# Süleyman Demirel’in Kürt Yüzü

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/suleyman-demirelin-kurt-yuzu
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-06-24T10:14:08+03:00
- Güncelleme: 2015-06-24T10:14:08+03:00
- Yazar: FARAÇ ÇOBANOĞLU
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Türkiye’de
başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapan her kimse Kürt Sorunu ile ilgisi olmaz
mı? 91 yaşında hayata gözlerini yuman Demirel, 35 yıl siyasette aktif kaldı. Bu
zaman diliminde Kürt sorunu ile başı sürekli belada idi, deyim yerindeyse.
Aşağıda
kısaca 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in siyasal hayatını derledik. Bu
bilgiler ışığında bizimde bazı parametreleri ortaya koymak gibi bir görevimiz
olduğunu düşünüyoruz.



  Siyasete 1962 yılında Adalet Partisi (AP) İdare Kurulu üyesi olarak
başlayan Demirel, iki yıl içinde, 28 Kasım 1964'te genel başkanlığa seçildi.
Kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965 aylarında görev yapan koalisyon
hükumetinde Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı olarak görev alan Demirel, 10
Ekim 1965'te gerçekleştirilen seçimlerde ilk kez milletvekili oldu.
Seçimlerden
birinci çıkan partinin lideri, Isparta milletvekili Süleyman Demirel, Türkiye
Cumhuriyeti'nin 12. Başbakanı olarak hükümeti oluşturdu. Demirel, 1969, 1970,
1975, 1977 ve 1979 yıllarında beş kez daha hükümet kurdu. 12 Mart muhtırasından
sonra "şapkasını alıp giden" Demirel, Adalet Partisi 1973
seçimlerinden ikinci parti olarak çıkınca ana muhalefet lideri olarak siyasi
hayatına devam etti.
Milli
Selamet Partisi lideri Necmettin Erbakan ve Milliyetçi
Hareket Partisi lideri Alparslan Türkeş ile 1975'te birinci Milliyetçi Cephe
hükümetini kuran Demirel, 1977 yılında Erbakan ve Türkeş ile ikinci Milliyetçi
Cephe hükümetini oluşturdu. 1979 seçimlerinden sonra MSP ve MHP'nin
desteklediği azınlık hükümetinin başında olan Demirel, 12 Eylül darbesiyle
siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kaldı.



    Partisi faaliyetten men edilen Demirel, 13 Eylül-11 Ekim
tarihlerinde Hamzakoy'da zorunlu ikamete gitti. 1982 Anayasası ile siyaset yapması
10 yıl yasaklanan Demirel, kapatılan Adalet Partisi'nin eski yöneticileriyle
bağlarını koparmadı. Siyasi partilerin kurulmasına verilen iznin ardından
Demirel ile yakınlığı bilinen siyasetçiler ve bazı eski AP yöneticilerince
kurulan BüyükTürkiye
Partisi,
Milli Güvenlik Kurulu kararıyla "AP'nin devamı olduğu" gerekçesiyle
kapatıldı. Demirel, siyaset yasağını çiğnediği gerekçesiyle Çanakkale Zincirbozan'da
yine zorunlu ikamete alındı.


    -Yedi kez hükümet kurdu



  Demirel'in siyasi yasağı 1987 yılında yapılan referandumla kaldırıldı.
Doğru Yol Partisi'nin genel başkanlığını 24 Eylül 1987'de Hüsamettin Cindoruk'tan devralan Demirel,
29 Kasım 1987'deki genel seçimlerde yeniden Isparta milletvekili oldu. DYP,
1991'de yapılan genel seçimlerden birinci parti olarak çıkınca, kendi
başkanlığında DYP-SHP koalisyonu kuruldu. Yedinci kez hükümet kuran Demirel,
49. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin başbakanı olarak 20 Kasım 1991'den 16
Mayıs1993'e kadar görev yaptı.



