# Suriye krizi maskeleri bir bir düşürüyor

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/suriye-krizi-maskeleri-bir-bir-dusuruyor
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-05-29T13:37:54+03:00
- Güncelleme: 2013-05-29T13:37:54+03:00
- Yazar: MUHAMMED İKBAL SAYLIK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Suriye’de
son 2 yıldır yaşananlar, bölgemiz ve hatta dünya için bir turnusol işlevi
gördü.
Maskeler
bir bir düştü; herkesin gerçek yüzünü ortaya çıkardı.
Onlarca
yıldır oluşmuş ve hatta sabitleşmiş yargılar yıkıldı, gizli kimlikler, gizli
niyetler gün gibi meydana çıktı.
Kahraman
bilinenlerin aslında nasıl da bunun tam tersi bir durumda oldukları gözler
önüne serildi.
Din
adına hareket ettiklerini söyleyenlerin aslında nasıl koyu bir mezhep taassubu
içinde oldukları, mevzubahis mezhepleri olduğunda dinlerine düşman olarak lanse
ettikleri yapılarla bile aynı noktada buluşabilecekleri görüldü.
Yıllar
yılı ABD ve İsrail korkuları (!) üzerine bir imparatorluk kuranların asıl
yüzlerini görmemiz için Suriye benzeri bir kriz gerekiyormuş demek ki.
Bölgede
bir Şii ekseni oluşturma peşinde olan İran, bu hedefini gerçekleştirmek adına
binlerce masum sivilin katline göz yumuyor, dahası bizzat bu katliamlara ortak
oluyor.
İran’ın
kuklası konumundaki Irak yönetimi topraklarını Suriye’ye giden İran ve Rus
askeri ve lojistik yardımları için bir koridor haline getirmekte bir beis
görmüyor.
Bölgede
İsrail’e karşı verdiği mücadele ile efsaneleşen Hizbullah örgütü de masum
katliamına militanlarını alet ederek bölgede haklı olarak oluşturduğu efsaneyi
yine kendi elleriyle yerle bir ediyor.
Özellikle
son olarak Hizbullah lideri Nasrallah’ın “Suriye düşerse Kudüs de düşer”
açıklaması tam anlamıyla bir demagoji ve tutarsızlıklarla dolu bir açıklamadır.
Şöyle
ki Kudüs’ün hamisi Suriye yönetimi midir ki, Suriye düşerse Kudüs de
düşecektir?
Suriye
rejimi bugüne kadar Kudüs’ü korumak veya kurtarmak adına ne yapmıştır da bundan
haberimiz yoktur?
Üstelik
Kudüs’ün hala düşecek bir yeri kalmış mıdır?
Mescid-i
Aksa’da namaz kılmak için bile işgalci İsrail’den izin alınan bir ortamda Kudüs
zaten düşmüş değil midir?
Nasrallah
da, tıpkı İran gibi, İsrail karşıtlığı üzerinden kurduğu imparatorluğunu devam
ettirmenin gayretiyle masumların kanına elini bulaştırmaktan çekinmiyor.
Batı’nın
müdahil olmaması sebebiyle de Suriye, şu anda meydanı boş bulan şer ekseninin
yani Rusya, Çin ve Şii ittifakının (İran, Irak, Hizbullah) ameliyat masasında
kesilip biçiliyor.
Bu
noktada en son olarak AB üyesi ülkelerin Suriyeli muhaliflere yönelik zaten
oldukça anlamsız ve haksız olan silah ambargosunu sona erdirme kararları
oldukça geç kalmış olsa da yerinde bir karardır.
Burada
elbette Batılı güçlerin fiili olarak Suriye’ye müdahale etmelerini
savunmuyorum; tam tersine bölgede bu tür bir müdahaleye karşıyım.
Benim
savunduğum, Suriyeli muhaliflerin silah ve lojistik anlamda desteklenmesi
gerektiğidir.
Yeterli
insan gücüne sahip muhalifler, silah ve lojistik anlamında da takviye
edilirlerse bu rejimi alaşağı etmeleri fazla uzun sürmeyecektir.
