokağa
doğuracakları çocukları düşündüğünüzde ise tablo iki kat daha karmaşıklık
kazanacaktır.


Gelelim Güneydoğu’ya


Doğudan batıya sokak çocuğu konusunda ihracat şampiyonuyuz, töre
cinayetlerinde olduğu gibi. Peki ne oluyor da güneydoğu bu unsurları ile öne
çıkmakta ve çıkmaya devam etmektedir.


Acaba nitelikli uzman
yapımızda mı eksiklik var, toplum olarak bilinç seviyemiz mi düşük, yoksa bunların
hepsi mi? Güneydoğu’daki her il sosyal sorun farklılığına sahiptir. Örneğin bir
Diyarbakır ile Mardin arasındaki çocuk modelleri ve yapıları asla benzerlik
içermez, yâ da Mardin ve Batman’daki sosyal sorunlarda önemli ölçüde farklılık
içermektedir. Mardin baz alındığında karşımıza mağduriyetlerin ve
mazlumiyetlerin en dibine çökmüş çocuklar çıkmaktadır. Demokrasi çemberi
içerisinde hiçbir hakları sağlanmamış çocuklar meydanlardadır. Çocuk olma
hakların daha doğdukları gün kaybetmiş binlerce mahkum çocuk karşımıza
çıkmaktadır. Okul bulursa eğer, okula giderken yakacağını defter arasında
götürüp kendine gelecek inşa etmek için karlı dağlarda kanlı yollarda direnen
ve çocuk olmak için büyüyen çocuklar vardır. Sosyal adaletten uzak sistemlerde
ezik büyütülen çocuklar vardır.


Kendi dillerini kullanmaya korkarak büyüyen ve ötekileştirilerek
hırslandırılan çocuklar vardır ve daha vardır da vardır. Kolalı gömlekleri,
lacileri ve frapan ruhlarıyla makam yürüten zatı muhteremlerden önce sokağa
çıkıp ve vergisiz bile olsa topluma hizmet eden çocukları gördükçe gözlerim
yaşarmakta ve zabıtalara ya da polislere toplatılıp baskıyla sokaktan
uzaklaştırılmaya çalışılan zihniyeti gördükçe de vay yarınımızın haline
demekten kendimi geri alamıyorum.  Ama
aynı lacili amcamlar bir devlet büyüğü geldiğinde yada bayramlarda ilk malzeme
olarak ya birkaç kilo şeker ya da elindeki Plastikten oyuncaklarla o çocuklar
üzerinden prim yapmayı ve duygu sömürüsü yapmayı bir hayli iyi bilmekteler. Ama
çocuklara yarınlar hazırlanmaya yönelik sözde değil, içeriği dolu
rehabilitasyon merkezleri, toplum danışma merkezleri ve ailesel bütünlük
çerçevesinde sosyal programları gerçekleştirseler, daha büyük bir Türkiye ve
güçlü yarınlara yetişecek mimarlarımız işte şimdiki sözünü ettiğimiz o sokaktan
çıkacaklardır. Tıpkı kentsel dönüşüm gibi, toplumsal dönüşüm uygulanmalıdır.
Yoksa dostlar alış verişte görsün diye çocuklara barınak açmak ve kirli
çarşaflarda ve rutubetli duvarlarda onları ezmeye devam etmek iş ve icraat
değildir.


Panelin ardından gazeteci arkadaşlarla yaptığımız sonuç
değerlendirmesinde  bir  gazeteci arkadaşımızın söylediği bir söz beni
çok etkiledi. Yazımı bu gazeteci arkadaşımızın sözünü tırnak içine alarak
bitirmek istiyorum.


“Mardin’de hayvan barınağı var ama ne çocuklar ne de kadınlar
için herhangi bir sığınma evi yok!”


              

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/sokak-cocuklarimizzz)