    Süleyman Demirel, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Nisan 1993'teki
ölümünün ardından 16 Mayıs 1993'te, TBMM tarafından Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı seçildi.
Önce
Süleyman Demirel’in dünyaya geldiği yıllara bakalım. 1924 doğumlu olan Demirel,
dünyaya gözlerini açtıktan bir yıl sonra 1925 yılına  Cumhuriyetle hesaplaşan Şeyh Said İsyanı
yaşandı. Tabiri caizse Demirel, gözlerini hak talepli Kürtlerin mücadelesi ile
açtı. Erzurum ve Sivas Kongrelerinin hazırlık süreçlerinde Kürtlere evrilen
sözler tutmayınca önce Koçgiri ardından diğer isyanlar patlak verdi. Çok kızgın
ve öfkeli olan Kürtler, aldatılmanın eziyetini yaşıyor olmalı ki, Ağrı ve
Dersim İsyanları ile tepkilerini doruğa çıkardı. Son Dersim İsyanı yaşandığında
Demirel, 14-15 yaşlarında bir genç idi. 
Siyasete
atılmadan önceki bürokratik yıllarında da Demirel, Kürtlerin yaşadığı
sürgünler, göçler ve ağır cezaların tanığı oluyor.
Demirel ile nasıl
tanıştım
Şaşırmayın
sevgili dostlar, Süleyman Demirel ile askerlik falan yapmadım. Ben daha
ilkokulda iken (1975-79 yılları arası) sanırım 1979 yılı idi, bir seçim
olmuştu. Bizim köyde Qadê Ela (Abdulkadir Mercan) amcamız vardı. Rahmetli Qado
Amca AP (Adalet Partisi)de senatör idi. Bu seçimde de ona çalışıyordu ailecek.
Eşi Rahmetli Heci Şemsê de oy isterken Êm Bıdın Hespê (At’a Oy Verin) şeklinde
propaganda yapıyordu. Anlayamadım tabi önce. Sonra Rahmetli babam oy pusulasını
gösterdi; meğer at AP’nin sembolüymüş. Bu şekilde ilk defa legal siyasetle
tanışmış oldum. Tabi bölgenin en etkili başka bir partisi de CHP idi. Oy pusulasında
CHP’yi simgeleyen altıok ile de tanıştım. 