Rusya’nın
silah ambargosunun kaldırılmasına tepki göstermesi de ancak pişkinlikle
açıklanabilir.
Kendisi
Suriye rejimine her tür mali ve askeri desteği cömertçe sağlarken, Batı’nın
şimdilik sözde kalması muhtemel görünen (en azından 1 Ağustos’a kadar) kararını
eleştirmesi, “Suriye’de sadece ben (ve müttefiklerim) at oynatayım” mantığından
başka bir şey değildir.
Suriye’deki
karışıklığın ABD ve İsrail oyunu olduğu iddiası da tamamen içi boş bir söylemdir.
ABD
yönetimi İsrail’i müdahale etmeyi şu aşamada asla düşünmemektedir.
Çünkü
Obama yönetimi çöküş içindeki ABD ekonomisi toparlamaya çalışmakla meşguldür,
bunun dışında bir gündemi bulunmamaktadır.
Irak’tan
çekilmesi de, Afganistan’daki varlığını minimize etme kararı da bu politikansın
bir sonucudur.
Yani
ABD’nin şu sıralar bir dış müdahaleyi kaldıracak lüksü yoktur.
İsrail’e
gelince; Suriye’de mevcut rejimin devrilmesi İsrail’in lehine değil tam tersi
aleyhine olabilecek bir durumdur.
Suriye’de
Mısır benzeri İslami kökenlere dayalı bir yönetimle uğraşmaktansa, İsrail’in
tavuğuna “kışt” demeyen Esed rejiminin başta kalması İsrail için daha makul bir
seçenektir.
İsrail’in
dönem dönem Esed rejimini tehdit etmesi de kanaatimce şu anda çoğunluğu Esed’e
karşı olan bölge halklarını bu muhalefetlerinde biraz daha gevşek olmaları için
planlanmış bir senaryo bile olabilir.
Zira
İslami bir yönetim, Mısır ile birlikte, İsrail’i çepeçevre saracak bir kıskaca
dönüşebilir.
Türkiye’nin
izlediği Suriye politikası ise genel itibarıyla doğru bir politikadır.
Bazı
eleştiriler mutlaka getirilebilir; hatasız bir siyaset mümkün değildir.
Mesela
Suriye ile olan sınırların güvenliğinin yeterince sağlanamaması gibi
uygulamalar eleştirilebilir.
Ama
sırf bu eksiklikler yüzünden Suriye politikasının en başından beri yanlış
olduğunu savunmak haksızlık olacaktır.
Ölümden
kaçan komşusu kendi evine sığınan bir insan o komşuya nasıl davranıyorsa
Türkiye de bu noktada aynısını yapmıştır.
Üstelik
sınırın diğer tarafında binlerce akrabası olan vatandaşlara sahip bir ülkenin
gözünü, kulağını bu drama kapatması veya seyirci kalması beklenemez.
Bu tür
bir politika klasik CHP politikasıdır; bunun bahanesi de yıllar yılı “yurtta
sulh cihanda sulh” ile özetlenen pasif, korkak ve inisiyatif almaktan aciz bir
siyasetin temelini oluşturan sözdür.
Ancak
CHP Suriye konusunda pasif kalmamış tam tersine savaşın tam ortasında elinde
binlerce sivilin kanı olan diktatörle buluşmaktan çekinmemiştir.
Yani
başta saydığımız şer ekseninin içinde Türkiye’de başını CHP’nin çektiği
ulusalcı, ulusolcu, Ergenekon ve darbe muhibbi cephe de yer almaktadır.
Türkiye
komşuluğun ve dahası insan olmanın gereğini yerine getirmiştir, buna devam
etmektedir.
Bunun
külfetleri elbette olmuştur; olacaktır.
Ancak
en azından vicdanlar rahattır, bu insanların dramına kayıtsız kalınmamaktadır.
Sığınmacıları
terörist, onlara kucak açan ülkenin Başbakanını da” teröristbaşı” olarak
nitelemenin ayıbı da bir ömür CHP’ye yeter. 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/suriye-krizi-maskeleri-bir-bir-dusuruyor)