# Suriye’de terörizm bahanesi

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/suriyede-terorizm-bahanesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-03-18T14:21:19+02:00
- Güncelleme: 2014-03-18T14:21:19+02:00
- Yazar: MUHAMMED İKBAL SAYLIK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Bir süredir
iç politikada yaşanan gelişmeler sebebiyle Suriye’deki insanlık dramı
gündemimizden çıktı veya gündemimizde arka sıralara doğru geriledi. 
Ancak son
dönemlerde bu ülkede yaşananlar sebebiyle artık dünyanın dikkati, Baas
rejiminin katliamlarından El Kaide ile bağlantılı grupların varlığı ve
tehlikesine yönelmiş durumda. 
Bugün başını
Rusya ve İran’ın çektiği Esed yanlısı cephe, siyasi çözümün önünde en büyük
engel olarak Esed rejimini ve katliamları değil, işte bu El Kaide ile
bağlantılı grupların varlığını gösteriyor. 
Dünyaya
adeta Esed’in alternatifi olarak bu grupları göstererek, Esed’i
meşrulaştırmaya, iş başında tutmaya devam etmek istiyorlar. 
Suriye’deki
savaş başladığı zaman, Esed yönetimi Arap kamuoyunu yanına çekebilmek için ilk
olarak Filistin kartını oynamak istedi ve savaşın İsrail’e ve onun desteklediği
örgütlere karşı yapıldığı propagandasını kullandı. 
Hatta Esed
rejiminin en büyük destekçilerinden Hizbullah da bu söylemi bir adım ileri
götürerek “Suriye düşerse Kudüs de düşer” dedi; sanki Kudüs düşmemiş gibi. 
Ancak bu
iddia başta Filistinliler olmak üzere Arap kamuoyu tarafından reddedildi;
nitekim Şam’da yerleşmiş olan Hamas yönetimi savaşın ilk dönemlerinde ülkeyi
terk etti. 
Bugün Arap
kamuoyunda, Suriye’nin Filistin için savaştığına inanan aklı başında tek bir
insan bile yoktur. 
Bu kartın
işe yaramadığını gören Şam yönetimi bu kez de terörizm kartını piyasaya sürdü. 
Bu kartı
oynayarak kendisine mesafeli olan Batı cephesini ikna etmeye çalışan Esed yönetimi
bunda kısmen başarılı da oldu denebilir. 
ABD
medyasına verdiği röportajlarda Esed kendisini “İslami terörizme” karşı savaşan
bir lider gibi tasvir etti. 
Hatta Cenevre
görüşmelerinden önce Vatikan’la bile temasa geçerek kendisini terörizmle
savaşan bir kahraman gibi göstermeye çalıştı. 
Oysa gerçek
bundan çok farklı; savaş dördüncü yılına girerken Suriye’de katledilen
sivillerin sayısı artık 200 bin olarak ifade ediliyor. 
Terörizmle
savaştığını iddia eden Esed halkını en acımasız yöntemlerle katletmeye devam
ediyor. 
Bunu yaparken
bir yandan da açıkça dünyaya şu mesajı veriyor; ya beni desteklersiniz ya da
ben gidersem yerime El Kaideye mensup radikaller ve teröristler gelir. 
Aslında
Esed terörizmle savaşmıyor, tam tersine kendi yetiştirdiği veya ithal ettiği terör
gruplarını kullanarak koltuğunu sağlama almaya çalışıyor. 
Sıradan
Suriye halkının büyük bir bölümü aşırı şiddet yanlısı grupları desteklemiyor ve
geçtiğimiz yıla kadar Suriye topraklarında El Kaide ve onunla bağlantılı
örgütlerin adı bile telaffuz edilmiyordu. 
Ancak Suriye
muhalefetinin yalnız bırakılması ve Suriye halkının kaderine terk edilmesi
bölgeyi radikal grupların etkisine açık hale getirdi. 
Bugün Suriye
halkının büyük bir bölümü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) gibi radikal grupları
tasvip etmiyor. 
Ama ılımlı
Suriye muhalif cephesinin ne IŞİD’e ne de rejime karşı savaşacak yeterli gücü
yok. 
Geçtiğimiz
yıla kadar Suriye’de adı olmayan bu gruplar şimdi Suriye topraklarında terör
estiriyor, masum halka ve sivillere daha fazla zarar veriyorlar. 
Ve bu
bahaneyi kullanan uluslar arası toplum, Suriye’deki insanlık trajedisine
kayıtsız kalmaya devam ediyor. 
İşin daha
da vahim olan boyutu, bu terörizm kartını kullanan ülkeler, Suriye üzerindeki
siyasi emellerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. 
Uluslar
arası toplum bu radikal grupların arkasındaki asıl gücü anlamadığı sürece,
Suriye’deki krizde bir gelişme sağlanması mümkün görünmemektedir. 
Asıl güçten
ne kastettiğimi sanırım tahmin ediyorsunuz; Esed rejimi elbette. 
Geçtiğimiz
Aralık ayında Körfez İşbirliği Teşkilatı toplantısına katılan Suriye Ulusal
Koalisyonunun başkanlı Ahmed Jarba, Esed rejiminin, muhalifleri bertaraf etmek
için IŞİD’i açıkça desteklediğini ifade etti. 
Bugün Esed
rejimi IŞİD kartını kullanarak kendi vahşetini meşrulaştırmaya çalışıyor. 
Evet, IŞİD’in
savaş yöntemi çok vahşi; kafa kesmeler, işkenceler, kendilerinden olmayan
grupların mallarını ve hatta kadınlarını ganimet olarak görmek çok vahşi ve
insanlık dışı uygulamalardır. 
Ancak diğer
yandan bugün artık sayısı 200 bin olarak ifade edilen sivilin vahşice
katledilmeleri, fotoğraflara yansıyan işkenceler ve ölüm kampları da rejimin
günahlarıdır. 
Bu günahlar
hiçbir şekilde mazur görülemez. 
























































































































Terörizm tehdidi,
uluslararası toplumun Suriye toplumuna karşı duyarsız kalması için bir bahane
değildir, olmamalıdır.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/suriyede-terorizm-bahanesi)