Bu
zamanlarda Kürtleri temsil eden herhangi bir parti yok ama Kürt eşrafı bu
partilerde temsil pozisyonlarında idi. Süleyman Demirel, 1964 yılında AP’nin
Genel Başkanlığına seçilirken Kürt siyasi hareketi illegal olarak çalışmalarını
sürdürüyordu. 1960’ta Demokratik Kürt Siyasi hareketi olan DDKO devletin ağır
baskısı altında kapatılmış, yöneticileri tutuklanmış, ağır cezalara
çarptırılmıştı. Birkaç yıl sonra ise T-KDP ve TKDP gibi illegal Kürt siyasi
partileri kurulmuştu. Kürtlerin bu gibi oluşumları 1971 Muhtırası ile ağır
bedeller ödemekten kurtulamadı. 
Deniz
Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarından sonra Türkiye’de adeta yaprak kımıldanmaz
hale geldi. Kürt siyasi aktörleri 1974’ten sonra tekrar güç biriktirerek
toplumsal ve siyasal zemine çıkmaya başladı. Özellikle TİP (Türkiye İşçi
Partisi)ten ayrılan Kürt siyasal aktörleri bağımsız örgütlenme anlayışı ile
toparlanmaya başladı. Kısa bir süre sonra Özgürlük Yolu, DDKD (Devrimci
Demokratik Kültür Derneği), Kawa, Rızgari, PKK gibi oluşumlarla Kürt halkı
tanışmaya başladı.
Öte
yandan TBMM’ye Şerafettin Elçi, Abdulkerim Zilan, Nurettin Yılmaz gibi
siyasetçiler ferdi olarak yer aldı 1980 öncesi dönemde. Özellikle Şerafettin
Elçi, Bayındırlık Bakanı iken “Türkiye’de Kürt vardır ve ben Kürdüm.” Demesi
Türkiye’de yankı, Kürt halkı nezdinde heyecan yarattı. Tabii bu dönemlerde
TBMM’de Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş
gibi liderler vardır ve Kürt sorunu konusunda inkar politikasının göbeğinde
durmaktadırlar.
12
Eylül 1980’de Türkiye’nin tarihinde yep yeni bir sayfa açıldı; doğal olarak
böyle bir sayfa Kürtler için de açılmış oldu. Yukarıda adı geçen bütün Kürt
örgütlerine askeri operasyonlar düzenlendi.Binlerce Kürt siyasetçi gözaltına alındı,
tutuklandı ve işkencelerden geçirilerek ağır hükümler giydi. Diyarbakır
Seyrantepe Cezaevi bu anlamda “sembol” oldu. Bu sembol devlet adına işkence
hane, Kürt siyaseti adına ise direniş kalesi olarak tarihte yer aldı.  
Askeri
darbeden sonra Süleyman Demirel, yedi yıl siyasi yasaklı kaldı. 1987 yılında
Dava arkadaşlarının Hüsamettin Cindoruk başkanlığında kurduğu DYP (Doğruyol
Partisi)nin başına geçti. Daha sonra ise 1991 yılında yapılan seçimde birinci
çıkan DYP, SHP ile koalisyon kurdu. Bu yıllar Kürdistan coğrafyası “düşük
yoğunluklu savaş” arenasıdır. Faili meçhul cinayetleri, köy boşaltmalar ve
PKK’nin askeri karakollara yaptığı baskınlar ardı arkası kesilmiyor. Bu
atmosferde yardımcısı Erdal İnönü ile Diyarbakır’a gezi yapar ve “Kürt Realitesini
tanıyoruz.” (8 Aralık 1991)Şeklinde açıklama yaptıysa da, kısa bir rehavetin
ardından çatışmalar bütün hızıyla devam etti. Çünkü başbakan demirel’in
sarfettiği bu cümle lafta kaldı. Zira Kürt sorunu askere havale edilmişti.
Belki
Demirel döneminde Kürt sorunu açısından en önemli olay, DEP (Demokrasi partisi)
milletvekillerinin meclisteki durumuydu. Daha yemin merasiminde Leyla Zana, “Ez
vê sondê jı bo gelê Kürd û Tirk dixwim” (Bu yemini Kürt ve Türk halkları için
okuyorum) biçimindeki çıkışı, Demirel önderliğindeki DYPlileri çılgına
çevirmişti. Bizzat Demirel başta olmak üzere bütün milletvekilleri meclis
sıralarına vurarak Leyla Zana protesto edilmişti. Denilebilirki bu olay,
süleyman demirel hayatında bir kırılma noktası oluşturmuştu. 
Aslında
Süleyman Demirel’in siyasal yaşamına bakıldığında, özellikle 19980-87 yılları
arası, kendi partisi kapatılmış, kendisi cezaevine girmişti. Bu aşamada kendisi
de demokrasi ve siyasal özgürlükler için mücadele ediyordu. Altı kere gitmesi
ve yedi kere gelmesi bunu en iyi özetlemektedir. Ancak DEPli vekillere
gösterdiği tahamülsüzlük kendisinin bulunduğu pozisyonla çelişiyordu bir
anlamda.
90’li
yıllarda Demirel ve Turgut Özal’ın memleketi yönettikleri yıllarda, Kürt
siyasetçileri ve aydınları hedef seçilmiş ve öldürülmüşlerdi. DEP’li Vekil
Mehmet Sincar ve Kürt Aydını Musa Anter’in katledilmeleri bu dönemde olan
olayların başında gelir.
Kürt
gazetecilerine ise “Militan Gazeteciler” deyimini kullanmıştı ki daha sonra
onlarca gazeteci öldürüldü veya yaralandı. Meğer Demirel “Kürt Realitesi” bu
şekilde hedef haline getirmişti.
16
Mayıs 2000’e kadar cumhurbaşkanlığı görevinde bulundu Süleyman Demirel.
Cumhurbaşkanlığı döneminde HEP(Halkın Emek Partisi) 18 Ağustos 1993’te,  16 Haziran 1994’te DEP kapatılırken, bundan
sonra kurulan HADEP hakkında kapatılma davası da 29 Ocak 1999’da anayasa
mahkemesi tarafından açılmıştı. Daha sonra HADEP 2003 yılında kapatılmaktan
kurtulamadı.
Bu
süre zarfında Kürt milletvekilleri ve partilerin yöneticileri kimi yurtdışına çıkmak
zorunda kalmış kimi de cezaevlerine girmekten kurtulamamıştı. Ağır bir askeri
vesayetin altında siyaset yıllarını geçiren Demirel’e “Süleyman Bey askerden çekinir.” Yakıştırması da yapılmıştı. Ayrıca
Demirel, siyasi hayatı boyunca “Kürt realitesini tanıyoruz.” Sözü hariç “Kürt”
kelimesini ağzına almadı; sanki bu konuda yeminliydi. Kürtleri “İnkar Abidesi” haline gelmişti. Kürt
realitesini tanıdığını söyledi, Kürtler kan ve gözyaşı dökmeye başladı. 
Kürt
sorununun siyasi ve barışçıl çözümü konusunda “Federasyonu bile tartışabiliriz”
diyen dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kuşkulu ölümünün aydınlatılması
konusunda yapılan yoğun çalışmalar ile ilgili açıklama yapmaması ya da ketim
davranması dikkatimizden kaçmayan Süleyman Demirel’le ilgili bir başka çarpıcı
not olsa gerek. 













































Özetle
Süleyman Demirel’in Kürt yüzü böyledir.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/suleyman-demirelin-kurt-yuzu)